Neit, Mısır mitolojisinin bilinen en eski tanrıçalarından biridir. Avın ve savaşın, dokumanın ve yaratılışın tanrıçası olarak anılır. Simgesi, Mısır'ın tek bir krallık olmasından önceki döneme ait buluntularda bile görülür. Tapımının merkezi Nil deltasının batısındaki Sais kentidir ve tanrıça delta bölgesinin, yani Aşağı Mısır'ın, koruyucusu sayılır.
Adının anlamı kesin değildir. Kimi görüşler onu korkutan diye açıklar, kimileri dokuma ya da su için kullanılan sözcüklerle ilişkilendirir. İlk hanedanın iki kraliçesi, Neithotep ile Merneit, adlarında tanrıçanın adını taşır. Bu, tapımının devletin kuruluşundan beri saray katında yer bulduğunu gösterir. Anlatılarda güneş tanrısı Ra'nın ve timsah tanrı Sobek'in annesi sayılır. Piramit Metinleri onu timsahların sütannesi diye anar. Güney Mısır'daki Esna'da koç başlı Khnum'un yanında tapılır.
Görünüşü ve Simgesi
Çoğunlukla Aşağı Mısır'ın kırmızı tacını giyen bir kadın olarak çizilir. Elinde yay ve oklar ya da güç asası ile yaşamı simgeleyen ankh bulunur. Eski sanlarından biri yayın hanımı, okların yöneticisi diye çevrilir. Kimi tasvirlerde inek biçiminde görünür, timsah emziren bir kadın olarak çizildiği de olur.
Simgesi, bir kalkanın üzerinde çaprazlanmış iki oktur. Aynı işaret Sais'in bulunduğu bölgenin de simgesidir. Sonraki dönemlerde işaret bir dokuma mekiği gibi okunmuş ve tanrıçanın dokumayla bağı buradan güçlenmiştir. Kimi araştırmalar en eski biçimde bir çıt çıt böceği görür.
Esna'da Yaratılış
Esna tapınağının Roma dönemine ait yazıtları, yaratılışı Neit üzerinden anlatır. Başlangıçta tanrıça karanlık Nun sularında yalnızdır ve hem anne hem baba niteliğindedir. Önce inek, sonra balık biçimine girer. Gözlerinin parıltısından ışık doğar. Suların ortasında bir yer dilediğinde toprak bir tepe yükselir. Metin bu tepeyi hem Esna hem Sais sayar. Neit ardından otuz tanrıyı yaratıp adlarını koyar.
Sonra Ra'yı doğurur. Çocuk annesine kavuşunca ağlar ve gözyaşlarından insanlar olur. Güldüğünde ağzından dökülen tükürükten tanrılar doğar. Neit, oğlunun göbek bağını kesip suya atar ve bağ yüz yirmi arşın uzunluğunda bir yılana, Apofis'e dönüşür. Kimi anlatımlarda yılan tanrıçanın sulara attığı tükürükten çıkar. Neit sonra yeniden inek biçimine girer, oğlunu boynuzlarının arasına alıp suların üstünde Sais'e taşır. Bu biçimiyle Mehetveret adını alır. Ad büyük taşkın demektir. Varışı yılın on birinci ayının on üçüncü gününe düşer ve Ra, annesi için sabaha kadar ışıklar yakılmasını buyurur.
Yaratılışın başına bir inek koyan başka bir anlatı Nors'tadır. Orada ilk inek Audhumla, ilk dev İmir'i sütüyle besler. Aradaki fark, Neit'in yalnız beslemekle kalmayıp dünyayı kendisinin kurmasıdır.
Horus ile Set Davası
Osiris'in tahtı için Horus ile Set arasındaki dava yıllarca sürer ve tanrılar karar veremez. Sonunda tanrıların annesi diye anılan Neit'e danışılır ve ona bir mektup gönderilir. Neit tahtın Horus'a verilmesini ister. Aksi olursa öfkesinden göğün yere çökeceğini söyler. Set için ise mallarının ikiye katlanmasını ve Ra'nın iki yabancı kızının ona eş olarak verilmesini önerir. Tanrılar yanıtı haklı bulur, ama dava bununla kapanmaz.
Ölünün Korunması
Dokumanın tanrıçası olduğu için mumya sargılarıyla da ilişkilendirilir. Ölüyü saran keten bezler onun armağanı sayılır. Piramit Metinleri'nde kralı koruyan dört tanrıçadan biridir. Öbür üçü İsis, Neftis ve Serket'tir. Dördü sonraki cenaze geleneğinde kanopik kapları ve lahdi birlikte korur. Neit'in payına doğu yönü ve Horus'un dört oğlundan mideyi koruyan çakal başlı Duamutef düşer.
Sais ve Yunanlar
Tanrıçanın en parlak dönemi, Sais'in Mısır'a başkentlik yaptığı yirmi altıncı hanedan dönemidir (MÖ 664-525). Bu dönemde tapınağı genişler ve krallar onun koruyuculuğunu öne çıkarır. Kenti gezen bir Yunan tarihçi, her yıl tanrıça için düzenlenen bir bayramda bütün gece evlerin önünde kandiller yandığını yazar. Bu ışık bayramı, Esna anlatısında Ra'nın annesi için buyurduğu ışıkları hatırlatır.
Yunanlar Neit'i Atena ile bir tutmuştur. İkisi de silahlı tanrıçadır, ikisi de dokumanın koruyucusudur. Bir Yunan anlatısında Atinalı yasa koyucu Solon Sais'e gider ve tapınağın rahipleri ona tanrıçalarının Yunanların Atena'sı olduğunu söyler. Sais'teki bir heykelin üzerinde, olmuş, olan ve olacak her şeyin kendisi olduğunu, örtüsünü hiçbir ölümlünün kaldıramadığını söyleyen bir yazı bulunduğu aktarılır.