söylence
/sümer/utu
_

Utu

Utu — Sümer Mitolojisi
Utu.
Şamaş, Babbar olarak da bilinir.
Güneşin ve adaletin tanrısı.

Sümer mitolojisinde güneşin tanrısıdır. Gökten geçerken yeryüzünde olup biten her şeyi gördüğü için aynı zamanda adaletin tanrısı sayılır. Görmek ile yargılamak onda tek iştir.

Bu yüzden yakarılan tanrıların başında gelir. Hakkı yenen kişinin başvuracağı son yer odur, çünkü gizli kalan bir haksızlık bile onun gözünden kaçmaz. Akad ve Babil metinlerinde aynı tanrı Şamaş adıyla anılır.

Soyu

Ay tanrısı Nanna ile eşi Ningal'in oğludur. Kız kardeşi, Venüs yıldızının tanrıçası İnanna'dır ve kimi metinde ikisi ikiz sayılır. Böylece göğü aydınlatan üç ışık tek bir aileye bağlanmış olur.

Eşi, şafağın tanrıçası Aya'dır. Sümerce metinlerde aynı tanrıça Şerida adıyla geçer. Sabah onu uyandıran ve yola çıkaran odur. Kızlarından birinin adı doğruluk anlamına gelir, bir başkası düşlerin tanrıçasıdır. Yargı da düş de gün ışığına çıkan şeylerdir.

Günlük Yolculuğu

Her sabah doğudaki dağın kapıları açılır ve tanrı oradan çıkar. Kapıları açan yardımcı varlıklardır. Gökyüzünü baştan başa geçer, akşam batıdaki kapıdan girer ve gözden kaybolur.

Geceyi yeraltında geçirir. Kur adı verilen bu karanlık ülkede yol alarak sabah yeniden doğacağı yere varır. Yeraltından geçen yolun üzerinde, meyvesi değerli taş olan bir bahçe bulunduğu anlatılır.

Böylece gece de boş durmaz. Gündüz yaşayanları yargılayan tanrı, geceleyin ölülerin arasında yargı verir. Yukarıdaki ile aşağıdaki dünyayı birbirine bağlayan, her gün ikisinden de geçen tek tanrıdır.

Adaletin Tanrısı

Yoksulu, dulu, öksüzü ve yolcuyu koruduğu söylenir. Bunlar kendini savunacak gücü olmayan kimselerdir. Gücü olan insan hakkını kendi alır, olmayan tanrıya seslenir.

Haksızlığa uğrayanın attığı çığlığın kendisi bir ad taşır ve o ad tanrının adıdır. Bu çığlığın karşılıksız kalmayacağına, ona sebep olanın er geç bulunacağına inanılır. Sümer düşüncesinde beddua boş bir söz değil, işleyen bir güçtür.

Elinde dişli bir testere taşır. Bu alet hem doğarken önündeki dağı yarıp yol açtığı, hem de kesin karar verdiği için ona yakıştırılmıştır. Kararı bir söz değil bir kesiktir. Omuzlarından çıkan ışınlar ve uzun sakalıyla betimlenir.

Yardım Ettiği Kişiler

Kendi başına geçen bir anlatısı yoktur. Hep bir başkasının anlatısında, tam sıkışılan yerde ortaya çıkar. Yakarılan ve karşılık veren taraftır.

Yeraltının cinleri Dumuzi'nin peşine düşünce genç adam ona yalvarır. Tanrı onu birkaç kez başka bir hayvanın biçimine sokup kaçırır. Gılgamış sedir ormanına, Huvava'nın üzerine gitmeden önce ona yakarır ve yol boyunca kendisine yardım edecek yoldaşları ondan alır.

Her yakarışa karşılık vermez. İnanna bahçesine diktiği ağaca üç varlık yerleşince ağlayıp kardeşine seslenir, ama tanrı onun yanında durmaz. Ağacı sonunda bir kahraman temizler. Anlatı, ondan yardım istemenin yardımı garanti etmediğini gösterir.

Enkidu yeraltına inip orada tutulduğunda, gölgesinin yukarı çıkıp konuşabilmesi Enki ile onun izniyle olur. Tufan anlatısında da gemideki adam, suların çekildiğini açtığı pencereden vuran ışıkla anlar ve önce ona kurban keser. Işığın görünmesi, felaketin bittiğinin işaretidir.

Tapımı

Başlıca iki kentte anılır. Bunlardan Larsa güneyde, Sippar kuzeydedir. İki kentteki tapınağı da aynı adı taşır ve bu ad ak ev anlamına gelir. Tanrının kendisi de parlaklığı yüzünden ak anlamındaki sözcükle anılmıştır.

Tapımın en somut izi tapınakta değil mahkemededir. Anlaşmazlığa düşen kimseler onun adına ant içer, alışveriş yazılırken adı tanık olarak konur. Yalan yere ant içmenin cezasını verecek olan da odur. Gökteki tanrı böylece gündelik hayatın içine iner.

Kurban bakarak gelecek okuma işi ona bağlıdır. Kesilen hayvanın iç organlarına bakan kişi, aslında tanrının oraya yazdığı kararı okuduğunu düşünür. Yargı burada da görmeye dayanır.

Sonraki yüzyıllarda üzerine yasa yazılmış taş anıtların başına onun oturmuş biçimi kazınmıştır. Anıtta tanrı, karşısında duran krala yönetme yetkisinin işaretlerini uzatır. Yasanın kaynağı kralın kendisi değil, gökten her şeyi gören tanrı olarak gösterilir.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Güneş tanrısı her mitolojide vardır ama yüklendiği iş değişir. Mısır'da Ra hem güneş hem yaratıcı ve tanrıların kralıdır. Japon anlatısında güneş bir tanrıçadır ve Amaterasu, hükümdar soyunun atası sayılır. Türk mitolojisinde Gün Ana dişidir, Kuyaş ise erildir.

Utu'yu bunlardan ayıran, gücünün yaratmaktan ya da soy vermekten değil tanıklıktan gelmesidir. Ra dünyayı kurar, Amaterasu soyu başlatır. Utu ise kurmaz ve başlatmaz, yalnızca görür. Görmek ona yetki verir, çünkü yargılamak için önce görmüş olmak gerekir.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 18 madde, aralarında 65 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.