Kalipso, Yunan mitolojisinde Ogigia adasında tek başına yaşayan bir tanrıçadır. Adı "gizleyen", "örten" anlamına gelir ve anlatıdaki işlevini karşılar. Denizin ortasındaki adası, kıyısına düşen kişiyi dünyanın gözünden saklar. Titan Atlas'ın kızı sayılır ve çoğu zaman bir Nimfe olarak anılır, ancak eski metinler ondan söz ederken tanrıçalara ayrılan sözleri kullanır.
Ün kazandığı anlatı, Odisseus'un yedi yıl adasında kalmasıdır. Gemisini ve bütün adamlarını yitirmiş kahramanı kıyıda bulur, iyileştirir ve yanında tutar. Ona ölümsüzlük ile yaşlanmayan bir ömür sunar, buna karşılık yurdundan vazgeçmesini ister. Odisseus kabul etmez. Sonunda tanrıların buyruğuyla onu bırakır ve yola çıkması için gerekeni verir.
Soyu
Soyu konusunda kaynaklar ayrılır. En yaygın anlatı onu Atlas'ın kızı sayar. Bu Titan, denizin bütün derinliklerini bilen ve yeri gökten ayıran direkleri tutan güçtür, kızının denizin ortasındaki bir adada oturması onun soyuyla anlamlandırılır. Annesi olarak kimi yerde Pleione anılır. Başka bir çizgi onu Okeanos ile Tetis'in kızlarından biri, yani bir Okeanid olarak gösterir. Üçüncü bir anlatı ise Helios'un kızı olduğunu söyler ve böylece onu Kirke ile kardeş yapar. Bu son bağın, iki tanrıçanın Odisseus anlatısındaki benzer yerinden doğduğu ileri sürülür.
Adasında neden yalnız yaşadığı eski metinlerde açıklanmaz. Titanların yenilgisinden sonra babasının yanında yer aldığı için sürüldüğü yolundaki açıklama sonraki yorumcuların eklediği bir okumadır, ilk kaynaklarda geçmez.
Ogigia
Ogigia, denizin göbeği diye anılan uzak bir adadır. Yeri belirsiz bırakılmıştır ve oraya hiçbir gemi yolu uğramaz. Adanın ortasında Kalipso'nun oturduğu geniş bir mağara vardır. Ocakta sedir ile ardıç yanar, kokusu adanın uzağından duyulur. Kalipso içeride dokuma tezgâhının başında altın mekiğini geçirerek şarkı söyler.
Mağaranın çevresini kızılağaç, kavak ve servi kaplar. Dallarında baykuşlar, atmacalar ve karabataklar yuva kurar. Girişin üstünden salkım salkım üzüm sarkan bir asma iner. Dört pınar birbirine yakın yerden çıkıp dört ayrı yöne akar. İki yanda menekşe ile yaban kerevizi kaplı çayırlar uzanır. Anlatıda burası, yolu düşen bir tanrının bile durup seyrettiği bir yer olarak betimlenir.
Odisseus ile Geçen Yıllar
Odisseus, adamlarının Helios'un sığırlarına dokunmasının ardından gemisini yıldırımla yitirir. Tek başına, kırılan omurgaya tutunup günlerce sürüklenir ve Ogigia kıyısına vurur. Kalipso onu bulur, besler ve yanında tutar. Yedi yıl boyunca geceleri mağarada birlikte kalırlar, ancak Odisseus gündüzleri kıyıda oturup denize bakarak ağlar.
Kalipso ona ölümsüzlük ile hiç yaşlanmayan bir ömür önerir. Odisseus bunu geri çevirir. Penelope'nin boyca ve güzellikçe bir tanrıçayla ölçülemeyeceğini kendisi de söyler, buna rağmen istediği tek şeyin yurdunu görmek olduğunu belirtir. Anlatının düğümü buradadır. Sunulan şey ölümsüzlüktür ve kahraman ölümlü kalmayı seçer.
Ölümsüzlüğün önüne konduğu yerde yurdunu seçen kahraman, Japon mitolojisindeki Urashima Taro anlatısında da görülür. Denizin altındaki saraya alınan balıkçı orada yaşlanmaz, ancak evini özleyip geri döner ve döndüğünde aradan yüzyıllar geçtiğini anlar.
Ayrılış
Atena, tanrılar meclisinde Odisseus'un durumunu anar ve Zeus'tan onun bırakılmasını ister. Zeus buyruğunu iletmesi için Hermes'i adaya yollar. Kalipso buyruğa öfkeyle karşılık verir. Ölümlü bir eş seçen tanrıçaları tanrıların çekemediğini söyler ve iki örnek sayar. Eos, Orion'u yanına aldığında Artemis onu oklarıyla vurmuştur. Demeter, İasion ile birlikte olduğunda Zeus onu yıldırımla düşürmüştür.
Yine de karşı gelmez. Odisseus'a bir balta, bir keser ve bir burgu verir, kereste kesilecek ağaçları gösterir. Odisseus dört günde bir sal kurar. Kalipso salı giysi, ekmek, su ve şarapla donatır, ardından arkadan esen uygun bir rüzgâr yollar. Odisseus on yedi gün denizde ilerler ve Faiak ülkesinin görünmesine az kala Poseidon'un kopardığı fırtınaya yakalanır.
Ardından Anlatılanlar
En eski anlatı Kalipso'yu adasında bırakır ve bir daha ondan söz etmez. Sonraki soy listelerinde ondan Odisseus'a iki oğul doğduğu yazılır, Nausithoos ile Nausinoos. Bu adlara bağlanmış bir olay yoktur, yalnızca listelerde geçerler. Geç dönem aktarımlarından biri de Odisseus gittikten sonra Kalipso'nun kederinden kendini öldürdüğünü söyler, ancak bu, eski metinlerin desteklemediği tek başına kalmış bir anlatıdır.
Kalipso'nun mabedi ya da tapımı bilinmez. Adı bir kült adı değil, bir anlatı adıdır. Sonraki çağlarda adının anlamına yaslanan yorumlar onu ölümü ve unutuluşu gizleyen bir güç olarak okumuştur, ancak bu okuma metnin kendisinden değil adın kökeninden çıkarılmıştır.