Yunan mitolojisinde avcılığıyla ve koşuculuğuyla anılan kahraman kızdır. Doğar doğmaz dağa bırakılmış, bir ayı tarafından emzirilmiş ve avcıların elinde büyümüştür. Erkeklerden uzak durur, evlenmeye yanaşmaz ve avcı tanrıça Artemis'in yolunu tutar.
Kaynaklar onu tek bir kişi olarak anlatmaz. Arkadya koluna göre babası İasos, anası Klimene'dir ve anlatının ağırlığı avdadır. Boiotia koluna göre babası Skoineus'tur ve ağırlık koşuya kayar. Araştırmacılar bunun iki ayrı yerel kahramanın sonradan tek adda birleşmesi olabileceğini düşünür.
Dağa Bırakılması
Babası oğul beklediği için yeni doğan kızı Partenion dağına bıraktırır. Çocuğu, Artemis'e kutsal sayılan bir dişi ayı bulup emzirir. Sonra oradan geçen avcılar alıp büyütür. Böyle yetişen kız yayı ve mızrağı erkekler kadar iyi kullanır, ömrünü ormanda geçirir.
Bir kehanet ona evlenmenin sonu olacağını bildirir. Bunun üzerine kendini bekâr kalmaya adar. Artemis'in dağlarda dolaşan bölüğüne girenden istenen de budur. Ormanda yolunu kesen Roikos ile Hilaios adlı iki Kentaur'u oklarıyla öldürür.
Kalidon Domuzu Avı
Kalidon kralı Oineus yıllık kurbanlarında Artemis'i unutur. Tanrıça ceza olarak ülkeye kocaman bir yaban domuzu salar. Ekini çiğneyen ve önüne çıkanı öldüren hayvanı avlamak üzere kralın oğlu Meleagros'un çağrısıyla çağın bütün ünlü avcıları toplanır.
Takımda bir kadın bulunmasına karşı çıkanlar olur ama Meleagros onu ava katar. Domuzu ilk yaralayan Atalante'nin okudur. Hayvanı öldüren mızrak Meleagros'un olur ve ödül olan postu, ilk kanı akıttığı için ona verir.
Postu, Meleagros'un dayıları Pleksippos ile Toksevs bir kadına ödül verilmesini onursuzluk sayıp elinden alır. Meleagros ikisini de öldürür. Kardeşlerinin ölümünü duyan anası Altaia, kaderin oğlunun ömrüne bağladığı odun parçasını ateşe atar. Odun yanıp bitince Meleagros de ölür. Av, bir postun yüzünden bir soyun kırılmasıyla biter.
Argo Gemisi ve Güreş
Altın postu aramaya giden Argo gemisine binip binmediği tartışmalıdır. Apollodoros onu geminin tek kadını olarak sayar. Apollonios ise Iason'un, erkekler arasında geçimsizlik çıkar diye onu almadığını yazar. Reddin gerekçesi beceriksizliği değil, kadın olmasıdır.
Ölen kral Pelias için düzenlenen cenaze oyunlarında güreşe çıkar ve Peleus'u yener. Bu karşılaşma eski çağın sanat eserlerine de işlenmiştir.
Koşu ve Altın Elmalar
Evlenmesi için sıkıştırılınca bir koşu şartı koyar. Kendisini geçen adamla evlenecek, geçemeyen ölecektir. Kimse onu geçemez ve talipler birer birer can verir.
Sonunda bir genç, aşk tanrıçası Afrodit'ten yardım ister. Tanrıça ona üç altın elma verir. Ovidius'a göre bu elmalar Kıbrıs'taki Tamasos tarlasında yetişen altın bir ağaçtan koparılmıştır. Herakles'in dünyanın ucundan getirdiği Hesperid elmalarıyla ilgileri yoktur.
Koşu sırasında kız her yaklaştığında genç elmalardan birini yere atar. Atalante üç kez eğilip elmayı alır. Yitirdiği o kısa süreler yarışı kaybetmesine yeter. Kazanan gencin adı kaynaklara göre değişir. Ovidius ona Hippomenes, Apollodoros ise Melanion der. İkisi aynı anlatının iki adıdır.
Aslana Dönüşmeleri
Evlilik iyi bitmez. Kazanan genç, borcunu ödemeyi unutur ve Afrodit öfkelenir. Tanrıçanın saldığı istekle ikisi kutsal bir alanda birleşir. Bu alan Ovidius'ta ana tanrıça Kibele'nin, Apollodoros'ta Zeus'undur.
Ceza olarak ikisi de aslana çevrilir. Eski çağda aslanın aslanla değil parsla çiftleştiğine inanılırdı. Bu yüzden ceza yalnızca biçim değiştirmek değildir. Yan yana yürürler ama bir daha birbirine eş olamazlar. Ovidius ikisini Kibele'nin arabasına koşulmuş gösterir. Kehanetin dediği böylece çıkar, kızı yıkan şey evliliktir.
Oğlu
Bir oğlu olur ve adı Partenopaios'tur. Babası kimi kaynakta Melanion, kimi kaynakta Meleagros, kiminde savaş tanrısı Ares'tir. Adı bakire kızın oğlu anlamına gelir. Bekârlığının bozulduğu görülmesin diye onu da Partenion dağına bıraktığı söylenir. Anasının başına gelen, bir kuşak sonra aynı dağda yinelenir.
Partenopaios büyüyünce Teba üzerine yürüyen yedi komutandan biri olur ve kuşatma sırasında ölür.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Kendisini yenmeyen adamı kabul etmeyen kız başka geleneklerde de vardır. Dede Korkut anlatısındaki Banu Çiçek, Bamsı Beyrek ile at yarıştırır, ok atışır ve güreşir. Yenilmeden evlenmeye yanaşmaz. Hakas anlatısındaki Huban Arığ ise doğrudan savaşa giren bir alp kızdır. Nors anlatısında Brynhild yalnız korku bilmeyen bir adamı kabul eder ve çevresindeki alev duvarını aşan Sigurd ile karşılaşır.
Atalante'yi bunlardan ayıran, yarışı bir güç yenilgisiyle değil bir hileyle kaybetmesidir. Onu durduran şey karşısındaki adam değil, yerdeki altındır.