söylence
/sümer/ninhursag
_

Ninhursag

Ninhursag
Ninhursag.
Ninmah, Nintu, Aruru, Belet-İli olarak da bilinir.
Doğumun ve yaratılışın ana tanrıçası.

Doğumun, doğurganlığın ve yaratılışın ana tanrıçasıdır. Erken dönem tanrı listelerinde An, Enlil ve Enki ile birlikte en üst dörtlü içinde sayılır. Adı dağın hanımı anlamına gelir; dağ eteklerinin ve yabanıl toprağın bereketiyle ilişkilendirilir.

Metinlerde birden çok adla geçer: yüce hanım anlamındaki Ninmah, doğum yaptıran hanım anlamındaki Nintu ve Akad metinlerinde kullanılan Aruru bunların başlıcalarıdır. Bu adların her biri onun ayrı bir işlevini öne çıkarır.

Krallar kendilerini Ninhursag'ın sütüyle beslenmiş diye anmıştır; tahtın meşruiyeti onun bakıcılığına bağlanırdı. Başlıca tapınakları Keş ve Adab kentlerindeydi.

İnsanın Yaratılışı

Yeryüzünün işlerini yapan küçük tanrılar bu yüke dayanamayıp başkaldırdığında, yükü üstlenecek yeni bir varlığın yaratılmasına karar verilir. İnsanı kilden biçimlendiren Enki ile Ninhursag'dır; can veren, doğurtan ve biçimi tamamlayan tanrıça odur.

Aynı anlatının bir bölümünde ikisi karşılıklı bir yarışa girer: Ninhursag kusurlu bedenler yaratır, Enki her birine yaşayabileceği bir yer ve iş bulur. Bu bölüm, insan çeşitliliğinin ve engelli doğanların toplum içindeki yerinin söylencesel açıklaması sayılır.

Enki ile Anlatısı

Bir başka anlatı, hastalıktan arınmış ve ölümün bilinmediği bir ülkede geçer. Enki'nin arka arkaya gelen birleşmelerinden doğan tanrıçalar ve toprağa düşen tohumdan biten sekiz bitki, anlatının çekirdeğini oluşturur.

Enki, adlarını koyarak bu sekiz bitkiyi tek tek yiyip tüketir. Buna öfkelenen Ninhursag ona ölüm bakışını yöneltir ve tanrılar arasından çekilip kaybolur. Onsuz kalan Enki'nin bedeni sekiz ayrı yerden hastalanır; hiçbir tanrı derdine çare bulamaz.

Sonunda bir tilki tanrıçayı bulup geri getirir. Ninhursag, hastalanan her uzuv için bir tanrı doğurur ve Enki'yi iyileştirir. Doğurduğu tanrıçalardan birinin adı hem kaburganın hanımı hem de yaşamın hanımı anlamına gelir; bu ikili anlamın sonraki yaratılış anlatılarındaki kaburga motifiyle ilişkili olabileceği öne sürülmüştür, ancak bu bir öneriden ibarettir.

Sonraki Dönem

Akad ve Babil metinlerinde tanrıların anası olarak anılmayı sürdürür. Bir anlatıda insanı, öldürülen bir tanrının kanıyla yoğrulmuş kilden yaratan yine odur; böylece insan hem ölümlü hem de tanrısal bir yan taşır.

Zamanla en üst dörtlüdeki yerini yitirmiş, doğum ve şifa alanına çekilmiştir. Buna karşın doğum yapan kadınların ve yeni doğanların koruyucusu olarak adı uzun süre anılmaya devam etmiştir.