Oğuz'un hanlar hanı, Dede Korkut Kitabı'nda anlatılan bütün beylerin bağlı olduğu en yüksek yetkidir. Adı kitapta Kam Gan oğlu Han Bayındır diye anılır. İç Oğuz ile Dış Oğuz'un ikisi birden ona bağlıdır ve bir kimsenin bey sayılması, otağının kurulması, uç bölgeye gönderilmesi onun sözüyle olur.
On iki boyun dokuzunda adı geçer, ama kendisi savaşa çıkmaz ve olayların içine girmez. Toyunu kurar, beylerini konuklar, yetki dağıtır ve geri çekilir. Anlatının hareketli tarafı güveyisi Salur Kazan'a bırakılmıştır. Bu yüzden Bayındır Han bir kahraman değil, kahramanların dayandığı düzenin adıdır. Dede Korkut anlatılarında tanrısal ya da olağanüstü bir yanı yoktur. Ondaki katman efsaneden çok tarih ve simge katmanıdır.
Toy ve Üç Otağ
Yılda bir kez toy kurup Oğuz beylerini konuklar. Attan aygır, deveden buğra, koyundan koç kestirir. Ala sayvanını yeryüzüne diktirir ve üç ayrı yere üç otağ kurdurur. Ak otağ oğlu olanın, kızıl otağ kızı olanındır. Çocuğu olmayan kara otağa alınır, altına kara keçe döşenir, önüne kara koyun yahnisi konur.
Bu düzenlemede bir cezalandırma yoktur, bir sınıflandırma vardır. Oğuz'da bir beyin değeri soyunu sürdürüp sürdürmediğiyle ölçülür ve han bunu otağın rengiyle herkesin gözü önüne koyar. Dirse Han kara otağa alınınca yurduna dönüp eşine danışır, açı doyurup çıplağı donatarak oğul diler. Boyun bütün olayları hanın bu tek buyruğundan doğar.
Divanı ve Yetkisi
Hanın divanı, Oğuz'da bir şeyin resmen olduğu yerdir. Kam Büre Bey oğlu olmadığı için bu divanda ağlar. Deli Karçar, kaybolan Bamsı Beyrek'ten haber getirene ödül sözünü burada verir ve Yaltacuk kanlı gömleği buraya bırakır. Meydanında beslenen azgın boğayı Dirse Han'ın oğlu yumruğuyla devirdiğinde, çocuğa Boğaç adını veren Dede Korkut ondan yiğide taht ve bey payı ister.
Uç beyliği de onun elindedir. Dokuz Tümen Gürcistan'dan gelen haraç altın yerine bir at, bir kılıç ve bir gürz olarak ulaştığında, bunları Oğuz'a bekçilik edecek yiğide vermeyi uygun görür. Armağanları alan Begil, Berde ile Gence arasına yerleşip sınırı tutar ve yılda bir kez hanın divanına gelip üç gün konuklanır. Aynı yetkinin bir başka görünüşü Tepegöz anlatısındadır. Avdan dönen han ve beyleri, çobanın bulduğu parlak yığının başına toplanır, yığın yarılıp içinden tek gözlü çocuk çıkar ve çocuğun kime verileceği orada kararlaşır.
Bu yetkinin en açık işareti güveyilik bağıdır. Kızı Boyu Uzun Burla Hatun, Oğuz'un beylerbeyi Salur Kazan'ın eşidir. Kazan soylamalarda çağrıldığında sıfatlarının arasında hanın güveyisi olduğu da sayılır. Böylece Oğuz'un en yüksek yetkisiyle en güçlü kılıcı bir aile içinde birleşir.
Adı ve Boyu
Bayındır aynı zamanda bir Oğuz boyunun adıdır. Boy, Oğuz Kağan'ın oğlu Gök Han'ın soyundan gelir ve Üçok koluna bağlıdır. Ongunu sungurdur, toydaki et payı koyunun sol kürek kemiğidir. Adın anlamı için daima nimetle dolu olan yer karşılığı verilir. Bayındır sözü bugün de bakımlı ve imar edilmiş yer anlamını taşır, bu yüzden adın bir kişi adından çok bir unvan olduğu düşünülür.
Böyle bir ad, hanın anlatıdaki işiyle örtüşür. O savaşan değil, düzeni kurup ülkeyi şen tutandır. Toyun kurulması, payların dağıtılması ve sınırın bekçiye bağlanması aynı işin parçalarıdır.
Tarihteki İzi
Bayındır boyu Anadolu'ya Selçuklu döneminde gelen boylar arasındadır. On beşinci yüzyılda Akkoyunlu devletini kuran hanedan bu boydan çıkar ve Bayındır Han'ın soyundan gelmekle övünür. Boyun tamgası devletin resmî alameti olur, sikkelerde, belgelerde, silahlarda ve bayraklarda kullanılır. On beşinci ve on altıncı yüzyıl kayıtlarında Anadolu'nun orta ve batı kesiminde elli kadar köy ve mezra bu adı taşır.
Bu tarihî bağ, kitaptaki hanın niçin bu kadar yüksekte durduğu sorusunu doğurur. Elimizdeki yazmalar Akkoyunlu çevresinin etkili olduğu bir dönemde biçimlendiği için, hanın Oğuz'un başına yerleştirilmesinin hanedana köken sağlamak amacı taşıdığı ileri sürülür. Salur boylarının ağır bastığı ve Akkoyunlu etkisinin bulunmadığı Türkmen anlatılarında Bayındır Han'ın daha etkin göründüğü belirtilir. Adın arkasında Göktürk kağanlarından birinin, özellikle Bilge Kağan'ın hatırasının bulunabileceği de söylenir, ama bu görüş kesin sayılmaz.
Yetkeyi taşıyıp eylemi başkasına bırakan yönetici, başka mitolojilerde de görülür. Sümer'de gök tanrısı An tanrılar meclisinin başında oturur, kararların kaynağıdır ama olayları yürüten başkalarıdır. Yunan mitolojisinde Troya'ya giden orduda en yüksek yetki Agamemnon'dadır, buna karşılık savaşın gidişini onun buyruğundan çok başındaki yiğitler belirler. Bayındır Han bu ikisiyle aynı yerde durmaz, çünkü ne tanrıdır ne de yetkesi tartışmaya açılır. Onun durağanlığı bir zayıflık değil, hanlığın anlatıdaki tanımıdır.