Yunan mitolojisinde yeryüzünün kendisi ve tanrı kuşaklarının anasıdır. Evrenin başında beliren ilk varlıklardan biridir; Titanlar, tek gözlü devler ve yüz kollu devler ondan doğar. Adı doğrudan yer demektir.
Anlatı boyunca üç kez, üç ayrı hükümdara karşı harekete geçer. Her seferinde önce yeni düzenin kurulmasına yardım eder, sonra kendi çocuklarına yapılana dayanamayıp o düzeni devirmeye çalışır. Yunan mitolojisinin kuşak kavgalarını harekete geçiren güç odur.
Bir tanrıça olmakla birlikte tanrılardan sayılmaz. Olimpos'ta yeri yoktur, bir tahtı ya da mevkisi bulunmaz; çünkü o yönetilen ya da yöneten değil, üzerinde durulan şeydir.
Doğuşu ve İlk Çocukları
En eski anlatıya göre başlangıçta uçsuz bucaksız bir boşluk vardı; ardından geniş göğüslü Gaia geldi. Herhangi bir eşi olmadan, kendi başına gökyüzü Uranos'u doğurdu; onu kendisini her yandan örtsün ve tanrılara sarsılmaz bir yurt olsun diye var etti. Ardından dağları ve denizi doğurdu.
Sonra kendi oğluyla birleşip evrenin ilk tanrı kuşağını dünyaya getirdi: on iki Titan, üç tek gözlü dev ve üç yüz kollu dev. Yeryüzünün önce göğü doğurup sonra onunla birleşmesi, henüz kural ve sınır bulunmayan bir çağın anlatımıdır.
Uranos'a Karşı
Uranos doğan çocuklarından tiksinir ve hiçbirinin ışığa çıkmasına izin vermez; hepsini annelerinin derinliklerine geri tıkar. Bütün bu çocukları içinde taşıyan Gaia acıdan kıvranır.
Sonunda çelikten bir tırpan yapar ve çocuklarını babalarına karşı çağırır. Hepsi korkudan susar; yalnızca en genç Titan Kronos atılır ve babasını tırpanla saf dışı bırakır. Böylece gök yerden ayrılır ve arada yaşanabilecek bir boşluk doğar.
Akan kandan yeni varlıklar da doğar; toprağa düşen kan öç tanrıçalarını ve dev soyunu var eder. Gaia bu doğumlarda da anadır: kendi eliyle başlattığı şiddetin ürünlerini yine kendisi taşır.
Kronos'a Karşı
Yeni hükümdar da babasından farklı çıkmaz. Kronos kendi çocuklarını yutmaya başlayınca Gaia bu kez torununun yanında yer alır. Kızı Rea altıncı kez hamile kaldığında ona danışır ve birlikte bir düzen kurarlar: bebek gizlice doğurulur, babaya kundağa sarılmış bir taş verilir.
Aynı davranışın iki kuşak üst üste yinelenmesi anlatının belkemiğidir. Eski düzeni deviren güç her seferinde ana tanrıçanın çocuğunu korumasıdır; Rea annesinden gördüğünü yapar.
Büyüyen Zeus'a, savaşı kazanmak için yeraltında hapsedilmiş devleri özgür bırakması gerektiğini bildiren de yine odur. Titanlara karşı verilen on yıllık savaş bu öğütle sonuçlanır.
Zeus'a Karşı
Üçüncü hükümdar da onu memnun etmez. Yenilen Titanlar yeraltının en dibine kapatılınca Gaia bu kez torununa öfkelenir; çocukları yine hapsedilmiştir.
Önce dev soyunu tanrıların üzerine salar. Bunlar yenilince yeraltının derinliğinden en küçük çocuğunu doğurur: yüz başlı canavar Tifon. Bu yaratık Zeus'u tahtından etmeye en çok yaklaşan varlıktır; tanrıların kralı onu ancak yıldırımıyla ve güçlükle devirir.
Üç kuşak boyunca aynı şey olur. Gaia hiçbir hükümdara sonuna kadar bağlı kalmaz, çünkü hepsi er geç onun çocuklarını yeraltına gömer. Ona karşı kazanılan zafer de kalıcı değildir: yeryüzü yenilemez, yalnızca yatıştırılabilir.
Kehanet ve Ant
Her şeyi içinde taşıdığı için her şeyi bilir; bu yüzden kehanetin de kaynağıdır. Delphoi'deki ünlü bilicilik ocağının başlangıçta ona ait olduğu, orayı bir yılanın koruduğu ve tanrı Apollon'un yılanı öldürüp ocağı devraldığı anlatılır. Yer altından yükselen sesin toprağın sesi sayılması bu inançtan gelir.
Tanrılar ant içerken en ağır yeminlerini gök, yeraltı ırmağı ve yeryüzü üzerine ederdi. Bir sözün üstünde durulacağının güvencesi, altında durulan toprağın tanık gösterilmesiydi.
Tapımı
Tapımı öbür tanrılarınkinden ayrılır. Adına yapılmış görkemli tapınak neredeyse yoktur; sunular yüksek bir sunağa değil, doğrudan yere açılan çukura dökülürdü ve kurbanlık hayvan kara renkli seçilirdi. Ant içerken, ölülere sunu yaparken ve tarlaya el sürerken anılırdı.
Toprağa dokunmanın güç verdiği inancı da onunla anılır. Bir anlatıda, ayakları yere değdiği sürece yenilmeyen bir oğlu vardır; onu alt eden kahraman Herakles, yenmek için havaya kaldırıp yerle bağını kesmek zorunda kalır.
Adın Sonraki Yolculuğu
Adı bugün de yaşar. Yeryüzünü konu alan bilim dallarının adlarındaki ilk hece bu addan gelir. Yirminci yüzyılda ortaya atılan ve dünyayı kendi dengesini koruyan tek bir canlı sistem gibi ele alan bir bilimsel görüş de onun adıyla anılır. Adın yeniden dolaşıma girmesi rastlantı değildir: yeryüzünü bir nesne değil bir bütün olarak düşünen her yaklaşım, aynı eski adı hazır bulur.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Yeryüzünün ana sayılması çok yaygındır. Sümer'de gök An'ın eşi Ki doğrudan yer anlamına gelir ve ikisinin ayrılmasıyla evren kurulur; Türk anlatısında toprağın bereketi Etügen ile anılır ve gök ata Tengri'nin karşısında durur.
Mısır bu dizilimi tersine çevirir: orada yeryüzü eril Geb, gök ise onun üstüne kapanan dişi Nut'tur. Japon anlatısında ise dünyayı doğuran tek bir ana değil bir çifttir; İzanami adaları ve tanrıları doğurur, ama sonunda ölüler ülkesinin sahibi olur.
Gaia'yı bunların hepsinden ayıran, edilgen olmamasıdır. Ki ayrılır ve susar, Etügen besler ve gücenir, Geb altta uzanır. Gaia ise silah yapar, ittifak kurar, kehanet bildirir ve üç kez ayaklanma başlatır; Yunan anlatısındaki her düzen değişikliğinin arkasında o vardır.