Sümer mitolojisinde savaşın ve tarımın tanrısıdır. Baş tanrı Enlil'in oğludur. Tanrıların düzenine karşı çıkan varlıkların üzerine gönderilen, dövüşü kazanıp dönen kahramandır. Sabanın ve sulama suyunun da sahibidir.
Mezopotamya'da tarla, dağdan inen suyun kanallara alınmasıyla ekilir. Suyu tutan engeli kıran güç ile düşmanı kıran güç aynı sayılmıştır. Onun savaşı, ürünün önündeki engelin kaldırılmasıdır.
Soyu ve Tapımı
Anası kimi metinde Ninlil, kimi metinde dağın hanımı Ninhursag'dır. Babasının kenti Nippur'da, Eşumeşa adlı büyük bir tapınağı vardır. Kentin bayramlarından biri onun adını taşır, çift sürme mevsiminin başladığı gün kutlanır.
Eşi olarak sağaltıcı tanrıça Bau anılır. Nippur'da bu tanrıça, kentin hanımı anlamına gelen Ninnibru adıyla geçer. Sonraki dönemde onun yerini sağaltıcı tanrıça Gula alır.
Lagaş'taki Adı
Lagaş kentinde Ningirsu adıyla anılır. Bu ad Girsu'nun beyi demektir ve kentin kutsal bölgesinin adından gelir. Eski tanrı listelerinde ikisi ayrı ayrı geçer. Başlangıçta ayrı iki tanrı olup sonradan birleşmiş olmaları uzak bir olasılık değildir.
Lagaş'ın simgesi, aslan başlı dev kartal İmdugud'dur. Bu kuş kabartmalarda kanatlarını açmış, pençelerinde birer hayvan tutarken gösterilir ve tanrının armasıdır. Aynı kuşun başka anlatılarda onun düşmanı olması, simge ile avın burada aynı varlık olduğunu gösterir.
Kent yöneticisi Gudea, düşünde tanrıyı görüp Girsu'daki tapınağını yeniden yaptırdığını iki büyük kil silindire yazdırmıştır. Elli evi adıyla anılan bu yapı, tanrının en görkemli tapınağıdır. Bu metin bugüne kalan en uzun Sümerce yazındır. Daha önceki yönetici Eannatum, Umma ile olan sınır kavgasını bir taş anıta işletmiş, tanrıyı düşmanları ağa kapatmış olarak göstermiştir. Kentler arasındaki kavga, tanrılar arasındaki kavga diliyle anlatılır.
Asag ile Savaş
En uzun anlatısı, dağda oturan Asag adlı varlığın üzerine yürümesini konu alır. Asag ırmakları kurutur, toprağı yarar ve taşlardan kurulu bir ordu toplar. Tanrının konuşan silahı Şarur olup biteni ona haber verir ve düşmanın üzerine tek başına gitmemesini öğütler.
Öğüt tutulmaz. İlk karşılaşmada tanrı geri çekilmek zorunda kalır, çünkü düşman ortalığı toz bulutuna boğar. Bunun üzerine Şarur uçup babasına danışır. Enlil'in yağdırdığı yağmur tozu yatırınca tanrı yeniden saldırır ve Asag'ı yener.
Asıl iş bundan sonra başlar. Dağdaki buzun tuttuğu sular boşalıp ovayı basar. Tanrı yenilen taşları üst üste yığıp bir dağ sırası kurar, böylece suyu bir yatağa sokar ve Dicle'ye akıtır. Anası dağı görmeye gelince yeni yükselen sırayı ona armağan eder ve dağın hanımı adı buradan kalır.
Taşların Yargılanması
Savaşın ardından Asag'ın yanında duran taşları tek tek yargılar ve her birine bir yazgı biçer, kimini kutsar kimini lanetler. Kutsanan taş kral heykellerinin yapıldığı sert taştır, lanetlenen taş kırılıp bir kenara atılan taştır. Bir taşın sert ya da gevrek olması, o savaşta hangi safta durduğuna bağlanır. Doğadaki fark, geçmişte verilmiş bir yargının sonucu olarak okunur.
Çalınan Tabletler
Bir başka anlatıda İmdugud, tanrıların yazgıyı belirleyen tabletlerini çalıp dağlara kaçar. Tanrılar elsiz kalır, kimse kuşun üzerine gitmeye yanaşmaz.
Görevi Ninurta üstlenir. Attığı oklar geri döner, çünkü kuş tabletlerin gücüyle onları bozar. Bilge tanrı Enki'nin öğüdüyle kanat tüylerini hedef alır, güney rüzgârını çağırıp kopan tüyleri savurur ve kuşu düşürür. Tabletler yerine konur. Anlatının ayrıntılı biçimi sonraki dönem metinlerindedir.
Kaplumbağa
Kısa bir anlatı kahramanın sınırını gösterir. Yazgı tabletleri Enki'nin yurdu olan tatlı su derinliğine konmuştur. Aldığı ödülü yeterli bulmayan Ninurta tabletleri kendisi için ister ve kimseye söylemeden bütün yeryüzüne göz diker.
Niyetini sezen Enki, derinliğin balçığından bir kaplumbağa yoğurup pusuya yatırır. Hayvan arkadan tanrının topuk kirişini yakalar, ikisi birlikte açılmış bir çukura düşer. Tanrı çukurdan çıkamaz, Enki gücünün nereye gittiğini sorup alay eder. Metnin sonu kırıktır ve tanrının oradan nasıl çıktığı bilinmez.
Çiftçi Tanrı
Savaş yanı ne kadar öndeyse çiftçi yanı da o kadar eskidir. Ona Enlil'in çiftçisi denir. Sabanı, tohum atmayı, sulamayı ve hasadı sırasıyla anlatan Sümerce bir öğüt metni onun adı anılarak biter. Tarım bilgisi, bir tanrının verdiği buyruk olarak yazıya geçirilir.
Tahılın ve yazının tanrıçası Nisaba ile arasındaki yakınlık da buradan gelir.
Nippur'a Dönüşü
Bir övgü şiiri onun dağ seferinden dönüşünü anlatır. Arabasına yendiği varlıkları yükler. Altı başlı yaban koçu, yedi başlı yılan, bizon ve İmdugud bu yükün arasındadır.
Gürültüsü tapınağı sarsınca babası Enlil önce ürker, sonra oğlunu karşılar. Yenilenler öldükten sonra da tanrının yanında durur, çünkü onun büyüklüğü yendiklerinin sayısıyla ölçülür.
Arabadaki yedi başlı yılan, çok başlı canavarı öldüren kahraman anlatısının bilinen en eski örneğidir. Aynı imge Yunan mitolojisinde Herakles'in Hidra ile dövüşünde, Nors anlatısında Tor'un dev yılanla boy ölçüşmesinde görülür. Türk anlatısındaki Kızagan ise savaşta yardım eden tanrıdır. Ninurta'yı bunlardan ayıran, dövüşün ardından gelen iştir. Herakles canavarı öldürüp geri döner, Ninurta ise yendiği düşmanın taşlarından dağ yapar ve suyu tarlaya çevirir. Zaferi bir öldürmeyle değil, bir kanalla biter.