söylence
/türk/kam
_

Kam

Kam — Türk Mitolojisi
Kam.
Şaman, Oyun, Baksı, Udagan olarak da bilinir.
Ruhlarla insan arasında aracılık eden kişi.

Kam, Türk inancında ruhlarla insanlar arasında aracılık eden kişidir. Hastayı sağaltır, yiten kutu arar, ölünün canını yerine ulaştırır, gökten dilek diler ve gizli olanı haber verir. Bunları yaparken davulunu döverek kendinden geçer ve bedeninden ayrılan ruhuyla göğe çıkar ya da yeraltına iner.

Kam ne tanrıdır ne ruhtur, ölümlü bir insandır. Gücünü kendinden almaz, kendisine verilir. Ayinde söylediği uzun ve ölçülü söz bile kendi sözü sayılmaz, onu kama Ülgen'in dokuz kızı Ak Kızlar söyletir. Kamlık bu yüzden bir yetenek değil bir bağıştır.

Adı ve Karşılıkları

Sözcük Türkçenin en eski metinlerinde geçer. On birinci yüzyılda derlenen Türkçe sözlükte kâhin ve büyücü karşılığıyla, büyülü söz söylemesini anlatan kalıplarla birlikte verilir. Yine o yüzyılın bir öğüt kitabı kamı otacının yanına koyar ve ölmek üzere olana ikisinin de çare bulamayacağını söyler. Kam hem söz söyleyen hem sağaltan kişidir.

Ad topluluktan topluluğa değişir. Saha Türkleri erkek kama oyun, kadın kama udagan der. Karşılığı Kazak ve Kırgızlarda baksı, Tuvalarda ham biçimindedir. Kamın yerine bugün kullanılan şaman sözcüğü ise Türkçe değildir, Tunguz dillerinden gelir.

Kam Olma

Kamlık öğrenilerek elde edilmez. Kişi ya kam soyundan gelir ya da ruhlarca seçilir. Seçilenin belirtisi ağır bir hastalıktır. Aday nöbetler geçirir, bayılır, yemeden içmeden kesilir ve tek başına dağa çekilir. Bu hastalık ilaçla geçmez, ancak kamlığı kabul etmekle geçer.

Hastalık boyunca adayın ruhunun parçalandığı, eti kemiğinden ayrılıp yeniden derlendiği anlatılır. Saha anlatısında ruhu bu sırada kam ağacının bir dalındaki yuvada kuş yavrusu gibi beslenir, yuvanın yüksekliği ileride ne kadar güçlü olacağını belirler. İyileşen aday ölüp dirilmiş sayılır, öbür dünyaya gidip gelme yetkisini bu ölümden alır. Ardından yaşlı bir kamın yanında ruhların adlarını ve ayin sözlerini öğrenir.

Yeryüzündeki ilk kam Irkıl sayılır. Bir anlatıya göre sonraki bütün kamların ruhları onun yandığı ateşin kıvılcımlarından gelir.

Davulu ve Giysisi

Kamın başlıca aracı davuludur. Altay ve Saha Türkleri ona tüngür der. Kasnağı kayından ya da sedirden yapılır, yüzüne geyik veya dağ keçisi derisi gerilir. Deri gelişigüzel seçilmez, çünkü kam yolculuğa derisi gerilen hayvanla çıkar. Davul çalgıdan çok binektir. Yüzüne evrenin üç katı ile at, kuş ve yardımcı ruh tasvirleri çizilir. Kaç davulu olduğu kamın gücünün ölçüsü sayılır, Hakas anlatısındaki Tolğay dokuz tüürü olduğu için dokuz davullu diye anılır. Kam öldüğünde davulu parçalanıp mezarının yanındaki bir ağaca asılır.

Altaylılar ayin giysisine manyak der. Geyik ve ak koyun derisinden yapılan giysiye demir parçalar ve kuş tüyleri dikilir. Demirin sesi kötü ruhları uzaklaştırır, tüyler ise kamı kuş donuna sokar. Ak Kızlar'ın tasvirleri de giysiye iliştirilir, böylece kam yardımcılarını ayin boyunca üstünde taşır.

Ayin

Kamın iş görmesine kamlamak denir. Tören çoğunlukla akşam kurulur, ateş yakılır, ardıçla arınılır ve davul ısıtılıp gerdirilir. Kam yardımcı ruhlarını adlarıyla çağırır, davulunu döver ve giderek kendinden geçer. Bundan sonrasını topluluk kamın ağzından dinler.

Göğe çıkışta kam yalnız bırakılmaz. Yolu ona Yayık gösterir, uzağı gören Suyla ile Karlık yanında bulunur. Katlar yürüyerek aşılmaz, bineğini ona Pura Han verir. Kimi törende gök yolu, çadıra dikilen ve Ulukayın'ın yerine geçen bir kayına tırmanılarak canlandırılır. Beşinci katta kamı Utkuçı karşılar, adağı alır ve Ülgen'in sözünü ona iletir. Çoğu anlatıda kam en üst kata varmadan döner, kimi anlatıda yolun ucu Demirkazık'tır.

Yeraltına inmek daha tehlikeli sayılır. Kam Tamu'nun katlarını geçerken her katta Erlik'in oğullarından izin alır ve kızları Kara Kızlar'ın oyununa kapılmamaya çalışır. Kapılanın adağı kabul edilmez.

Hasta için yapılan törende kam ya bedene yerleşen çoru adıyla çağırıp dışarı sürer ya da yiten kutu arayıp sahibine geri getirir. Ölü için yapılan törende canı gideceği yere ulaştırır, kurban töreninden dönerken sürü ve hasat üzerine haber getirir.

Ak Kam ve Kara Kam

Altaylılar kamları ikiye ayırır. Ak kam göğe çıkar ve Ülgen ile aydınlık ruhlar için tören yapar. Kara kam yeraltına iner ve Erlik ile ona bağlı ruhlarla iş görür. Ayrım kamın iyiliğine değil, gittiği yöne bakar. Kadın kamlar udagan diye anılır. Kadın kamı erkekten güçlü sayan derlemeler de, kadını yalnız kara kam sayanlar da vardır.

Sonraki Dönemde İzi

İslam'ın kabulüyle kam adı yerini başka adlara bırakır. Orta Asya'da işin bir bölümünü baksı sürdürür. Oğuz çevresinde kamın söz söyleyen yanı ozana geçer ve bunun en açık örneği Dede Korkut'tur. Onda davul yerine kopuz, ruh çağırma yerine dua vardır. Anadolu'da iz halk hekimliğinde sürer, lohusayı Albastı'dan korumak için ocaklıya başvurmak aynı geleneğin kalıntısı sayılır.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Kendinden geçerek öbür dünyaya varan aracı başka mitolojilerde de bulunur. Nors anlatısında Odin bilgiyi elde etmek için kendini İgdrasil'e asar ve dokuz gece sonra runalarla döner. Yunan anlatısında Orfeus ezgisiyle yeraltına iner ve oradan diri çıkar. Japon anlatısında Ame no Uzume ters çevrilmiş bir teknenin üstünde kendinden geçerek oynar ve tanrıçayı mağaradan çıkarır.

Kamı bunlardan ayıran, bir kişi değil bir görev olmasıdır. Bu üçü de yolculuğunu bir kez yapar. Kam ise her toplulukta bulunur, öldüğünde aynı yolu yürüyecek bir başkası seçilir.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.