söylence
/türk/ongun
_

Ongun

Keçe çadırda yağlanmış ongun suretleri — Türk Mitolojisi
Keçe çadırda yağlanmış ongun suretleri.
Ongon, Onkun olarak da bilinir.
Bir boyun koruyucu kuşu ya da bir ruhun konduğu suret.

Ongun, eski Türk ve Moğol inancında bir ruhun yerleştiğine inanılan varlık ya da nesnedir. Ad iki ayrı ama birbirine bağlı şeyi karşılar. Oğuz geleneğinde her boyun koruyucusu sayılan ve boyun simgesi olan yırtıcı kuşa ongun denir. Sibirya ve Moğol bozkırında ise aynı ad, bir atanın ya da ünlü bir kamın ruhunu taşıdığına inanılan keçe, deri ya da ağaçtan suretlerin adıdır. Altay Türkleri bu suretlere töz der.

Oğuznâmelerde sözcüğün, kutlu olsun anlamındaki eski bir dilek sözünden türediği söylenir ve ongun için kut ve devlet karşılığı verilir. Sözcüğün Türkçe mi Moğolca mı olduğu tartışmalıdır. Moğolcada ongon biçimiyle hem ruhu hem de ruhun konduğu nesneyi anlatır.

Oğuz Boylarının Ongunları

Oğuz Kağan'ın altı oğlunun her birinin dörder oğlu olur ve Oğuz soyu yirmi dört boya ayrılır. Boylar arasındaki düzeni kuran bilge Irkıl Hoca, her boya bir oturma yeri, bir lakap, bir tamga ve bir ongun verir. Aynı oğuldan gelen dört boy aynı ongunu paylaşır, bu yüzden yirmi dört boyun altı ongunu vardır. Bozok kolunda Gün Han soyunun ongunu şahin, Ay Han soyununki kartal, Yıldız Han soyununki tavşancıldır. Üçok kolunda Gök Han soyuna sungur, Dağ Han soyuna uç, Deniz Han soyuna çakır düşer.

Altısı da avcı kuştur. Kuşların hangi boya düştüğü sonraki Oğuznâmelerde küçük farklarla verilir. Kimi çalışmalar bu düzeni totem inancının izi sayar. Öbür görüş, Oğuzların bu kuşlardan türediğine inanmadığını, ongunun bir soy atası değil boyun nişanı ve koruyucusu olduğunu ileri sürer. Listenin Türkçenin en eski sözlüğünde bulunmaması, onun Moğol döneminde biçimlendiği görüşüne de dayanak olur.

Ruhun Konduğu Suret

Altay, Yakut ve Moğol inancında ongun, bir ruhun içine yerleştiği nesnedir. Çoğu zaman keçeden, deriden, bezden ya da kayın kabuğundan yapılmış küçük bir insan ya da hayvan suretidir. Bir suretin ongun olabilmesi için kutsanması gerekir ve bu işi genellikle kam yapar. Altaylılar suretleri gösterip "bu babamın tözü, bu anamın tözü" der. Ünlü kamların anısına yapılmış suretler de vardır. Moğol inancında ölen bir kamın ruhu da ongun olur ve ölümünden sonraki üç yıl içinde ona bir suret adanabilir.

Ongun yalnızca bir anı değildir. İçinde yaşadığına inanılan ruh, evi, sürüyü ve soyu korur. Kam, ayin sırasında davulunu çalarak bu ruhu çağırır. Altaylıların kullandığı töz sözcüğü kök, asıl demektir ve suretlerin ataları anmak için yapıldığını açıkça gösterir.

Beslenmesi ve Saygı

Ongun beslenmesi gereken bir varlık sayılır. Suretin ağzına yağ sürülür, önüne kımız serpilir, yemeğin ilk lokması ona ayrılır. Göktürklerin keçe ve deriden suretler yapıp onları iç yağıyla yağladıktan sonra sırıklara astıkları Çin kayıtlarında geçer. 13. yüzyılda Moğol yurduna giden Avrupalı bir elçi, çadırın iki yanına asılmış keçe bebekler görmüş, bunları kadınların yaptığını ve sürüleri korusunlar diye saygı gösterildiğini yazmıştır.

Ölünün suretini yapıp saklamak eski bir alışkanlıktır. 17. yüzyılda yazılmış bir Türk soy kütüğü, insanların ölen çocuklarının ve yakınlarının suretini yapıp evde sakladığını, onları öpüp kokladığını, önlerine ilk lokmayı koyduğunu anlatır. Aynı metne göre puta tapmak, kimse farkına varmadan bu sevgiden doğmuştur. Bir Uygur tapınağındaki suretleri soran bir yolcuya da bunların ölen yakınların anısına konduğu söylenmiştir.

İzleri

Ongun inancının izleri İslam'dan sonra da sürer. Doğu Türkistan bakşıları hastayı iyileştirirken kuklalardan yararlanır. Başkurt bakşıları sıtmayı paçavradan yapılmış bir bebeğe aktarıp bebeği uzağa götürür. Hastalığı bir surete geçirmek, ruhun bir nesneye konabileceği inancının devamıdır. Çağatay Türkçesinde ongun damga, ayırıcı nişan anlamını kazanmış, sözcük Oğuznâmeler yoluyla Osmanlı Türkçesine de geçmiştir.

Başka Mitolojilerdeki Karşılığı

Kutsanan bir suretin canlanması Mısır inancında da görülür. Ptah'ın gözetimindeki Ağzın Açılması töreninde bir heykelin ağzına dokunulur ve heykel kendisine bırakılan sunuyu alabilir hale gelir. Ptah'ın yeryüzündeki canlı görünüşü sayılan Apis boğası da tanrının bir canlıya konmasının örneğidir. Japon Şinto inancında bir kaminin yerleştiği nesneye şintai denir. İse'deki tapınakta Amaterasu'nun şintaisi Yata no Kagami aynasıdır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 18 madde, aralarında 54 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.