söylence
/yunan/asklepios
_

Asklepios

Asklepios — Yunan Mitolojisi
Asklepios.
Hekimliğin ve şifanın tanrısı.

Hekimliğin, şifanın ve ölümlülerin iyileşme umudunun tanrısıdır. Apollon'un oğludur; ölümlü doğmuş, hekimlikte eriştiği ustalık yüzünden öldürülmüş, sonra tanrılar arasına alınmıştır. Simgesi, bir asaya sarılmış tek yılandır.

Onu öbür Yunan tanrılarından ayıran, tapımının bir tören değil bir tedavi olmasıdır. Adına kurulan yapılara insanlar ibadet etmeye değil, iyileşmeye gider; orada yatar, uyur ve düşünde tanrıyı görmeyi beklerdi. Yunan dünyasında bin yıla yakın süren bu uygulama, tanrıyı gündelik hayata en çok karışan figürlerden biri yapmıştır.

Anlatısının çekirdeği bir sınır sorusudur: hekimlik nereye kadar gidebilir? Hastayı iyileştirmek serbesttir, ölüyü geri getirmek değildir. Onu yıkıma götüren şey bir kötülük değil, işini fazla iyi yapmasıdır.

Doğumu

Annesi, Teselya'daki Trikke bölgesinden Koronis adlı ölümlü bir kadındır. Apollon'dan gebe kaldıktan sonra bir ölümlüyle ilişkiye girer; haberi alan tanrı öfkelenir ve kız kardeşi Artemis kadını öldürür.

Ceset yakılmak üzere odun yığınına konduğunda Apollon son anda vazgeçer ve doğmamış çocuğu annesinin karnından çıkarır. Böylece bir ölünün içinden alınarak dünyaya gelir. Hekimliğin tanrısının ölüm ile yaşam arasındaki o eşikte doğması, anlatının kendi mantığına uygundur.

Başka bir anlatımda Koronis çocuğu yolda doğurur ve Epidauros yakınlarında bırakır; bebeği bir keçi emzirir, bir köpek bekler ve onu bir çoban bulur. Bu ikinci anlatım, tanrının en büyük tapınağının neden orada kurulduğunu açıklamak için anlatılır.

Kiron'un Yanında

Yetiştirilmek üzere Kentaur Kiron'a verilir. Öbür Kentaurlardan ayrı duran, bilgeliğiyle anılan bu varlık ona cerrahlığı, otların kullanımını ve yaraya bakmayı öğretir.

Öğrenci hocayı geçer. Öğrendiği otlarla ve ellerinin işiyle iyileştirilemez sayılan hastaları ayağa kaldırır; ünü bütün Yunan dünyasına yayılır. Anlatı burada bir uyarı da barındırır: yeteneğin sınırını çizen, onu veren değil kullanandır.

Bir anlatıya göre Atena ona Medusa'nın kanından iki şişe verir. Yaratığın sol yanından akan kan öldürür, sağ yanından akan diriltir. Ölüyü kaldırma gücünü bu ikinci kandan aldığı söylenir; aynı maddenin hem zehir hem ilaç olması, hekimliğin kendi ikiliğini anlatan bir imgedir.

Ölüyü Diriltmesi

Sonunda ölüleri geri getirmeye başlar. Diriltilenler arasında en çok anılanı, üvey annesinin iftirası yüzünden babasınca lanetlenen ve arabasından düşerek can veren Hippolitos'tur.

Yeraltının tanrısı Hades durumdan yakınır: ölüler kendisine gelmez olmuştur, ülkesi eksilmektedir. Şikâyet ahlaki değil, sayısaldır — bir hekim, iki dünya arasındaki paylaşımı bozmaktadır.

Zeus için asıl sorun da budur. Ölüm, tanrılarla insanları ayıran tek kesin sınırdır; o sınır aşılırsa insanla tanrı arasındaki fark kalmaz. Bu yüzden yapılan iş bir suç sayılır.

Yıldırım

Zeus onu yıldırımla vurup öldürür. Öcünü almak isteyen Apollon, tanrılar kralına doğrudan karşı çıkamayacağı için yıldırımları yapan Kikloplar'ı öldürür. Bunun üzerine ceza olarak bir yıl süreyle ölümlü bir kralın yanında çobanlık etmeye gönderilir.

Ölümünden sonra Zeus onu gökyüzüne çıkarır; elinde yılan tutan bir insan biçimindeki takımyıldız, bugün de Yılancı adıyla anılır. Sonraki anlatımlarda tanrılar arasına kabul edildiği ve tanrı sayıldığı söylenir.

