Yunan mitolojisinde dünyayı çevreleyen büyük ırmak ve bu ırmağın tanrısıdır. Gök Uranos ile toprak ana Gaia'nın oğludur ve Titanların en büyüğü sayılır. Kız kardeşi Tetis ile evlenir. Dünyadaki bütün ırmaklar ve su perileri bu birleşmeden doğar.
Okeanos hem bir tanrı hem bir yerdir. Eski şiir ondan çoğu zaman kişi olarak değil, yeryüzünün kıyısında akan bir su olarak söz eder. Bugünkü anlamıyla okyanus sözcüğü de onun adından gelir. Adın kökeni bilinmez. Yunancaya başka bir dilden geçtiği düşünülür, Yunanca öncesi bir dile bağlayanlar da vardır.
Dünyayı Çevreleyen Irmak
Eski Yunan tasavvurunda yeryüzü düz bir yuvarlaktır ve Okeanos onu bir kuşak gibi sarar. Irmak kendi içine geri akar, başı ve sonu yoktur. Bütün denizler, ırmaklar, pınarlar ve kuyular ondan beslenir. Güneş ve yıldızlar onun sularından doğup yine onun sularına batar. Yalnızca Büyükayı hiç batmaz ve Okeanos'a girmez. Geceleri Helios, altın bir kâseye binip bu ırmakta batıdan doğuya döner. Dünyayı dıştan saran ve bütün suların kaynağı sayılan bu su, Mısır inancındaki Nun'u andırır. Aynı kuşak imgesini Nors anlatısında denizin dibinde dünyayı saran Yörmungand taşır.
Okeanos'un kıyısı bilinen dünyanın bittiği yerdir. Odisseus, ölülerin ülkesine varmak için onu geçer ve güneş görmeyen Kimmerlerin kıyısına çıkar. Elizyum onun batı kıyısındadır. Gorgonlar, Hesperidler ve Geryon'un adası Eriteia da onun kıyısında ya da ötesinde aranır. Tanrılar şölene Okeanos kıyısında yaşayan Etiyopyalıların yanına gider.
Yeraltı ırmağı Stiks de Okeanos'tan ayrılır. Eski anlatıya göre ırmağın suyunun dokuz payı dünyanın çevresinde döner, onuncu payı Stiks olur. Daha sonraki dönemde kimi yazarlar böyle bir ırmağın varlığını kabul etmez ve adın şairlerin icadı olduğunu söyler.
Ailesi
Kardeşleri Koios, Krios, Hiperion, İapetos, Kronos, Teia, Rea, Temis, Mnemosine, Foibe ve Tetis'tir. Theogonia, Okeanos ile Tetis'ten üç bin ırmak ile üç bin Okeanid doğduğunu söyler ve bir kısmını adıyla sayar. Irmaklar arasında Nil, Eridanos, Alfeios ve Akheloos vardır.
Kızlarının en büyüğü Stiks sayılır. Öbür tanınmışları Zeus'un ilk eşi Metis, Nereus'un eşi Doris, Helios'un eşi Perse, Khrisaor'un eşi Kalliroe, Kharislerin annesi Evrinome ve Kiron'un annesi Filira'dır.
İlyada'da Okeanos tanrıların kaynağı, Tetis de onların annesi olarak anılır. Bu dizeler, ikisini yalnızca ırmakların değil bütün tanrıların atası sayan daha eski bir anlayışın izi kabul edilir. Orfik geleneğe dayanan bir soy çizgisinde de Kronos ile Rea, Okeanos ile Tetis'in çocuklarıdır. Suyu tanrıların ilk atası sayan bu düşünce, Sümer'de Enki'nin annesi olan ilk suların tanrıçası Nammu'yu andırır.
Titanların Savaşında
Kronos babasını tahttan indirirken Titanlardan yalnızca Okeanos'un ona katılmadığını söyleyen bir anlatım vardır. Titanlarla Olimposlular arasındaki savaşta da tarafsız kalır. Savaşa girmez ama kızı Stiks'i çocukları Nike, Kratos, Zelos ve Bia ile birlikte Zeus'a yardıma gönderir. Savaş sürerken Rea, küçük Hera'yı ona ve Tetis'e emanet eder.
Hera bu iyiliği unutmaz. İlyada'da Zeus'u kandırmak için Afrodit'ten kuşağını isterken, uzun zamandır birbirine küs olan Okeanos ile Tetis'i barıştırmaya gideceğini söyler. Aynı destanda Zeus bütün ırmakları meclise çağırdığında gelmeyen tek ırmak Okeanos'tur. Yine de o bile Zeus'un yıldırımından çekinir.
Prometeus ve Herakles
Zincire Vurulmuş Prometeus tragedyasında Okeanos, kayaya bağlanan Prometeus'u kanatlı bir hayvanın sırtında ziyaret eder. Tragedyanın korosunu da onun kızları olan Okeanidler oluşturur. Okeanos, Zeus'a boyun eğmesini öğütler ve onun için aracılık etmeyi önerir. Prometeus öneriyi geri çevirir. Atlas ile Tifon'un başına gelenleri hatırlatarak onu kendi başını derde sokmaktan alıkoyar.
Herakles anlatısında ise ırmak tanrısı sınayan taraftır. Kahraman, Geryon'un sığırlarını almaya giderken Helios'un altın kâsesine binip Okeanos'u geçer. Tanrı dalgaları kabartıp kâseyi sallar. Herakles yayını ona doğrultunca Okeanos korkar ve sularını yatıştırır.
Tasviri ve İzleri
Erken Atina vazolarında Peleus ile Tetis'in düğününe gelen konuklar arasında çizilir. Bu resimlerde boğa boynuzludur, belden aşağısı balık gövdesidir ve elinde bir yılan ile bir balık tutar. Bergama Sunağı'nın Gigantlarla savaşı anlatan frizinde Tetis ile birlikte yer alır. Geç dönem mozaiklerinde uzun sakallı, iri gövdeli bir yaşlıdır. Saçlarının arasından yengeç kıskaçları çıkar, çevresinde balıklar ve yunuslar yüzer.
Tapımına dair izler azdır, daha çok bir şiir ve evren tasavvuru figürü olarak kalır. Büyük İskender'in İndus ağzından açık denize ulaştığında Tetis ile Okeanos'a kurban sunduğu aktarılır.