Yunan mitolojisinde Kiklopların en tanınmışı olan tek gözlü devdir. Poseidon ile deniz yaşlısı Forkis'in kızı Toosa'nın oğludur. Odysseia onu Kikloplar arasında gücü en büyük olan diye anar. Adı çok konuşulan, ünlü anlamına gelir. Dağdaki mağarasında koyun ve keçi güderek yaşayan bu çoban, en çok Odisseus'un yoldaşlarını yemesi ve sonunda kör edilmesiyle bilinir.
Sonraki dönemin şiiri ona bambaşka bir yüz verir. Orada Polifemos, deniz perisi Galateia'ya karşılıksız tutulan, derdini şarkıyla avutmaya çalışan beceriksiz bir âşıktır. Böylece aynı figür hem uygarlığın dışında kalanın korkunç yüzü hem de alay ve acıma uyandıran gülünç bir kişi olarak yaşar.
Mağaradaki Karşılaşma
Odysseia'ya göre Odisseus, Kiklopların ülkesinin karşısındaki bir adaya demir atar ve on iki adamıyla karşı kıyıya geçer. Yanına, Kikon kenti İsmaros'ta Apollon rahibi Maron'un armağan ettiği koyu şaraptan bir tulum alır. Bu şarap o kadar serttir ki bir ölçüsü yirmi ölçü suyla karıştırılarak içilir. Dev otlaktayken mağaraya giren adamlar peynir ve kuzularla dolu ağılları görür, yiyecekleri alıp kaçmayı önerir. Kahraman ise ev sahibini görmek ve ondan konukluk armağanı almak ister.
Akşam sürüsüyle dönen Polifemos, girişi yirmi iki arabanın kıpırdatamayacağı bir kayayla kapatır. Konuğu tanrıların koruduğu hatırlatılınca Zeus'u umursamadığını söyler, iki adamı yere çarpıp öldürür ve yer. Ertesi sabah iki, akşam iki kişi daha yenir. Böylece altı yoldaş onun midesine gider.
Bu arada Odisseus, devin mağarada kurumaya bıraktığı yeşil zeytin sopasından bir parça keser, ucunu sivriltip ateşte sertleştirir. Akşam deve Maron'un şarabını sunar. Tadına bayılan Polifemos konuğun adını sorar. Kahraman adının Outis, yani Kimse olduğunu söyler. Dev de konukluk armağanı olarak onu en sona bırakacağını, yani en son yiyeceğini bildirir. Polifemos sızınca kazık közde kızdırılır ve beş kişi onu tek göze saplar. Çığlıklara koşan öbür Kikloplar, kimin saldırdığını sorduklarında "Kimse" yanıtını alır. Kimse zarar vermiyorsa derdinin tanrılardan geldiğine karar verirler ve babası Poseidon'a dua etmesini öğütleyip dağılırlar.
Sabah kör dev kayayı açıp girişe oturur ve dışarı çıkan hayvanların sırtını yoklar. Odisseus, koçları üçer üçer söğüt dallarıyla bağlamış, her üçlünün ortadakinin altına bir adam yerleştirmiştir. Kendisi sürünün en iri koçunun karnındaki yüne tutunur. Koç en son çıkar. Polifemos onu okşayarak neden her zamanki gibi sürünün önünde gitmediğini sorar ve konuşabilseydi Kimse'nin saklandığı yeri ona söyleyeceğini düşleyerek yakınır.
Bilicinin Sözü ve Beddua
Gemiye ulaşan Odisseus, açıktan deve alay ederek seslenir. Polifemos bir dağ doruğunu koparıp fırlatır. Kaya geminin önüne düşer ve kabaran dalga gemiyi kıyıya geri iter. Adamları yalvardığı hâlde kahraman bu kez gerçek adını, babasının ve yurdunun adıyla birlikte bağırır. Bunu duyan Polifemos, bir zamanlar aralarında yaşayan bilici Telemos'un sözünü hatırlar. Telemos ona gözünü bir gün Odisseus'un elinde yitireceğini bildirmiştir. Dev bu kişiyi iri ve güçlü biri sanmış, karşısına ise onu şarapla alt eden ufak tefek bir adam çıkmıştır.
Ardından babası Poseidon'a yalvarır. Odisseus'un yurduna hiç varmamasını, varacaksa da geç, bütün yoldaşlarını yitirmiş olarak ve başkasının gemisiyle dönmesini, evinde de onu belaların beklemesini ister. Sonra daha büyük bir kaya fırlatır. Bu kez kaya geminin arkasına düşer. Tanrı oğlunun dileğini kabul eder ve dileklerin hepsi destanın geri kalanında birer birer gerçekleşir. Kahramanın yıllarca süren dönüşünün ardındaki asıl güç bu öfkedir.
Galateia'ya Tutkusu
Polifemos'u âşık olarak anlatan ilk metnin MÖ 4. yüzyılın başlarında yazılmış bir ditiramb olduğu kabul edilir. Orada dev, kitara çalan ve derdini şarkıyla anlatan biridir. Hellenistik dönemin kır şiirleri bu yüzü yerleştirir. Polifemos, Nereus'un kızlarından Galateia'yı sever, ama tek kaşlı ve kaba görünüşü yüzünden perinin ilgisini kazanamaz. Kıyıda bir kayaya oturup denize bakarak ona sürülerini, peynirlerini ve mağarasını sayar. Sonunda sevda acısına şarkıdan başka ilaç olmadığını anlar. Bir başka şiirde ise Galateia onun sürüsüne elma atarak sataşır, o da umursamaz görünür.
Metamorfozlar'da öykü kanlı biter. Galateia Polifemos'u değil, Sicilyalı genç Akis'i sever. Kıskançlıkla çılgına dönen dev, ikisini bir arada görünce dağdan kopardığı bir kaya parçasını Akis'in üzerine fırlatır ve onu ezer. Galateia, kayanın altından sızan kanı Etna eteklerinden denize akan bir ırmağa dönüştürür. Öyküyü Skilla'ya kendi ağzından anlatan da odur. Geç bir anlatıya göre ise peri sonunda deve boyun eğer. Ondan doğan Keltos, İllirios ve Galas, Keltlere, İlirlere ve Galatlara adını veren atalardır.
Başka Anlatılar ve İzleri
Kiklop adlı satir oyununda olay Sicilya'da, Etna Dağı'nın eteklerinde geçer. Dionisos'u ararken fırtınaya tutulan Silenos ile Satir'ler bu kıyıya düşmüş ve Polifemos'un kölesi olmuştur. Odisseus'un kaçışı onların da kurtuluşu olur. Latince Aeneis destanında ise Eneas aynı kıyıya vardığında kör devi, oyulmuş gözünün kanını denizde yıkarken görür.
Körleştirme ve kaçış sahneleri, MÖ 7. yüzyıl vazolarında Odysseia'dan resmedilen yalnızca iki sahnedir. Eleusis'te bulunan büyük bir amfora bunların en ünlüsüdür. Tek gözlü devi kör edip hayvanların arasında kaçan kahraman öyküsünün iki yüzü aşkın halk anlatısında geçtiği bilinir. Oğuz anlatısında Basat'ın Tepegöz'ü kör edip koç postuna girerek kaçması bunların en yakınıdır. Adını gizleyerek kurtulma hilesi ise Tatar ve Başkurt anlatılarındaki Şürele öyküsünde de görülür.
Aynı adı taşıyan ve Herakles ile birlikte Misya'da geride kalan Argonaut Polifemos, tek gözlü devle ilgisi olmayan ayrı bir kahramandır.