Yunan anlatısında ayın kişileşmiş biçimidir. Ay onun simgesi değil, doğrudan kendisidir; gökte görünen şey tanrıçanın ta kendisi sayılır. Her gece arabasıyla gökte yol alır ve ışığını yeryüzüne salar.
Titan kuşağındandır; Hiperion ile Teia'nın kızıdır. İki kardeşi vardır ve üçü birlikte gökteki ışığın tamamını paylaşır: güneş Helios, şafak Eos ve ay Selene. Olimpos kuşağı iktidarı aldıktan sonra bile bu üçlü işini sürdürür; gökteki gündelik düzen el değiştirmez.
Adı
Adı Yunanca ışık, parıltı anlamına gelen sözcükten gelir. Mene adıyla da anılır; bu ad hem ayı hem de ay süresini, yani takvimdeki ayı karşılar.
Aynı sözcüğün iki anlamı taşıması Yunan düşüncesinde ayın iki işini birden gösterir: hem gecenin ışığıdır hem de zamanın ölçüsü. Tanrıçanın anlatısındaki sayılar da bu ikinci işten çıkar.
Arabası ve Görünüşü
Kardeşi Helios gündüz göğü baştan başa geçtikten sonra, gece yolunu Selene alır. Arabasını çeken hayvanlar kaynaklarda değişir; çoğunda iki beyaz at, bazılarında öküz ya da boğa anılır.
Tasvirlerinde alnında ya da başının ardında hilal taşır; boğa boynuzuna benzetilen bu hilal, öküz çeken araba anlatısıyla birlikte düşünülür. Arkasında rüzgârla şişen bir örtü, elinde çoğu zaman bir meşale bulunur. Örtünün gökte açılması, ay ışığının yayılışını anlatır.
Endimion
En çok anılan anlatısı bir ölümlüye duyduğu sevgidir. Latmos dağında sürüsünü otlatan Endimion adlı çobanın güzelliğine tutulur ve her gece onun uyuduğu mağaraya iner.
Anlatıya göre Zeus, gence dilediği şeyi seçme hakkı verir; o da hiç yaşlanmamak ve hiç ölmemek için sonsuza kadar uyumayı seçer. Böylece hep genç kalır, ama bir daha uyanmaz. Tanrıça her gece uyuyan sevgilisinin yanına gelir.
Bu seçim anlatının düğümüdür. Ölümsüzlük ancak bilinç bırakılarak elde edilir; genç ne yaşlanır ne ölür, fakat yaşamaz da. Yunan anlatısında ölümsüzlüğün bir ölümlüye hiçbir zaman bedelsiz verilmediğini gösteren örneklerden biridir.
İkisinden elli kız doğduğu söylenir. Sayı rastgele değildir: dört yılda bir yapılan oyunlar arasındaki ay sayısını karşılar. Tanrıçanın çocukları böylece zamanın kendisini bölen birimler olur.
Öteki Anlatıları
Zeus'tan da çocukları olduğu anlatılır; adı tümüyle parlak anlamına gelen bir kızı ile çiy anlamına gelen bir başka kızı bu soydandır. İkisinin de adı ayın gökteki işiyle doğrudan bağlantılıdır.
Bir anlatıda keçi ayaklı Pan, ona bembeyaz bir post armağan ederek gönlünü kazanır. Kimi kaynaklar ise ünlü bir canavarın, aslanın, gökten yani aydan düştüğünü söyleyerek onu tanrıçaya bağlar; bu anlatı yaygın değildir ve kaynaklar arasında tartışmalıdır.
Tapımı ve Büyü
Büyük Olimpos tanrıları gibi geniş bir tapımı yoktur; kendine ayrılmış büyük tapınakları bilinmez. Buna karşın adına yazılmış bir ilahi vardır ve orada ak kollu, parlak saçlı diye anılır.
Asıl yeri büyü uygulamalarındadır. Ay, büyünün en güçlü aracı sayılır; Teselya bölgesinin büyücü kadınlarının sözleriyle ayı gökten indirebildiklerine inanılır ve ay tutulmaları buna bağlanır. Tanrıçanın gücü böylece tapınakta değil, gece yapılan işlerde aranır.
Artemis ile Karıştırılması
Sonraki dönemlerde ay tanrıçası olarak Artemis ile, gecenin ve büyünün tanrıçası olarak da Hekate ile bir tutulmuştur. Bu birleştirme sonradan olmuştur.
Erken Yunan anlatısında üçü ayrıdır: Selene ayın kendisidir, Artemis avın ve kırın tanrıçasıdır, Hekate ise yol ağızlarının ve büyünün. Ayı temsil eden tanrıça sorulduğunda çoğu zaman Artemis'in anılması, bu geç dönem birleşmesinin sonucudur.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Ayın tanrısı her mitolojide bulunur, ama cinsiyeti değişir. Türk inancında ay erildir ve Ay Ata diye anılır; güneş ise dişidir, Gün Ana. Japon anlatısında ayı yöneten Tsukuyomi de erildir. Sümer'de ay tanrısı Nanna'dır ve o da erkektir. Mısır'da ayla ilişkilendirilen Thoth yine bir tanrıdır.
Bu dört gelenekte ay erkek, Yunan anlatısında dişidir. Selene'yi ayıran yalnızca cinsiyet değildir: öbürlerinin çoğu ayı yöneten ya da temsil eden tanrılardır, Selene ise ayın kendisidir. Nanna kentinde tapınağı ve rahipleri olan büyük bir tanrıdır, Tsukuyomi'ye geceyi yönetme görevi verilir; Selene'nin ise bir görevi değil, bir varlığı vardır.
Bir başka fark takvimdedir. Sümer'de ve Japon anlatısında ay tanrısı zamanın ölçülmesiyle doğrudan anılırken, Yunan anlatısında bu iş tanrıçanın adına ve çocuklarının sayısına gizlenmiştir.