Mısır mitolojisinde sabah doğan güneşin tanrısıdır. Bokböceği biçiminde ya da bokböceği başlı bir adam olarak betimlenir. Adı, Mısırcada var olmak, oluşmak, meydana gelmek anlamına gelen heper kökünden gelir. Bu yüzden yalnızca güneşin doğuşunu değil, var oluşun ve yenilenmenin kendisini de karşılar.
Güneşin gün içindeki üç hali üç ayrı tanrı adıyla anılır. Sabah doğan güneş Hepri, tepedeki güneş Ra, batan güneş ise Atum'dur. Bunlar birbirinden ayrı üç tanrı değil, aynı tanrının günün saatlerine göre değişen halleridir. Zamanla Hepri kendi başına bir tanrıdan çok Ra'nın bir görünüşü sayılmıştır.
Adı ve Bokböceği
Mısırlılar bokböceğinin gübreden yuvarlayıp önüne kattığı topağı, gökte ilerleyen güneş kursuna benzetmiştir. Böceğin topağı doğudan batıya sürmesi ile güneşin gökyüzünü kat etmesi aynı hareketin iki görünümü sayılır. Tanrının adı da bu böceğin adıyla aynı köktendir.
Benzerliğin ikinci yanı daha ağır basar. Dişi bokböceği yumurtalarını topağın içine bırakır, yavrular topağın içinde gelişir ve dışarı kendi yollarını açarak çıkar. Yumurtayı görmeyen Mısırlı, böceğin yoktan var olduğunu düşünmüştür. Kendi kendini var eden bir canlı ile her sabah yeniden doğan güneş böylece tek bir düşüncede birleşir. Atum gibi Hepri de kimseden doğmamış, kendiliğinden var olmuş sayılır. Bu yüzden ona ana baba ya da eş yakıştırılmaz. Heliopolis anlatısında yaratılışın çıktığı sonsuz sular olan Nun ile de bu yüzden yan yana anılır.
Güneşin Doğuşu
Güneş her akşam batar ve gece boyunca yeraltı dünyasından geçer. Bu yolculuğun sonunda güneşi ufka çıkaran güç Hepri'dir. Yeraltı yolculuğunu anlatan metinlerde gecenin ortasında güneş tanrısının canı ile bokböceğinin gövdesi birleşir. Bu birleşme, tanrının yeniden dirildiği andır. Gecenin son saatinde ise güneş teknesinin başına Hepri geçer ve tekneyi karanlıktan gün ışığına çıkarır.
Yolculuk tehlikesiz değildir. Kaos yılanı Apofis her gece teknenin yolunu keser ve o yenilmedikçe şafak sökmez. Bu yüzden Hepri'nin görünmesi, ölünün de karanlıktan çıkacağının güvencesi sayılır. Aynı yenilenme, güneşin her sabah yeniden doğuşunu simgeleyen Bennu kuşuyla da anlatılır. Başka mitolojiler bu doğuşu başka türlü açıklar. Sümer'de Utu her şafak doğu dağlarının kapısından çıkar, Japon mitolojisinde Amaterasu mağaradan çıkarıldığında ışık dünyaya geri döner. Mısır'ı bunlardan ayıran, doğuşu bir böceğin hareketiyle anlatması ve o hareketi tanrılaştırmasıdır.
Betimlemeleri
En yalın biçimi bokböceğinin kendisidir. Böcek çoğu zaman güneş kursunu ön ayaklarıyla ufka doğru iterken gösterilir. İnsan biçiminde çizildiğinde gövde bir adamın, baş ise böceğindir. Elinde vas denilen uzun asayı ve yaşam işareti ankh'ı taşır. Kimi betimlemelerde Osiris'in atef tacını giyer.
Geç dönem betimlemelerinde Atum ile birleşmiş hali koç başlı bir bokböceği olarak çizilir. Koç başı güneşin gece halinin işaretidir, bokböceği ise sabahki halinin. İki işaretin tek gövdede toplanması, batan güneşle doğan güneşin aynı tanrı olduğu düşüncesini gösterir.
Tapımı ve İzleri
Hepri'ye ayrılmış bir tapınak bilinmez. Adı, güneş tapımının merkezi olan ve Yunanların Heliopolis dediği kentte Ra'nın yanında anılır. Tapınakların çoğunda heykelinin bulunduğu düşünülür, ama tapımı kendi başına bir bayram ya da rahip düzeni doğurmamıştır.
Buna karşılık gündelik hayatta izi en çok görülen tanrılardandır. Bokböceği biçimli muskalar Mısır'ın en yaygın takısıdır. Bunların arasında ayrı bir yeri olan kalp bokböceği, mumyalanan ölünün göğsüne kalbinin üzerine konurdu. Ölüler diyarında kalp, düzenin tanrıçası Maat'ın tüyüyle tartılır. Muskanın üzerine kazınan söz, kalbin bu tartıda sahibinin aleyhine konuşmasını önlemek içindir.
Adı kral adlarına da girmiştir. Firavunlar taht adlarında heper sözcüğünü kullanmış, tanrının yaygınlığı Yeni Krallık döneminde en yüksek noktasına ulaşmıştır. Karnak'ta kutsal gölün kıyısında duran ve III. Amenhotep'in diktirdiği dev bokböceği heykeli, bu tapımın bugün ayakta kalan en görünür izidir.