Türk mitolojisinde Ülgen'in buyruğundaki gök ruhlarından biridir. Göğe çıkan kamı yolun ortasında karşılamak, getirdiği adağı almak ve tanrının sözünü ona iletmekle görevlidir. Kurban töreninin en can alıcı anında, kamın yolculuğunun sürüp sürmeyeceğinin belli olduğu noktada karşımıza çıkar.
Adı karşılamak anlamındaki eski bir kökten gelir ve karşılayan demektir. Derlemeyi yapan araştırmacı adı güler yüzle karşılayan diye açıklar; bu ayrıntı önemlidir, çünkü ruhun görevi engellemek değil ağırlamaktır.
Göğün Beşinci Katı
Kam, adağı Ülgen'e ulaştırmak için göğün katlarını teker teker çıkar. Bu tırmanış kolay değildir; her katta izin alınır, her katta bir engel vardır ve çoğu anlatıda kam en üste varmadan geri döner.
Utkuçı, Ülgen tarafından göğün beşinci katına gönderilir ve kamı orada bekler. Yeryüzünden gelenle burada görüşür, dileğini dinler, getirdiği adağı teslim alır ve tanrının isteklerini ona bildirir. Kurbanı yukarı taşıyan odur.
Bu düzenin anlamı açıktır: kam, çoğu zaman tanrının huzuruna çıkamaz. Adak ile dilek, aracı bir ruhun elinden yukarı gider. Türk gök tasavvurunda tanrıya doğrudan varmak değil, doğru aracıya ulaşmak esastır.
Dönüş Yolu
Görevinin en çok anılan yanı, kamı geri gönderirken yaptığıdır. Yukarıdan aşağı inmek için kama binmesi üzere bir kaz verir; kam bu kuşun sırtında yeryüzüne döner.
Kuşun yolculuğu taşıması Türk anlatılarında yerleşik bir imgedir. Kamın davulunda kuş biçimleri bulunması, canın kuş olarak düşünülmesi ve Uçmağ adının uçmakla ilişkilendirilmesi aynı tasavvurdan gelir. Aşağı iniş yürüyerek değil uçarak olur.
Öbür Elçilerle İlişkisi
Tek başına çalışmaz; Ülgen'in yeryüzü ile arasındaki bağı kuran birkaç ruhtan biridir. Kamı göğe çıkaran ve yol boyunca kılavuzluk eden Yayık'tır. Ocağı ve evi gözeten, insanı gözden kaçırmayan Suyla ile haber taşıyan Karlık yeryüzü tarafında durur.
Utkuçı ise bu zincirin gök tarafındaki halkasıdır. Yayık aşağıdan yukarı çıkarır, Utkuçı yukarıda karşılar. İkisi arasındaki iş bölümü, tören boyunca kamın yalnız bırakılmadığı düşüncesini kurar.
Bu ruhların hiçbiri tanrı değildir ve hiçbirine ayrıca kurban sunulmaz. Adları yalnız kurban töreninin sözlerinde, kamın gök yolculuğunu anlatan alkışlarda geçer; töreni bırakınca adları da anılmaz olur.
Kaynaklardaki Yeri
Bu ruh, Altay Türklerinden yirminci yüzyılın başında derlenen şaman malzemesine dayanır ve neredeyse bütünüyle o derlemeden bilinir. Anadolu anlatılarında karşılığı yoktur, halk inancında izi görülmez.
Adı kaynaklarda Utkuçı, Utkuuçi ve Uktuçı gibi birbirine yakın biçimlerde yazılır; hepsi aynı ruhu karşılar. Bu değişkenlik, adın yazıdan değil sözlü törenden gelmiş olmasının doğal sonucudur.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Tanrı ile insan arasında gidip gelen elçi her mitolojide bulunur. Yunan anlatısında tanrıların ulağı Hermes hem haber taşır hem de ruhlara yol gösterir; Nors anlatısında gök ile yeri bağlayan Bifrost köprüsünün başında Heimdall durur ve geçmek isteni orada karşılar.
Utkuçı'yı bunlardan ayıran, bir tanrı olmaması ve kendine ait bir anlatısının bulunmamasıdır. Hermes'in de Heimdall'ın da soyu, silahı ve öyküsü vardır; Utkuçı yalnızca bir görevdir. Türk gök tasavvurunda böyle çok sayıda ruh bulunur: adları, yaptıkları işin adıdır.