Nors mitolojisinde baştanrı Odin'in bindiği sekiz ayaklı attır. Rengi boz olarak anlatılır. Tanrıların ve insanların atları arasında en iyisi sayılır, tıpkı Odin'in tanrıların en iyisi sayılması gibi. Adı Eski İskandinavcada kaygan, kayıp giden anlamına gelen bir sözcükten türer ve hızla süzülen yürüyüşünü anlatır.
Annesi kısrak kılığına girmiş Loki, babası bir devin aygırı olan Svadilfari'dir. Yaşayanların gidemediği yerlere giden bir binektir. Hem havada hem denizde koşar, ölüler ülkesine inip geri dönebilir ve bu yönüyle dünyalar arasındaki yolculukların atıdır.
Doğuşu
Tanrılar Asgard'ı yeni kurduklarında bir usta gelir ve yurtlarının çevresine sağlam bir sur örmeyi önerir. Karşılığında Freya'yı, güneşi ve ayı ister. Tanrılar işi tek kışta, yalnızca atının yardımıyla bitirmesi koşuluyla kabul eder. Loki'nin sözüyle ustaya atını kullanma izni verilir.
Aygır Svadilfari geceleri dev kayaları taşır ve sur, kışın bitmesine üç gün kala neredeyse tamamlanır. Pazarlığın kaybedileceğini gören tanrılar suçu Loki'ye yükler. O da kısrak kılığına girip ormandan çıkar ve aygırı peşine takarak işten uzaklaştırır. Sur bitmez, ustanın dev olduğu ortaya çıkar ve Tor onu öldürür.
Bir süre sonra Loki boz renkli, sekiz ayaklı bir tay doğurur ve onu Odin'e armağan eder. Ozanların Loki'yi zaman zaman "Sleipnir'in akrabası" diye anması bu doğumdan gelir.
Odin'in Atı
Tanrılar her gün Bifrost köprüsünden geçip yargı yerlerine atlarıyla gider. Bu atların sayıldığı listede ilk sırayı o alır. Odin onunla bütün dünyalar arasında dolaşır ve atın sekiz ayağı, hiçbir atın yetişemeyeceği bir hızın işareti olarak anlaşılır.
Bu hızın sınandığı bir anlatı da vardır. Odin altın miğferiyle Yötunheim'e, dev Hrungnir'in yurduna sürer. Dev havada ve suda koşan bu atı görünce kendi atı Gullfaksi'nin daha iyi olduğunu söyler. Odin buna başını ortaya koyar ve atını sürüp uzaklaşır. Öfkelenen Hrungnir peşine düşer. Yarışı Sleipnir kazanır ama ara o kadar azdır ki dev farkına varmadan Asgard'ın kapılarından içeri girer. Hrungnir sonradan Tor ile dövüşüp ölür, Gullfaksi de Tor'un oğlu Magni'ye verilir.
Ölüler Ülkesine Yolculuk
Ölüler ülkesine giden yol dokuz gece sürer ve karanlık, derin vadilerden geçer. Sleipnir bu yolu iki kez yürür. İlkinde oğlu Baldur kötü düşler görünce Odin atını eyerleyip aşağı iner. Yolda göğsü kanlı bir köpek ona havlar, kimilerince bu köpek Garm'dır. Odin ölmüş bir biliciyi mezarından kaldırıp Baldur'un yazgısını sorar.
İkincisinde Baldur ölmüştür ve tanrılar onu geri istemek için bir ulak gönderir. Bu iş için Odin'in oğlu Hermod Sleipnir'e biner. Dokuz gece sonra Gyöl ırmağının altın kaplı köprüsüne varır. Köprünün bekçisi Modgud, tek başına geçen bu yolcunun köprüyü, az önce geçen beş bölük ölünün hepsinden daha çok çınlattığını söyler ve ona yolu gösterir. Hel'in kapısına gelince Hermod attan iner, kolanı sıkar ve atı mahmuzlar. Sleipnir kapının üstünden hiç dokunmadan atlar. Hel'in koşulu yerine gelmediği için Baldur geri dönmez.
Ölülerle bu yakınlık, kanatlı Pegasus'tan ayrıldığı yerdir. Pegasus binicisini göğe çıkarır, Sleipnir ise aşağıya indirir ve geri getirir. Türk anlatısındaki Tulpar da ulaşılamayan yere taşıyan bir attır, ama onun olağanüstülüğü kanatlarındadır.
Soyu ve İzleri
Sigurd'un atı Grani, Sleipnir'in soyundan sayılır. Uzun sakallı bir yaşlı adam kılığındaki Odin, genç kahramanın sürüden bu boz tayı seçmesine yardım eder. Bir Valkür'ün öğrettiği büyü dizelerinde runların kazındığı yerler arasında Sleipnir'in dişleri de sayılır. Bir sagadaki bilmece yarışmasında on ayakla koşan, üç gözü olan bir ikili sorulur. Yanıt, tek gözlü Odin ile sekiz ayaklı atıdır.
Gotland adasında 8. yüzyıldan kalan iki resimli taşta sekiz ayaklı bir ata binmiş bir süvari görülür. Bu sahne genellikle ölüler diyarına varan bir binici olarak yorumlanır. Ozanlar gemiyi "denizin Sleipnir'i" diye anar. İzlanda'daki at nalı biçimli Asbirgi kanyonunun da halk inancına göre onun toynak izi olduğu söylenir.
Sekiz ayağın anlamı üzerine birkaç görüş vardır. Kimileri bunu hızın işareti sayar, kimileri atı, şamanların öbür dünyaya giderken bindiği hayvanlarla karşılaştırır. Bir başka yoruma göre dört kişinin omzunda taşınan cenaze sedyesi uzaktan sekiz ayaklı bir at gibi görünür ve ölüleri taşıyan atın imgesi buradan doğmuştur.