Oğuz beylerindendir. Adı, Dede Korkut anlatılarının ilk boyuna verilmiştir. Boy onun oğulsuzluğuyla açılır, oğlunu kendi eliyle vurmasıyla sürer ve oğlunun onu tutsaklıktan kurtarmasıyla biter.
Bayındır Han'a bağlı beylerden biridir. Kendi obası, otağı ve kırk yiğidi vardır. Adı yalnız bu boyda geçer, öbür boylarda anılmaz. Oğuz anlatılarının en tanınmış kişilerinden biri olmasını, kusursuz bir yiğit değil yanılan bir baba olmasına borçludur.
Kara Otağ
Bayındır Han yılda bir kez toy kurup Oğuz beylerini konuk eder. Meydana üç otağ diktirir. Ak otağa oğlu olan, kızıl otağa kızı olan, kara otağa ise çocuğu olmayan bey konur. Kara otağın altına kara keçe döşenir, önüne kara koyun yahnisi getirilir. Yerse yer, yemezse kalkıp gider.
Çocuğu olmadığı için kara otağa o gönderilir. Suçunun ne olduğunu sorar, karşılık olarak Tanrı'nın kendisini kargıdığı, bu yüzden beylerin de kargıyacağı söylenir. Oğuz'da bey olmanın ölçüsü mal ya da yiğitlik değildir, ardından gelecek bir soydur. Ocağı sönecek adam meydanda ağırlanmaya değmez sayılır.
Otağdan çıkıp hatununa döner ve kusuru önce onda arar. Hatun suçlamayı üstüne almaz, yol gösterir. Ulu bir toy kurulacak, aç doyurulacak, çıplak donatılacak, borçlu borcundan kurtarılacaktır. Ağzı dualı kişilerin alkışıyla Tanrı belki bir evlat verir. Bu dert Oğuz'da yalnız ona düşmüş değildir. Kam Büre Bey de oğulsuzluğuna aynı mecliste ağlar ve beylerin duasıyla Bamsı Beyrek'e kavuşur.
Oğlunun Doğuşu ve Adı
Toy kurulur, dua alınır ve bir oğlu olur. Oğlan on beş yaşına gelene dek adsız büyür, çünkü Oğuz töresinde ad başarılan bir işin karşılığıdır.
Bayındır Han'ın bir boğası, bir de buğrası vardır. Bir yazın bir güzün bu iki hayvan ak meydanda dövüştürülür. Oğlanın on beşinci yılında boğa meydana salınır, oyun oynayan çocuklar dağılır, yalnız o yerinde kalır. Hayvanın alnına yumruğunu dayayıp geri geri iter, boğa ayakta duramayıp yıkılır. Oğlan bıçağını çekip başını keser.
Oğuz beyleri Dede Korkut'u çağırır. Ozan gelir, boğayı yendiği için oğlana Boğaç adını verir, adı kendisinin verdiğini yaşı Tanrı'nın vereceğini söyler ve babasından ona beylik diler. Dirse Han oğluna beylik ve taht verir. Boyun düğümü burada atılır. Çocuğu olmadığı için aşağılanan adam, bu kez oğlunun gölgesinde kalacaktır.
Kırk Yiğidin İftirası
Beyliği alan oğlan, babasının kırk yiğidini eskisi gibi saymaz olur. Yiğitler bunu kaldıramaz, aralarında sözleşip oğlanı babasına kötülerler. Yirmişer bölünüp ayrı ayrı gelirler, iki ayrı ağızdan aynı söz çıkınca yalan doğruya benzer.
Söyledikleri şudur. Oğlan azgın çıkmıştır, kudretli Oğuz'un üstüne yürümüş, ak sakallı kocaların ağzına sövmüştür. Yarın babasının yerine geçmek için onu öldürecektir.
Dirse Han bu sözlere inanır. İnanmasının nedeni yalnız yiğitlerin ustalığı değildir. Oğlu, kendi elinden aldığı tahtla birlikte Oğuz'un gözünde onun önüne geçmiştir. Boy görünüşte bir baba oğul çekişmesidir, altında yatan ise taht ve güç kavgasıdır.
Kazılık Dağı'ndaki Ok
Kırk yiğit bir av düzenler. Oğlan hüner göstermek için babasının önüne geyik sürer. Yiğitler hanın kulağına eğilir. Oğlanın geyiği değil onu vurmaya geldiğini, o kendisini öldürmeden onun oğlunu öldürmesi gerektiğini söylerler.
Dirse Han katı yayını eline alır ve oku uz atar. Ok oğlanı iki küreğinin arasından vurur, oğlan atından yıkılır. Han arkasına bakmadan döner.
Kanlar içinde yatan oğlana boz atlı Hızır görünür. Yarayı eliyle üç kez sıvazlar. Bu yaradan ona ölüm olmadığını, dağ çiçeği ile ana sütünün yarasına merhem geleceğini söyleyip yiter.
Han obaya döner. Hatun, oğlunun ilk avı için kurduğu şölenin ortasında onu tek başına görür ve iki gidip bir geldiğini, oğlunun nerede kaldığını sorar. Dirse Han karşılık vermez. Yerine kırk yiğit söz alıp oğlanın sağ esen avda olduğunu, bugün yarın döneceğini söyler.
Hatun kırk ince belli kızı yanına alıp Kazılık Dağı'na çıkar. Bir derenin içine karga kuzgun inip kalktığını görür, atını oraya sürer. Oğlanın iki köpeği kuzgunları başına kondurmamaktadır. Sütünü dağ çiçeğiyle karıştırıp yaraya sürer ve oğlan kırk günde ayağa kalkar.
Tutsaklığı ve Kurtuluşu
Oğlanın yaşadığı duyulunca kırk yiğit için dönüş yolu kalmaz. Bu kez hanın kendisine yürürler. Ak ellerini ardına bağlar, kıl sicimi boynuna geçirir, etinden kan çıkana dek döverler ve onu kâfir illerine götürmek üzere yola koyulurlar.
Haberi yine hatun getirir. İyileşen Boğaç kendi kırk yiğidini alıp babasının ardından at sürer. Yetişir, kimini kılıçtan geçirir, kimini tutsak eder ve babasının bağını çözer. Kendisini vuran adamı kurtaran, vurulan oğuldur.
Boyun sonunda beyliği ve tahtı oğlana hanlar hanı verir. Dede Korkut gelir, olanları soylar, dinleyene dua eder ve anlatıyı düzüp koşar. Baba ile oğul arasında kan davası açılmaz, kimseden hesap sorulmaz. Yanılgı yanılana bağışlanır.
Boydaki Yeri
Oğuz beylerinin çoğu yenilmez yiğitlerdir. O ise sözle yanıltılan, yanıldığı için kendi başına iş açan ve borcunu oğlunun eliyle ödeyen bir kişidir. Boyu ayakta tutan güç de budur. Kusur kahramanın kolunda değil, başkasının ağzına bakan kulağındadır.
Adı hiç anılmayan hatunu boyun en etkin kişisidir. Yol gösteren, arayan, iyileştiren ve haber getiren hep odur. Kırk yiğidin sözü hana geçer, hatunun aklı ise her seferinde doğruyu bulur.
İftiraya kanıp oğluna kıyan baba başka mitolojilerde de vardır. Yunan anlatısında Teseus, karısının suçlamasına inanıp oğlu Hippolitos'a beddua eder ve onun ölümüne yol açar. İki anlatının ayrıldığı yer sondur. Orada oğul ölür ve baba yalnız kalır, burada oğul ayağa kalkar ve babasını kurtarır.