Türk inancında ölülerin gittiği yeraltı ülkesinin adıdır. Yerin en alt katındadır, karanlıktır ve sahibi Erlik'tir. Gökteki karşıtı Uçmağ ile birlikte bir çift oluşturur: biri aşağıda ceza, öbürü yukarıda ödül yeridir.
Adı bölgeye ve döneme göre Tamağ, Tamug ve Tamuk biçimlerinde de söylenir. Sözcük tek başına doğrudan cehennem anlamına gelir; hem yerin adı hem de oradaki cezanın adıdır.
Adı Üzerine
Kökeni tartışmalıdır. Araştırmacıların bir bölümü sözcüğü Soğdcadan alınmış bir ödünçleme sayar; bir bölümü ise Türkçe bir kökten türediğini savunur. Yazılı kayıtlarda Orta Türkçe döneminden başlayarak yaygınlaşır ve sonraki yüzyılların dinî metinlerinde cehennemin karşılığı olarak kullanılır.
Buna karşılık sözcük yalnızca kitap diline ait değildir. Altay kam derlemelerinde katmanların adı olarak geçer: Tüpken Kara Tamu, yani dipteki kara cehennem gibi birleşik adlar, kavramın şaman geleneğinde de yerleşik olduğunu gösterir. Erlik adının da benzer biçimde Uygur dönemi metinlerinden geliyor olması, iki adın aynı katmanda Türk inancına yerleşmiş olabileceğini düşündürür.
Katları
Yeraltının dokuz kat olduğu, Erlik'in en alttaki katta oturduğu anlatılır. Her katın kendi karanlığı ve orayı yöneten bir ruhu vardır; aşağı inildikçe ceza ağırlaşır. Bu dokuzlu bölünme, gök katlarının dokuz sayılmasının tersyüz edilmiş biçimidir — yukarı çıkmakla aşağı inmek aynı sayıda basamaktır.
Erlik'in sarayı yeşil demirdendir ve içinde gümüş bir taht bulunur. Karanlığı gidermek için yarattığı kendi güneşi vardır, ama kızıl ışığı ne ısıtır ne aydınlatır. Yeraltındaki bütün sular — göller, ırmaklar, denizler — onun oğullarının elindedir.
Ölünün Yolu
Canı alan Aldacı, ölen kişiyi buraya getirir. Ölü, dünyada yaptıklarına göre karşılanır: iyilik edenin ruhu yukarıya, gök katlarına yönlendirilir; kötülük edenin ruhu ise aşağıda kalır ve Erlik'in hizmetine girer.
Cezanın kaynatılan kazanlarla anlatıldığı derlemeler vardır. Ruhu aşağı taşıyan varlık, onun günahlarını Erlik'in önünde kanıtlayabilirse ruh kazanda kalır; kanıtlayamazsa geri bırakılır. Yargının bir duruşma gibi kurulması, sorumluluğun kişide olduğu düşüncesini yaşarken de canlı tutar.
Kamın İnişi
Yeraltına inip Erlik ile görüşebilen kama kara kam denir. Bu iniş, göğe çıkmaktan tehlikeli sayılır: kam katları tek tek geçmek, Erlik'in oğullarının izniyle ilerlemek ve kızlarının oyununa kapılmamak zorundadır.
Yerle göğü birleştiren Ulukayın'ın kökleri buraya uzanır. Ağaç yalnızca yukarı değil aşağı da yol verir; kam aynı gövdeden hem çıkar hem iner.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Yeraltının bir ceza yeri sayılması Tamu'yu çoğu benzerinden ayırır. Japon anlatısındaki Yomi'de ve Sümer'de Ereşkigal'in ülkesinde ölüler iyi ya da kötü diye ayrılmaz; herkes aynı karanlığa iner ve orada yargı yoktur. Tamu'da ise hesap sorulur, ceza verilir ve iyilerin payına başka bir yer düşer.
Bu yönüyle Yunan anlatısındaki düzene yaklaşır: orada da erdemli ruhlar Elizyum ovalarına, başkaldıranlar en dip bölgeye gider. Nors anlatısındaki Hel'in diyarı ise ikisinin arasındadır — bir ceza yeri değildir, ama savaşta ölenlerin gittiği yerden ayrıdır.