Japon mitolojisinde dansın, şenliğin ve gülmenin tanrıçasıdır. Güneş tanrıçası Amaterasu'nun mağaraya kapanıp dünyayı karanlıkta bıraktığı anlatıda onu dışarı çıkaran kişidir. Bunu bir güç gösterisiyle değil, tanrıları kahkahaya boğan bir dansla yapar.
Japon anlatısında dünyayı kurtaran genellikle silah taşıyan bir tanrıdır. Burada ise düğümü çözen şey utanmazlık ve gülmedir. Sonraki çağlarda tapınak dansının ve sahne sanatlarının başlangıcı ona bağlanır.
Adı
Adının başındaki bölüm gök anlamına gelir ve gökte doğan tanrıların çoğunda bulunur. Kalan bölümün anlamı tartışmalıdır. Saçına taktığı süse ya da güçlü, taşkın kadın anlamına gelen eski bir sözcüğe bağlayanlar vardır. Kaynaklar birleşmediği için maddede kesin bir anlam verilmez.
Mağara Önündeki Dans
Susanoo'nun gökteki taşkınlığı yüzünden Amaterasu bir mağaraya kapanır ve dünya karanlığa gömülür. Tanrılar ırmak yatağında toplanıp ne yapacaklarını görüşür. Düşünce tanrısı Omoikane'nin kurduğu düzene göre horozlar öttürülür, bir ağaca ayna ile boncuk dizisi asılır ve dua okunur.
Sıra Uzume'ye geldiğinde tanrıça mağaranın önüne ters çevrilmiş bir tekne koyar. Başına sarmaşıktan bir çelenk, eline yapraklı bir dal alır. Teknenin üstüne çıkıp ayaklarıyla tahtayı gümbürdeterek tepinir.
Dans ilerledikçe kendinden geçer ve giysisini açar. Göğsünü ortaya çıkarır, kuşağını aşağı iter. Bunu gören tanrılar hep bir ağızdan gülmeye başlar ve kahkaha gök ovasını sarsar.
Karanlıktaki Amaterasu gürültüyü duyar. Kendisi saklandığı halde neye gülündüğünü anlamayıp kayayı aralar ve dışarı seslenir. Uzume'nin verdiği karşılık anlatının dönüm noktasıdır. Kendisinden daha üstün bir tanrının geldiğini, bu yüzden sevindiklerini söyler.
Tanrıça inanmayıp biraz daha çıkınca önüne ayna tutulur. Aynada gördüğü kendi ışığıdır, ama başkası sanıp bakmak için ilerler. O anda güçlü bir tanrı olan Ame no Tacikarao onu kolundan tutup dışarı çeker. Girişe kutsal halat gerilir ve dönmesi engellenir. Dünyaya ışık böyle geri gelir.
Kurtaran şey bir kandırmacadır. Uzume yalan söylemez, çünkü aynadaki gerçekten parlak bir tanrıdır. Yalnız o tanrının kim olduğunu söylemez.
Kaynaklardaki Farklar
Anlatı iki eski kayıtta da bulunur ama aynı ayrıntıyla verilmez. Kojiki dansı açıkça anlatır ve giysinin açılmasını yazar. Nihon Şoki ise aynı sahneyi daha ölçülü aktarır, taşkınlığı anar ve ayrıntıya girmez.
Bu fark iki kitabın amacından gelir. Biri sözlü anlatıyı olduğu gibi yazıya geçirmeye çalışır, öbürü resmî bir tarih kitabı gibi kurulmuştur. Bugün bilinen biçim, ayrıntıyı saklamayan kayda dayanır.
Olayın geçtiği sayılan mağara, Kyuşu adasında Takaçiho yakınında gösterilir. Karşı yamaçtan bakılan bu yer bugün de kutsal sayılır ve tanrıların toplandığı ırmak yatağı olarak anılan bölüm ziyaret edilir.
Yeryüzüne İniş
Amaterasu torunu Ninigi'yi yeryüzünü yönetmeye gönderdiğinde Uzume de alaya katılır. Yanında tören işlerini yürüten öbür tanrılar vardır. Bunların her biri, sonradan sarayın tören görevlerini üstlenen ailelerin atası sayılır.
Yolda, gök ile yerin ayrımında ışıldayan iri bir tanrı yolu keser. Kimse yanına yaklaşmaya cesaret edemez. Öne çıkıp kim olduğunu soran Uzume olur. Sarutahiko adlı bu yer tanrısı düşman olmadığını, yolu göstermek için beklediğini söyler ve alayı Kyuşu'nun güneyindeki Takaçiho doruğuna indirir.
İki anlatı arasında bir yankı vardır. Mağara önünde tanrıları güldüren, burada da korkulan varlığın karşısına tek başına dikilendir. İkisinde de öne çıkan silahlı bir tanrı değil, çekinmeyen bir tanrıçadır.
Deniz Hıyarının Ağzı
İnişten sonra Uzume'ye bir görev daha verilir. Denizin bütün canlılarını toplayıp gökten geleni tanıyıp tanımayacaklarını sorar. Hepsi tanıyacağını söyler, yalnız deniz hıyarı susar.
Tanrıça bıçağını çıkarıp onun ağzını yarar. Deniz hıyarının ağzının bugün böyle yarık olması bununla açıklanır. Anlatı, bir hayvanın biçimini geçmişte verilmiş bir cezaya bağlayan türdendir.
Sarume Soyu ve Kagura
Sonradan Sarutahiko ile evlenir. Ondan gelen soy, adını bu tanrıdan alarak Sarume diye anılır. Bu soy, sarayda tören dansını yapan kadınların soyudur.
Mağara önünde yaptığı dans, tapınak dansının başlangıcı sayılır. Bu dansın adı kagura'dır ve bugün de tapınak törenlerinde yapılır. Japon sahne sanatlarının kökeninin buraya dayandığı kabul edilir. Tanrıçanın kendinden geçerek oynaması, tapınakta tanrıya aracılık eden kadının en eski örneği olarak okunur.
Halk sanatında yuvarlak yüzlü, tombul yanaklı, gülümseyen bir kadın maskesiyle gösterilir. Bu maske uğur sayılır ve şenliklerde takılır. Korkutucu maskelerin yanında duran bu güleç yüz, ona bağlanan neşenin sürdüğünü gösterir.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Küsüp çekilen tanrıçanın açık saçık bir şakayla güldürülüp geri kazanılması Yunan mitolojisinde de anlatılır. Kızını yitiren Demeter yas tutup toprağı verimsiz bıraktığında, onu güldüren ve yeniden yemek yemeye ikna eden, eteğini açan yaşlı bir kadındır. İki anlatıda da dünyayı kıtlıktan ya da karanlıktan kurtaran şey güç değil kahkahadır.
Kendinden geçerek oynayan ve bu sırada tanrıya aracılık eden kişi Türk anlatısında da vardır. Kam davulla dönerek kendinden geçer ve ruhlarla görüşür. Aradaki fark, Kam'ın bunu bir hastayı iyileştirmek ya da bir ruhu geri getirmek için yapmasıdır. Uzume ise güneşi geri getirir. Yapılan iş aynıdır, karşıya alınan büyür.