Ölümün ve kaderin cinidir. Adı Sümercede kader anlamına gelir ve insana biçilen payı, yani ölümün kendisini karşılar. Metinlerde hem küçük bir yeraltı tanrısı hem de hastalık getiren bir cin olarak geçer. Bu ikilik bir çelişki sayılmaz, çünkü Sümer düşüncesinde hastalıkla kader aynı şeyin iki adıdır.
Yeraltı dünyasının kraliçesi Ereşkigal'in sukkal'ı, yani veziri ve elçisidir. Kraliçenin buyruğunu taşır, ölüler ülkesinin sınırını gözetir ve zamanı gelen canı alır. Kendi başına bir istemi yoktur, verilen hükmü uygular. Yeraltının düzeni ondan geçerek işler.
Adı ve İki Yüzü
Adı, kader kesmek anlamındaki sözden türer. Bu yüzden Namtar bir varlığın adı olduğu kadar bir olayın da adıdır. Aynı sözcük hem insanın payına düşen kaderi hem de o kaderi getiren cini karşılar. Kimi çalışmalar onu kaçınılmaz kaderin kişileşmiş hali sayar, ki bu kader her zaman ölümdür.
Buyruğunda altmış hastalık bulunduğu söylenir. Bunlar gövdenin ayrı ayrı yerlerine giren cinler olarak düşünülür. Özellikle baş ağrısıyla ve göğüs ağrısıyla anılır. Büyü metinlerinde en tehlikeli hastalık kaynakları sayılırken çoğu kez Asag ile birlikte geçer, ona karşı da hekimlik tanrıçası Ninisina çağrılır. Buna karşılık kimi büyülerde ondan kötülüğü aşağıda tutması istenir. Yeraltının bekçisi olması, aşağıdakilerin yukarı sızmasını engellemeyi de kapsar.
Ailesi
Soyu kaynaktan kaynağa değişir. Tanrı listelerinde annesi olarak Mardulaanki adlı bir tanrıça geçer. Bir kovucu büyü metninde ise Enlil ile Ereşkigal'in oğlu sayılır. Bu ikinci soy zinciri yaygın değildir ve öbür metinlerle örtüşmez, ama Namtar'ı yeraltının kraliçesine hizmetten öte bir bağla bağlar.
Eşi, ölüler ülkesinin kâhyası sayılan Huşbişag'dır. Kızı Hedimmeku'dur. Üçü birden, aşağının işleyişini yürüten küçük bir görevli soyu gibi anılır.
Yeraltındaki Görevi
Ölüler ülkesinde iş bölümü açıktır. Kapıyı bekçi Neti tutar, hükmü Ereşkigal verir, hükmün yürütülmesi Namtar'a düşer. Yukarıya çıkması gerektiğinde göğe uzanan uzun merdiveni tırmanır ve kraliçesinin sözünü tanrılara iletir. Bu yönüyle yeraltının dışarıya açılan ağzıdır.
Ölüm döşeğine düşen kişinin durumu onun adıyla anlatılır. Gılgamış'ın ölümünü anlatan Sümer şiirinde kral, Namtar'ın sürgüsüyle bağlanmış gibi betimlenir ve yatağından kalkamaz. Aynı şiirde ve Ur kralı Ur-Namma'nın ölümünü anlatan metinde, ölen kral yeraltının öbür tanrılarıyla birlikte Namtar'a da armağan sunar. Ölümü getirene sunu vermek, aşağıda iyi karşılanmanın yoludur.
Görünüşü ürkütücüdür ve betimlemeler birbirini tutmaz. Sümerce metinde eli ayağı olmayan bir varlık olarak anılır. Sonraki dönem metinlerinde elleri çarpık, ağzı zehirle dolu diye geçer. Asur dönemine ait bir yeraltı görüntüsünde insanları kılıçla biçerken betimlenir.
Anlatılardaki Yeri
Namtar, Sümerce yazılmış İnanna'nın inişi anlatısında geçmez. Orada tanrıçayı kapıda karşılayan Neti, onu geri getiren ise Enki'nin yarattığı iki varlıktır. Namtar aynı anlatının sonraki dönemde Akadca yazılan sürümünde ortaya çıkar. Orada Ereşkigal, tanrıçanın üzerine altmış hastalığı salmasını ona buyurur. Sonunda yine ona döner ve tanrıçayı yaşam suyuyla serperek diriltmesini ister. Aynı el hem öldürür hem geri verir.
Öne çıktığı öbür anlatı, tanrıların gökte verdiği şölendir. Ereşkigal ülkesinden çıkamadığı için payını almaya elçi olarak Namtar'ı yollar. Göğe varan elçinin önünde bütün tanrılar ayağa kalkar, yalnız Nergal yerinden kımıldamaz. Elçiye gösterilen saygısızlık kraliçeye gösterilmiş sayılır ve anlatının bütün olayları bu tek davranıştan doğar. Namtar burada kendi gücüyle değil, taşıdığı yetkiyle iş görür.
Tapımı ve İzleri
Korkulan bir varlık olmasına karşın tapımı yoktur. Sunu listelerinde adı geçmez, ona adanmış bir tapınak bilinmez ve adını taşıyan kişi adlarına rastlanmaz. Aynı durum hizmet ettiği Ereşkigal için de geçerlidir. Yeraltı, Sümer'de dua edilen değil geciktirilmeye çalışılan bir yerdir.
Buyruk üzerine can alan görevli başka mitolojilerde de bulunur. Türk inancındaki Aldacı, Erlik'in gönderdiği canı alır ve kimin öleceğine kendi karar vermez. Yunan anlatısındaki Tanatos ise ölümün kendisidir ve kimsenin buyruğunda değildir. Namtar bu ikisinin arasında durur. Aldacı gibi bir efendinin sözünü yerine getirir, Tanatos gibi ölümün kendi adını taşır.