söylence
/sümer/nippur
_

Nippur

Nippur — Sümer Mitolojisi
Nippur.
Nibru olarak da bilinir.
Enlil'in kenti, Sümer'in dinî merkezi.

Sümer mitolojisinde baş tanrı Enlil'in kentidir. Sümercede adı Nibru biçiminde yazılır ve yazılışı doğrudan Enlil'in kenti anlamına gelir. Bugünkü Irak'ın güneyindeki kalıntıları, Fırat'ın eski kollarından birinin iki yakasına yayılır.

Öbür büyük Sümer kentlerinden ayrılan yanı, hiçbir zaman siyasal bir başkent olmamasıdır. Sümer kral listesinde krallığın oturduğu kentler arasında anılmaz. Buna karşılık krallığı veren yer olarak anılır. Ur ile Uruk kendi tanrılarının ve kendi krallarının kentiyken, Nippur bütün ülkenin ortak tapınağıdır.

Ekur

Kentin ortasında Enlil'e ayrılmış geniş bir kutsal alan bulunur. Buradaki tapınağın adı dağ ev anlamına gelen Ekur'dur. Yanında, ulu yer anlamına gelen Kiur adlı ikinci bir avlu vardır ve burası Ninlil'e bağlanır. Aynı alanda Enlil'in oğlu Ninurta'nın tapınağı da bulunur.

Ekur'un öbür adı Duranki, göğün ve yerin bağı demektir. Tanrılar burada toplanır, kaderler burada kesilir. Bu yönüyle Yunan mitolojisindeki Olimpos'a benzer. Aradaki fark yapıdadır. Olimpos bir dağdır ve insan eli değmez, Ekur ise tuğladan yapılmış bir evdir. Tanrıların kurulu böylece bir kentin ortasında toplanır.

Alanın en yüksek yapısı basamaklı bir kuledir. Bugün izlenen biçimini Ur kralı Ur-Nammu vermiştir. Ekur, Sümer'in en çok onarılan yapısıdır. Birbirini deviren hanedanların kralları sırayla buraya tuğla koydurmuş, her biri kendi adını yapının temeline yazdırmıştır.

Krallığı Veren Kent

Bir kralın bütün ülkenin kralı sayılabilmesi için Enlil'in onayı gerekirdi. Bu onay Ekur'da alınırdı. Kiş, Ur ya da İsin'de tahta çıkan bir hükümdar buraya armağan gönderir, tapınağa toprak, gümüş ve değerli taş bağışlar, karşılığında adının önüne ülkelerin kralı unvanını koyardı.

Bu düzen kente tuhaf bir güç verir. Nippur'un ordusu yoktur, ama kimin hükmedeceği burada belli olur. Kentin savaşlardan ve hanedan yıkılışlarından görece az zarar görmesi de bundandır. Kimse onayını alacağı yeri yıkmak istemez.

Kutsal yerin yönetim yerinden ayrı tutulması Türk anlatısında da görülür. Yazıtlarda kağana Ötüken'de oturması buyrulur ve orası bırakılırsa ilin çözüleceği söylenir. Aradaki fark oturandadır. Ötüken kağanın kendi yurdudur, Nippur'da oturan ise tanrıdır. Kral oraya yerleşmez, onay almaya gider.

Enlil ile Ninlil

Kentte geçen en bilinen anlatı Enlil ile Ninlil'in anlatısıdır. Metin kenti tanıtarak başlar ve surlarını, ırmağını, gemilerin yanaştığı iskelelerini, tatlı su kuyusunu ve Nunbirdu adlı kanalını tek tek sayar.

Annesinin uyarısına karşın kanalda yıkanan genç tanrıçayı gören Enlil onu zorla elde eder. Elli büyük tanrı ile kaderi belirleyen yedi tanrı onu yargılar, kirli sayıp kentten sürer. Ninlil karnındaki çocukla birlikte onun ardından yeraltına iner.

Yeraltında Enlil üç kez kılık değiştirip tanrıçanın karşısına çıkar ve her karşılaşmadan bir çocuk daha olur. Sonradan olan Nergal, Ninazu ve Enbilulu yeraltına karşılık olarak bırakılır. İlk çocukları ay tanrısı Nanna böylece yukarı çıkıp gökyüzüne yükselebilir.

Anlatının kent açısından ağırlığı sürgün kararındadır. Ülkenin en yetkili tanrısı bile kendi kentinin kuralının dışında değildir. Ekur'un sahibi, kendi tapınağının kapısından çıkarılır.

Tummal

Kentin yakınında Ninlil'e ayrılmış Tummal adlı bir kutsal alan bulunur. Yılda bir kez tanrıçanın heykeli süslü bir kayığa bindirilir ve su yoluyla buraya götürülür. Gece orada şölen kurulur, ertesi sabah kente dönülür. Kral Şulgi, kayığın onarıldığı yılı kendi yıl adlarından biri yapmıştır.

Tummal'ın onarımlarını sayan bir liste, yapının kaç kez yıkılıp kaç kez kurulduğunu kral kral yazar. Bu listede Uruk kralı Gılgamış ile oğlu Urlugal da geçer. Kutsal alanı onarmak böylece bir kahramanlık işi gibi anılır.

Tablet Tepesi

Kentin kalıntıları arasından binlerce yazılı tablet çıkmıştır. Bunların büyük bölümü tapınak kaydı ya da kral yazıtı değil, okul ödevidir. Yazıcı adayları önce işaret ve sözcük listelerini ezberler, sonra uzun metinleri kopyalardı. Öğrencilerin yazdığı metinler çoğu kez yazının tanrıçası Nisaba'ya edilen bir övgüyle biter.

Bugün bilinen Sümer edebiyatının çoğu bu kopyalardan gelir. Sümer mitolojisinin ayakta kalması, aynı metni defalarca yazan çocuklara bağlıdır.

Kentin geç bir döneminden kalan bir tablet ise kentin kendi planını gösterir. Üzerinde surlar, kapılar, kanal ve Ekur'un yeri işaretli, kapılar arasındaki uzaklıklar yazılıdır. Bugün bilinen en eski kent planı sayılır ve büyük olasılıkla onarım için çizilmiştir.

Ekur'a Dokunmak

Tapınağa el uzatmak Sümer anlatısında en ağır suç sayılır. Bir metinde Akad kralı Naram-Sin'in Ekur'u yıktığı anlatılır. Enlil buna karşılık dağlardan yağmacı bir halk indirir, ülke kıtlığa düşer ve kralın kendi kenti lanetlenir. Kazılar Naram-Sin'in tapınağı onarttığını gösterir. Anlatı bu yüzden olmuş bir yıkımı değil, sonradan gelen felaketin sebebini arar.

Kentin yıkılışına yakılan bir ağıt da vardır. Şiirde felaket yine bir fırtına olarak anlatılır. Kentini bırakan tanrı tapınağını boş bırakır, sokaklar ıssızlaşır, kutsal alan yabancı ayaklara açılır.

Ur için yazılan ağıttan ayrılan yanı sondadır. Nippur'un ağıdı yıkımda bitmez. Enlil öfkesinden döner, kral İşme-Dagan tapınağı yeniden kurar ve tanrı kentine geri gelir. Yıkımı da onarımı da aynı tanrıya bağlayan bu bitiş, kentin kutsallığının hiç kesilmediği düşüncesini korur.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 15 madde, aralarında 42 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.