Japon mitolojisinde savaşın, kılıcın ve yıldırımın tanrısıdır. Adı yiğit, yüce ve yıldırım anlamlarını birleştirir. Gök tanrılarının yeryüzünü Amaterasu'nun soyuna kazandırmak için gönderdiği elçidir ve Okuninuşi'yi ülkesini bırakmaya razı eden odur. Bu yüzden Yamato hanedanının en güvendiği savaşçı Kami sayılır.
Doğuşu bir öldürmeye bağlıdır. Ateş tanrısı Kagutsuçi'nin başını kesen kılıçtan sıçrayan kandan doğar. Bu yüzden bir annesi yoktur, kökeni bir silahtadır. Kılıçla, ölümle ve düzeni kurmak için yapılan şiddetle olan bağı bu doğumdan gelir.
Doğuşu
İzanami ateşi doğururken ölünce İzanagi öfkeyle kılıcını çekip Kagutsuçi'yi öldürür. Kojiki'ye göre kılıcın ağzının dibine bulaşan kan kayalara sıçrar ve oradan üç tanrı doğar. Mikahayahi ile Hihayahi'nin yanında üçüncüsü Takemikazuçi'dir. Aynı kayıt ona Takefutsu ve Toyofutsu adlarını da verir.
Kılıcın kendisi de bir tanrı sayılır ve İtsu no Ohabari adını taşır. Ülkenin devri anlatısında Takemikazuçi bu kılıç tanrısının oğlu olarak anılır. Nihon Şoki doğumu aynı ana çizgiyle anlatır ama ayrıntıda daha belirsizdir.
Ülkenin Devri
Göğün tanrıları yeryüzünü istemek için iki elçi gönderir, ikisi de dönmez. Üçüncü kez kimin gideceği sorulduğunda İtsu no Ohabari adı geçer. O göğün ırmağını kesip yolu tıkamakla uğraştığı için oğlunu önerir. Takemikazuçi yanına Ame no Torifune'yi alarak İzumo'daki İnasa kıyısına iner. Kılıcını ucu yukarı bakacak biçimde dalgaların üstüne saplar, ucuna bağdaş kurar ve Okuninuşi'ye ülkeyi kime bırakacağını sorar.
Okuninuşi yanıtı oğullarına bırakır. Kotoşironuşi devri hemen kabul eder. Öbür oğul Takeminakata ise bin kişinin kaldıramayacağı bir kayayı taşıyarak gelir ve güç denemesi ister. Takemikazuçi'nin elini kavradığında el önce buza, sonra kılıç ağzına döner. Takemikazuçi de karşıdakinin elini taze kamış gibi ezip fırlatır. Takeminakata Şinano'daki Suwa Gölü'ne kadar kovalanır ve oradan çıkmamaya söz verir. Bu güreş, sumonun söylencedeki başlangıcı sayılır.
Nihon Şoki'de asıl elçi Futsunuşi'dir. Takemikazuçi, kendisinin de yiğit bir savaşçı olduğunu söyleyip gönderilmeyi ister ve ona eşlik eder. Bu anlatıda ikisi boyun eğmeyen her şeyi ortadan kaldırarak yeryüzünü yatıştırır.
Cimmu ve Kılıç
İlk imparator Cimmu doğuya yürürken Kumano'da büyük bir ayı görünüp kaybolur ve bütün ordu bayılıp kalır. Yerli bir adam olan Takakuraci bir kılıçla gelir ve Cimmu kılıcı eline alır almaz uyanır. Takakuraci düşünde Takemikazuçi'nin yeniden inmesinin istendiğini, onun ise kendisi yerine ülkeyi yatıştırdığı kılıcı göndermeyi seçtiğini görmüştür. Kılıç ambarının çatısını delerek yere düşer.
Bu kılıç Futsu no Mitama adıyla bilinir ve Nara'daki İsonokami Tapınağı'nda tanrı olarak tapım görür. Takemikazuçi'nin öbür adlarında geçen futsu sözcüğü kimi yorumlara göre kılıcın kesişindeki sesi anlatır.
Tapımı
Asıl tapınağı Doğu Japonya'da, bugünkü İbaraki'deki Kaşima Tapınağı'dır ve Kaşima no Kami adı buradan gelir. Gelenek tapınağın kuruluşunu Cimmu dönemine götürür. Yakındaki Katori Tapınağı'nda Futsunuşi tapım görür ve iki tapınak birlikte anılır. Kılıç okullarının çalışma salonlarında onun adını taşıyan yazılı tomarlar asılır, Kaşima'da kurulan kılıç okulu da adını tapınaktan alır.
Nakatomi soyu ve ondan çıkan Fujiwara ailesi onu soy koruyucusu sayar. Nara başkent olunca Kaşima'dan çağrılır. Söylenceye göre ak bir geyiğe binerek Mikasa Dağı'na iner. Kasuga Taişa'da Futsunuşi, Ame no Koyane ve onun eşiyle birlikte anılan dört tanrının ilkidir. Nara'nın serbestçe dolaşan geyikleri bu yüzden tanrının habercisi sayılır.
Deprem Balığı
Halk inancına göre yeraltında yatan dev yayın balığı Namazu kıpırdadıkça yer sarsılır. Takemikazuçi onu Kaşima'daki kanameişi, yani mıh taşı ile bastırarak yerinde tutar. Taşın yalnız küçük bir tepesi toprağın üstündedir, gövdesinin yerin derinlerine uzandığına inanılır. Katori'deki ikinci taşın balığın kuyruğunu tuttuğu anlatılır.
1855'te Edo'yu yıkan depremden sonra bu inanç yüzlerce baskı resme konu olur. Deprem onuncu ayda olmuştur. O ay bütün tanrılar İzumo'da toplandığı için Takemikazuçi de yerinde değildir ve bekçiliği Ebisu'ya bırakmıştır. Resimlerde Ebisu uyuklarken balık kurtulur, dönen Takemikazuçi onu yeniden kılıcı ve taşıyla bastırır.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Japon göğünde yıldırım tek elde değildir. Gök gürültüsü Raicin'e, fırtına Susanoo'ya kalır, Takemikazuçi ise yıldırımı savaşçının gücü olarak taşır. Bu yönüyle Nors mitolojisindeki Tor'a yakındır. Tor da gök gürültüsünün sahibi bir savaşçıdır, güç denemelerine girer ve dünyayı saran yılan Yörmungand ile uğraşır. Yeri sarsan balığı bastıran Takemikazuçi ile o yılana karşı duran Tor aynı işi görür, düzeni yerin altındaki bir canavara karşı korurlar.
Ayrıldıkları yer yetkidir. Yunan mitolojisinde Zeus yıldırımı tanrıların başı olarak taşır. Takemikazuçi ise kimseye hükmetmez, göğün buyruğunu yerine getiren bir elçidir.