Sonu, Yunan mitolojisinde sık görülen bir kalıptır: aşırıya giden cezalandırılır, ama cezalandırılan kişi çoğu zaman haklıdır. Yıldırım onu susturur, hekimliğini ortadan kaldırmaz — insanlar ondan sonra da ona gitmeyi sürdürür.

Ailesi

Eşi, adı ağrının dinmesi anlamına gelen Epione'dir. Kızları tek tek şifanın bir yanını taşır: Higieia sağlığın korunmasını, Panakeia her derde deva olan ilacı, Iaso iyileşmeyi, Akeso tedavinin sürmesini, Aigle ise sağlıklı bedenin parlaklığını temsil eder.

Kızlarının bir tanrının çocukları değil de kavramların adları gibi durması dikkat çekicidir. Hekimlik, aile ağacı biçiminde anlatılan bir bilgi düzeni olarak kurulmuştur.

İki oğlu, Truva savaşına katılan hekim kardeşler Makaon ile Podaleirios'tur. Biri yaraya ve cerrahlığa, öbürü gözle görülmeyen hastalıklara bakar; ikisi birlikte hekimliğin iki dalını karşılar. Ordunun içinde hekimin ayrı bir kişi olarak anılması, bu ayrımın anlatıdan eski olduğunu gösterir.

Tapınakları

Adına kurulan yapıların en ünlüsü Epidauros'takidir. Yunan dünyasının her yerinden hasta buraya gelir, arınır, sunusunu yapar ve tapınağın girilmez anlamına gelen bölümünde geceyi geçirirdi. Beklenen, tanrının uykuda görünüp ya doğrudan iyileştirmesi ya da yapılacak işi bildirmesiydi.

Yapılarda evcil ve zehirsiz yılanlar serbest dolaşır, uyuyanların üzerinden geçerdi. Yılanın seçilmesinin sebebi deri değiştirmesidir: her yıl kendini yenileyen hayvan, iyileşmenin kendisini gösterir.

İyileşenler gördüklerini ve iyileşen organın taştan bir örneğini tapınağa bırakırdı. Bu yazıtlardan yüzlercesi bugüne kalmıştır ve içlerinde açıkça hekimlik olan uygulamalar da vardır: perhiz, yıkanma, gezinti, merhem. Uyku ve düş anlatısının altında düzenli bir tedavi düzeninin durduğu bu kayıtlardan anlaşılır.

Benzer yapılar Yunan dünyasının pek çok yerinde bulunur; bunların en büyüklerinden biri bugün Bergama'dadır. Yapıların çoğu su kaynaklarının başına kurulmuştur.

Asası

Simgesi, üzerine tek bir yılan dolanmış budaklı bir değnektir. Bu değnek, bir yerden bir yere giden hekimin yol asasıdır; tanrı da tasvirlerde çoğunlukla ona yaslanmış, sakallı ve ağırbaşlı bir adam olarak gösterilir.

Kızı Higieia'nın simgesi ise ayrıdır: sapına yılan dolanmış bir kâse. Biri hastalığı geçirmeyi, öbürü hastalanmamayı anlatır ve ikisi Yunan hekimlik düşüncesinin iki ayrı yanını karşılar.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Asaya sarılmış yılan simgesinin bilinen en eski örneği Sümer'dedir: ağaç ve yeraltı tanrısı Ningişzida bir sopaya dolanmış iki yılanla betimlenir ve babası Ninazu hekimlikle anılır. İki simge arasında doğrudan bir aktarım kanıtlanmış değildir; ortak olan, yılanın hem öldüren hem yenilenen hayvan sayılmasıdır.

Mısır'da hekimliğin tanrısı sayılan İmhotep de yaşamış bir insandır ve ölümünden sonra tanrılaştırılmıştır. Yunanlılar Mısır'a geldiklerinde iki tanrıyı doğrudan birbiriyle bir tutmuşlardır. Aradaki fark yükseliş biçimindedir: İmhotep hizmetiyle yavaş yavaş tanrı sayılır, Asklepios ise önce cezalandırılıp öldürülür, tanrılığı bu ölümden sonra gelir.

Ölünün geri getirilememesi kuralı Nors mitolojisinde de kesindir. Baldur öldüğünde tanrılar onu geri almak için Hel ile pazarlık eder ve tek bir varlığın ağlamaması yüzünden başaramazlar. İki mitolojide de ölüm düzeni bir tanrının bile bozamayacağı kadar sağlamdır; Yunan anlatısını ayıran, bu düzeni bozmaya en çok yaklaşanın bir tanrı değil, bir hekim olmasıdır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 13 madde, aralarında 20 bağlantı.

AsklepiosİmhotepBaldurHelNinazuNingişzidaApollonArtemisAtenaEpidaurosHadesKiklopKironZeus

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.