Takeminakata, Japon mitolojisinde Okuninuşi'nin oğlu sayılan güç, savaş, rüzgâr ve su tanrısıdır. Ülkenin gök soyuna devredildiği anlatıda devre karşı çıkan tek tanrıdır. Güç denemesinde yenilip Şinano'daki Suwa Gölü'ne çekilir ve oradan çıkmayacağına söz verir. Kojiki'de yenik bir sürgün olarak görünen bu tanrı, sığındığı bölgede Suwa Myocin adıyla Japonya'nın önde gelen savaş tanrılarından birine dönüşür.
Kojiki onu adıyla anar ama Okuninuşi'nin çocukları sayılırken listeye koymaz. Annesinin adını veren daha geç bir derleme, Sendai Kuci Hongi'dir. Orada Koşi ülkesinden Nunakawa Hime'nin oğlu olarak geçer. Nihon Şoki'nin ülkenin devri anlatısında ise hiç yer almaz. Eşi, Suwa'da onunla birlikte tapınılan tanrıça Yasakatome'dir.
Ülkenin Devri
Gök elçisi Takemikazuçi yeryüzünün yönetimini istediğinde Okuninuşi yanıtı oğullarına bırakır. Kardeşi Kotoşironuşi devri hemen kabul eder. Takeminakata ise bin kişinin kaldıramayacağı bir kayayı parmaklarının ucunda taşıyarak gelir ve kimin güçlü olduğunu görmek için güç denemesi ister.
İlk o davranıp rakibinin elini kavrar, ama tuttuğu el önce buza, ardından kılıç ağzına dönüşür. Korkup geri çekildiğinde Takemikazuçi onun elini taze bir kamış gibi ezip uzağa fırlatır. Takeminakata kaçar ve Şinano'daki Suwa Gölü'ne kadar kovalanır. Öldürülmek üzereyken canını bağışlatır. Bu yerden başka hiçbir yere gitmeyeceğine, babasının ve Kotoşironuşi'nin sözüne karşı çıkmayacağına ant içer. Direnişin bu biçimde kırılması, Okuninuşi'nin ülkeyi bırakmasının önünü açar. İki tanrının bu karşılaşması sumonun söylencedeki başlangıcı sayılır.
Suwa Söylenceleri
Suwa'nın kendi anlatıları aynı tanrıyı yenik değil, fatih olarak gösterir. Bunlara göre bölgeye dışarıdan gelir ve yerin eski tanrısı Moriya ile savaşır. Moriya demir bir çengelle, Takeminakata ise bir morsalkım dalıyla dövüşür ve morsalkım demiri yener. Dal düştüğü yerde kök salıp koruya dönüşür. Anlatıların kiminde Moriya dağa kaçıp kaybolur, kiminde boyun eğip ülkeyi ve ayinlerini yeni gelene bırakır.
Orta çağ metinleri tanrıyı büyük bir yılan ya da ejderha olarak da betimler. Rüzgâr ve yağmurla ilişkisi bu biçimin kaynağı sayılır. Bir anlatıda imparatoriçe Cingu'nun denizaşırı seferine katılır. Moğol istilası sırasında da Suwa Gölü'nden yükselen yılan biçimli bir bulutun Japonların yardımına koştuğu anlatılır.
Tapımı ve İzleri
Ana tapınağı Suwa Gölü'nün iki yakasına dağılmış Suwa Taişa'dır. Güneydoğu yakadaki yukarı tapınağın baş tanrısı Takeminakata'dır, kuzeybatı yakadaki aşağı tapınakta ise eşi Yasakatome ile birlikte anılır. Kışın donan gölün yüzeyinde beliren buz sırtına omiwatari, yani tanrının geçişi denir. Bunun, tanrının eşini görmeye giderken bıraktığı iz olduğuna inanılır ve sırtın biçiminden ürün yılına dair alamet çıkarılır.
Tapınağın en ünlü şenliği altı yılda bir yapılan Onbaşira'dır. Dağda kesilen on altı köknar gövdesi yamaçtan aşağı, üstlerine binen gençlerle birlikte kaydırılır ve dört tapınağın her birinin dört köşesine dikilir. Yukarı tapınağın başrahibi, Takeminakata'nın soyundan geldiğini söyleyen Suwa ailesinden gelirdi ve tanrının yaşayan bedeni sayılırdı. Ayinleri ise Moriya'nın soyundan geldiğine inanılan bir rahip ailesi yönetirdi.
İmparatorluk sarayı yedinci yüzyılın sonunda uzun bir yağmur döneminde rüzgâr ve su tanrılarıyla birlikte ona da elçi gönderir. Sonraki yüzyıllarda savaşçı aileler onu koruyucu edinir. Takeda Şingen sancaklarına tanrının adını yazdırır. Suwa aynı zamanda avcılıkla bağlantılıdır. Tapınağın dağıttığı muskalar, Budizmin et yemeyi kısıtladığı dönemde taşıyanına geyik eti yeme izni verirdi. Bugün Suwa adını taşıyan tapınaklar Japonya'nın her yanına, özellikle doğu bölgelerine yayılmıştır.