Helen, Yunan mitolojisinde dünyanın en güzel kadını sayılan Sparta kraliçesidir. Menelaos'un karısıyken Truvalı Paris ile gitmesi, Yunanların Truva'ya karşı on yıl süren savaşının nedeni olarak anlatılır. Babası Zeus'tur, bu yüzden ölümlü bir kadından çok yarı tanrısal bir figür olarak görülür.
Destanlarda hem savaşın suçlusu hem kendi yazgısının tutsağı olarak çizilir. Sparta ve Rodos'ta ise ona bir kahraman kadın gibi değil, bir tanrıça gibi tapılırdı.
Doğumu ve Ailesi
Anlatıların çoğunda annesi Sparta kralı Tindareos'un karısı Leda'dır. Zeus ona kuğu kılığında yaklaşır ve Helen bir yumurtadan doğar. Daha eski bir destana göre annesi Nemesis'tir. Tanrıça Zeus'tan kaçmak için kaz biçimine girer, ama yakalanır. Bıraktığı yumurta Leda'ya ulaşır ve Helen onun yanında büyür.
Kardeşleri Klitaimestra, Kastor ve Polideukes'tir. Çoğu anlatıda Helen ile Polideukes Zeus'un, Klitaimestra ile Kastor ise Tindareos'un çocuklarıdır. Timandra ve Filonoe adlı kız kardeşleri de anılır.
Teseus'un Kaçırması
Helen daha küçük bir kızken Atinalı Teseus ile dostu Peiritoos onu Sparta'dan kaçırır. Yaşı anlatıdan anlatıya yedi ile on arasında değişir. Teseus kızı Attika'daki Afidna'ya götürüp annesi Aitra'ya emanet eder. Kastor ile Polideukes Attika'ya girer, kız kardeşlerini kurtarır ve Aitra'yı tutsak alarak Sparta'ya götürür.
Talipler ve Evliliği
Helen evlenme çağına gelince Yunanistan'ın her yanından beyler ona talip olur. Seçilmeyenlerin kavga çıkarmasından korkan Tindareos, Odisseus'un önerisiyle bütün taliplere ant içirir. Kim seçilirse seçilsin, eşine bir haksızlık yapılırsa hepsi onu savunacaktır. Seçim, ağabeyi Agamemnon Klitaimestra ile evli olan Menelaos'a düşer. Tindareos'tan sonra Sparta'yı birlikte yönetirler ve kızları Hermione doğar.
Truva'da
Güzellik yarışında elmayı Afrodit'e veren Paris'e ödül olarak Helen vaat edilir. Paris Sparta'ya konuk olarak gelir. Menelaos uzaktayken Helen'i ve saraydaki hazineyi alıp Truva'ya götürür. Helen'in kendi isteğiyle mi gittiği, kaçırıldığı mı eski metinlerde de tartışılır. Taliplerin andı işlemeye başlar ve Yunan donanması toplanır.
Destanda Helen, Truva surlarından aşağıdaki orduyu izleyen yaşlı kral Priamos'a Yunan beylerini tek tek tanıtır. Kardeşlerini arar ama bulamaz, öldüklerini bilmez. Kendine sitem eder, iki halkın çektiği acının kendi yüzünden olduğunu söyler. Ona her zaman iyi davranan Hektor ölünce yasını en içten tutanlardandır. Paris öldürülünce kardeşi Deifobos ile evlendirilir.
Kent düşünce Menelaos onu öldürmeye niyetlenir. Helen'i görünce kılıcını elinden bırakır ve onu yanına alır. Nors anlatılarında devlerin durmadan elde etmeye çalıştığı Freya da tanrılar ile devler arasındaki pek çok çatışmanın odağındadır.
Mısır'daki Helen
Başka bir gelenekte Helen Truva'ya hiç gitmez. Hera buluttan onun bir benzerini yapar, Paris bu hayaleti götürür. Gerçek Helen ise Hermes eliyle Mısır'a taşınır ve kral Proteus'un sarayında savaş boyunca saklı kalır. Menelaos onu dönüş yolunda orada bulur. Bir anlatıya göre Helen'i kötüleyen bir şairin gözleri kör olur ve ancak onu öven yeni bir şiir yazınca görmeye yeniden başlar.
Dönüşü ve Sonu
Odysseia destanında Helen, Menelaos ile Sparta'da huzur içinde yaşayan bir kraliçedir. Babasını aramaya gelen Telemakhos'u ağırlar. Mısırlı Polidamna'dan aldığı, acıyı unutturan bir ilacı konukların şarabına katar. Menelaos ise Zeus'a damat olduğu için ölümü tatmadan Elizyum'a gönderilecektir.
Sonu üzerine anlatılar birbirini tutmaz. Bir anlatıda Menelaos'un ölümünden sonra Sparta'dan kovulur ve Rodos'a sığınır. Orada kocası Tlepolemos'u Truva'da yitiren kraliçe Polikso, hizmetçilerini Erinye kılığına sokup onu bir ağaca astırır. Başka bir anlatıda öbür dünyada Akhilleus'un eşi olur ve onunla Karadeniz'deki Ak Ada'da yaşar.
Tapımı
Sparta yakınlarındaki Terapne'de Menelaos ile birlikte tapınılan bir kutsal yeri vardı. Burada ikisine kahraman olarak değil, tanrı olarak sunu sunulurdu. Spartalı genç kızlar Helen adına şarkılar söyler, ırmak kıyısında dans ederdi. Rodos'ta ağaçların Helen'i anlamına gelen Dendritis adıyla anılırdı. Bu ad, asılarak ölümü anlatısıyla birlikte onun kökte bir bitki tanrıçası olduğu görüşüne dayanak gösterilir.