söylence
/nors/landvettir
_

Landvettir

Landvettir
Landvettir.
Landvettr, Vettir olarak da bilinir.
Toprağa bağlı koruyucu yer ruhları.

Nors ve özellikle İzlanda inancında belirli bir toprağa, kayaya, koya ya da dağa bağlı koruyucu ruhlardır. Tanrı sayılmazlar ve büyük anlatılarda geçmezler; buna karşın gündelik hayatta ve hukukta tanrılardan daha çok iz bırakmışlardır.

Bir yerin bereketli olması onların hoşnutluğuna bağlanır. Gücendirildiklerinde ürün tutmaz, hayvan kırılır, hava bozar ve o toprak yaşanmaz hale gelir. Bu yüzden onlarla ilişki bir tapım değil, bir komşuluk düzenidir: izin istenir, saygı gösterilir, ürkütülmez.

Adı

Ad iki parçadan kurulur; birincisi toprak, ikincisi ise Kuzey dillerinde geniş bir varlık öbeğini karşılayan varlık, yaratık anlamındaki sözcüktür. İkinci sözcük tek başına da kullanılır ve doğadaki adsız ruhların tamamını karşılar; toprağa bağlı olanlar bu geniş öbeğin bir bölümüdür.

Tek bir ruhtan söz edilirken sondaki ek düşer. Ne var ki kaynaklarda çoğunlukla topluca anılırlar; tek tek adları, soyları ya da öyküleri yoktur.

Gemi Başlarının Örtülmesi

Bu inancın en sağlam kanıtı bir yasa maddesidir. İzlanda'nın ilk yasalarında, kıyıya yaklaşan gemilerin baş tarafındaki oymalı ejderha ve canavar başlarının sökülmesi ya da örtülmesi buyrulur.

Gerekçesi açıkça yazılıdır: açık ağızlı, dişleri görünen bu figürler yer ruhlarını ürkütür. Bir toplumun kendi hukukuna, görünmeyen varlıkları korkutmama kuralını yazması, inancın ne kadar yerleşik olduğunu gösterir. Aynı özen Türk inancında geçit başlarında yerin sahibinden izin istenmesinde görülür.

Yergi Sırığı

Bir anlatıda bu ruhların yardımı bir silah olarak kullanılır. Kral ile kraliçeyle arası açılan bir ozan, ülkeden ayrılırken küçük bir adada fındık ağacından bir sırık diker, ucuna kesik bir at başı takar ve başı anakaraya çevirir.

Ardından sırığa yazı kazır ve bir beddua okur: yer ruhlarını, yurtlarını bulamadan şaşkın şaşkın dolaşmaya çağırır; bu kral ile kraliçeyi ülkeden sürene kadar sürecektir. Anlatıya göre beddua tutar ve ikisi ülkeyi terk eder.

Buradaki mantık dikkat çekicidir. Ozan ruhlara doğrudan zarar vermez, onları huzursuz eder; huzursuz ruhların bulunduğu toprak da yönetilemez hale gelir. Bir ülkeyi yıkmanın yolu, ordusundan değil, ruhlarından geçer.

Dört Koruyucu

En bilinen anlatı, bir kralın İzlanda'yı ele geçirmeye niyetlenip önce bir büyücüyü keşfe göndermesidir. Büyücü balina kılığına girip adanın çevresini dolaşır ve her koydan içeri girmeye kalktığında karşısına bir koruyucu çıkar.

Doğuda bir ejderha, kuzeyde dev bir kuş, batıda bir boğa, güneyde ise elinde demir sopa taşıyan bir kaya devi onu püskürtür. Ada baştan başa bu varlıklarla doludur; büyücü geri döner ve sefer yapılmaz.

Bu dört varlık bugün İzlanda'nın armasında ve parasında durur. Bir ortaçağ anlatısının ulusal simgeye dönüşmesi, inancın yalnızca eskide kalmadığını gösterir.

Sunular ve Yasaklar

Onlara sunulan şey adaktan çok yiyecektir. Kayaların dibine ve taş yığınlarının başına yemek bırakıldığı, karşılığında bereket umulduğu bilinir; kilise sonraki yüzyıllarda bu uygulamayı yasaklamaya çalışmıştır.

Yasaklar da somuttur: belirli kayalara dokunulmaz, belirli tepeler kazılmaz, gürültü edilmez. Bugün bile İzlanda'da yol yapımı sırasında bazı kayaların yerinde bırakılması, bu geleneğin sürdüğü yorumuna yol açar.

Öbür Ruhlarla İlişkisi

Kuzey inancındaki görünmez varlıklar keskin sınırlarla ayrılmaz. Yer ruhları; elflerle, dişil koruyucu ruhlarla ve kayada oturan varlıklarla iç içe anılır. Hangi adın hangi varlığı karşıladığı kaynaktan kaynağa değişir ve araştırmacılar arasında tartışmalıdır.

İzlanda halk inancındaki saklı halk tasavvuru da bu köke bağlanır; kayaların içinde yaşayan, insanlara benzeyen ama görünmeyen bir topluluk düşüncesi, yer ruhları inancının sonraki biçimi sayılır.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Türk inancındaki iye kavramıyla neredeyse birebir örtüşür. Her suyun, dağın ve ağacın bir sahibi vardır; suyu kirletmek ya da boş yere ağaç kesmek onu gücendirir. Geçit başlarına taş koyup izin istemek ile gemi başını örtmek aynı düşüncenin iki uygulamasıdır. Yurdu koruyan Yer Su ise dört koruyucu anlatısına daha yakındır: orada da ruhlar tek tek değil, bir ülkenin bekçisi olarak anılır.

Japon anlatısındaki kami de aynı düşünceye dayanır; belirli bir kayanın, çağlayanın ya da ağacın kendi kamisi vardır ve ona ip bağlanıp sınır çizilir. Yunan anlatısındaki Nimfe'ler de bir yere bağlıdır, ama onlar dişildir ve bir kişilik taşır; yer ruhlarının ise ne cinsiyeti ne adı vardır.

Dördü arasındaki asıl fark hukuktadır. Öbür geleneklerde saygı bir âdet ya da inanç kuralıyken, İzlanda'da yazılı yasaya geçmiştir. Görünmeyen varlıkların hakkını gözeten bir madde, bu inancı halk inancı olmaktan çıkarıp devletin işi haline getirir.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 4 madde, aralarında 8 bağlantı.

LandvettirkamiİyeYer SuNimfe