Mısır anlatısında evi, anneyi, doğumu ve çocuğu koruyan cüce görünüşlü tanrıdır. Büyük tanrılar arasında sayılmaz; devletin dininde değil, insanların günlük hayatında yer tutar. Buna karşın Mısır'da en çok tasviri yapılmış figürlerden biridir.
Onu öbür tanrılardan ayıran, korkutucu görünüşünün kötü niyetle ilgisi olmamasıdır. Çirkinliği ve gürültüsü, kapıdan içeri girmeye çalışan zararlı şeyi ürkütmek içindir. Mısır düşüncesinde koruma çoğu zaman güzellikle değil, karşı tarafı korkutmakla sağlanır.
Görünüşü
Bodur gövdeli, kısa ve çarpık bacaklı, büyük başlı bir cüce olarak çizilir. Yüzünde aslan yelesi ve aslan kulakları vardır, dili dışarı sarkar, sakalı gürdür; arkasında kimi zaman bir kuyruk, başında tüylerden bir taç bulunur. Ellerinde çoğu zaman bıçak ya da tef tutar.
Asıl ayırt edici yanı duruşudur. Mısır resminde tanrılar ve insanlar yandan çizilir; Bes ise doğrudan karşıdan, yüzü izleyene dönük olarak gösterilir. Bakan kişiyle göz göze gelen bu duruş, ona bakan zararlı varlığı da karşılamış olur.
Kökeni
Kökeni tam olarak bilinmez. Güneyden, Nubya bölgesinden geldiği yolundaki görüş yaygındır ve başındaki tüylü taç bu görüşü destekleyen ayrıntılardan sayılır. Adının Nubya dilindeki bir sözcükle açıklanması da denenmiştir, ancak bu kesinleşmiş değil.
Tek bir tanrı mı, yoksa benzer görünüşlü koruyucu varlıklar öbeği mi olduğu da tartışmalıdır. Erken metinlerde bu görünüşteki cüce varlıklar başka başka adlarla anılır; Bes adı zamanla hepsinin ortak adı haline gelmiş görünür. Bu yüzden bazı araştırmacılar onu bir tanrıdan çok bir tanrı tipi sayar.
Doğum Odasında
Asıl işi doğum sırasında görülür. Doğum yapılan odanın duvarına resmi çizilir, yatağın ayaklarına kazınır, annenin boynuna muskası asılır. Tapınakların yanındaki doğum yapılarında tasviri neredeyse hiç eksik olmaz.
Bu işi tek başına yapmaz. Su aygırı görünüşlü tanrıça Tavaret ile birlikte anılır; ikisi doğum odasının iki koruyucusudur ve çoğu zaman aynı nesnenin üzerinde yan yana çizilirler. Doğumun ve anneliğin büyük tanrıçaları Hathor ile İsis işin tanrısal yanını taşırken, bu ikisi kapıda duran taraftır.
Doğumdan sonra da bırakmaz. Beşiğin başına heykelciği konur, çocuğun uykusunu bekler, gece gelen kötü rüyayı ve karanlıkta yaklaşan zararlı varlığı kovar. Yılan ve akrep sokmasına karşı da ona başvurulur.
Evdeki Yeri
Tasviri gündelik eşyanın her yerindedir: baş dayanaklarına, aynalara, boya kaplarına, kaşıklara, yatak ayaklarına, kap kacağa işlenir. İşçi köylerinde evlerin duvarlarına doğrudan boyandığı bilinir.
Korumanın yanında neşeyle de anılır. Dans eden, tef ya da çalgı çalan biçimde çizilir; müzik, eğlence ve bereket onunla birlikte düşünülür. Bir kadın çalgıcının bacağında dans eden Bes dövmesi bulunmuş olması, bu yanının ne kadar yerleştiğini gösterir.
Böylece iki uç aynı figürde toplanır: bıçak taşıyan bir savaşçı ile tef çalan bir eğlendirici. Mısır düşüncesinde evi korumak, kötüyü kovmakla iyiyi çağırmanın aynı anda yapılmasıdır.
Tapımı
Uzun süre kendine ait tapınağı olmamıştır; tapımı evlerde, muskalarda ve gündelik nesnelerde yürür. Bu yönüyle halkın dininin en iyi örneğidir: rahip ve tören gerektirmez, herkes kendi evinde kendi başına yapar.
Geç dönemlerde ona ayrılmış yapılar da ortaya çıkar. Bu yerlerde şifa ve rüya yoluyla iyileşme uygulamaları yapıldığı düşünülür; hastanın orada uyuyup iyileşmeyi rüyada beklemesi, doğrudan onun uyku bekçiliğiyle bağlantılıdır.
Mısır Dışına Yayılması
Tasviri Mısır sınırlarının çok ötesine geçmiştir. Kuzeyde Levant kıyılarında, Kıbrıs'ta ve Fenike dünyasında, batıda Akdeniz'in uzak adalarında, doğuda İran'da örnekleri bulunmuştur. Roma döneminde de kullanılmaya devam etmiştir.
Bu yaygınlığın sebebi anlaşılırlığıdır. Bir anlatıyı ya da bir tapınak düzenini bilmeyi gerektirmez; korkutucu bir yüz, evin kapısında her kültürde aynı işi görür.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Türk inancında aynı yeri Umay tutar: çocuğu doğduğu andan yürüyene kadar gözetir. Doğuma yardım eden Kübey de bu öbektendir. Karşılarındaki tehlike ise lohusaya ve bebeğe musallat olan Albıs'tır; ona karşı kızıl tülbent bağlanması ve yastığın altına demir konması, Bes muskasının yaptığı işin aynısıdır.
Sümer'de tehlikenin adı Dimme, Yunan'da Lamia'dır. Üç gelenekte de aynı düzen kurulur: doğumdan sonraki günler tehlikeli sayılır, tehlikeye bir ad ve bir yüz verilir, sonra ona karşı bir nesne asılır. Mısır'ın kendine özgü yanı, o nesnenin üzerindeki yüzün tehlikeden daha korkutucu çizilmiş olmasıdır.