söylence
/sümer/ninşubur
_

Ninşubur

Ninşubur — Sümer Mitolojisi
Ninşubur.
İnanna'nın sadık veziri.

Sümer anlatısında tanrıça İnanna'nın veziri ve elçisidir. Efendisinin sözünü taşır, buyruğunu iletir, gerektiğinde onun adına öbür tanrıların kapısını çalar. Sümer tanrı düzeninde vezirlik yerleşik bir makamdır ve tanrılar birbirleriyle çoğu zaman doğrudan değil, bu vezirler aracılığıyla konuşur.

Onu öbür vezirlerden ayıran, sadakatidir. Anlatılarda hep aynı yerde durur: efendisi tehlikeye girdiğinde kaçmaz, unutmaz ve pes etmez. Sümer metinlerinde bir hizmetkârın bu kadar açık övüldüğü başka bir örnek yoktur.

Adı ve Görevi

Adı, kuzeydeki bir ülkeyle ilişkilendirilerek Subartu'nun hanımı diye açıklanır; adın hizmetkârlıkla bağlantılı okunuşu da öne sürülmüştür. Taşıdığı görevin Sümercedeki adı ise yaklaşık olarak vezir anlamına gelir.

Aslen İnanna'nın veziridir; kimi metinlerde gök tanrısı An'ın ve tanrılar kurulunun elçisi olarak da anılır. İşi haber taşımakla sınırlı değildir: kapıyı bekler, yol açar, tanrıçanın adına konuşur ve gerektiğinde onun yerine dövüşür.

Cinsiyeti

Sümerce metinlerde, yani İnanna'ya hizmet ettiği anlatılarda dişidir. Akadça metinlerde ise çoğunlukla erkek olarak geçer.

Bu tutarsızlık, adın sonraki dönemlerde erkek elçi tanrılarla birleştirilmesinden gelir; iki ayrı figür zamanla tek ad altında toplanmıştır. Çok geç bir dönemde bir başka elçi tanrıyla tümüyle bir tutulmuş ve gök tanrısının veziri sayılmaya başlanmıştır. Bu madde Sümerce kaynakları izler ve dişil biçimi esas alır.

Yeraltına İnişte

En çok anıldığı anlatı, efendisinin ölüler ülkesine inişidir. İnanna aşağı inmeden önce ona ayrıntılı bir talimat verir: üç gün içinde dönmezse yas tutacak, tanrıların kapısını çalacak ve onu geri istemesini bilecektir.

Tanrıça dönmeyince Ninşubur denileni harfi harfine yapar. Yırtık giysiler giyer, yas davulunu çalar, tapınakların önünde dolaşıp ağıt yakar. Önce Enlil'e gider, geri çevrilir; sonra ay tanrısı Nanna'ya gider, o da yardım etmez. Üçüncü kapı Enki'nindir ve tanrı sonunda araya girer.

Enki'nin tırnağının altındaki kirden yarattığı iki varlık yeraltına inip Ereşkigal'in gönlünü alır ve tanrıçanın cesedini geri isterler. İnanna'nın dirilmesi, aşağı inen bir kahramanın değil, yukarıda pes etmeyen bir hizmetkârın işidir.

Anlatının en çarpıcı sahnesi dönüşte yaşanır. Yeraltından çıkan tanrıçanın peşine takılan cinler, yerine bırakılacak birini ararlar ve önce Ninşubur'u isterler. Tanrıça reddeder; hizmetkârının kendisi için nasıl yas tuttuğunu, kimlerin kapısını çaldığını ve onu kimin kurtardığını tek tek sayar. Sonunda cinlere teslim edilen, hiç yas tutmamış olan eşi Dumuzi olur.

Me'lerin Korunması

Bir başka anlatıda uygarlığın kurallarını taşıyan me'ler söz konusudur. İnanna bunları Enki'den alıp gemisiyle kentine götürürken tanrı ardından veziri İsimud'u yollar.

İsimud altı kez gemiye yetişir ve her seferinde yanında getirdiği canavarlarla me'leri geri ister. Altı kez de Ninşubur araya girer, okuduğu sözlerle onları püskürtür ve gemiyi kurtarır. Me'ler böylece Uruk'a ulaşır.

Bölüm, iki vezirin karşı karşıya gelmesiyle kurulur. Tanrılar sofrada içki içip pazarlık ederken, işi yürüten ve sonucu belirleyen onların elçileridir.

İnsanların Aracısı

Halk arasındaki yeri, anlatılardaki yerinden bile büyüktür. Sıradan insan büyük bir tanrıya doğrudan seslenmek yerine, ondan efendisinin katında kendisi için söz söylemesini ister.

Bu yüzden kişi adlarında sık geçer ve dualarda adı çok anılır. Mezopotamya dininde tanrıyla insan arasına her zaman biri girer; bu aracı kimi zaman bir vezirdir, kimi zaman eş. Ninşubur, aracılığın en çok başvurulan adıdır.

Tapımı ve Simgesi

Simgesi asadır; taşıdığı makamın ve efendisinden aldığı yetkinin işaretidir. Kapı ve ayakkabı da onunla anılan nesnelerdendir. Bir sıfatı onu lacivert taştan ayakkabılı arı vezir diye anar; ayakkabının öne çıkması, durmadan yol yürüyen bir görevlinin işini anlatır.

İlk tapım yeri, adı ağıt evi anlamına gelen tapınağın bulunduğu küçük bir kenttir; bu ad, yeraltı anlatısındaki yas görevinden gelir. Tapımı erken dönemde Uruk'a taşınmış, sonra Sümer'in birçok kentine yayılmıştır. Bazı hükümdarlar onu kendi kişisel tanrıları saymıştır.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Sümer'in kendi içinde asıl karşılaştırma İsimud iledir. İkisi de vezirdir, ikisi de efendisi adına konuşur; ama İsimud efendisinin işini yapar ve orada durur, Ninşubur ise efendisi ortadan kalktığında da işi bırakmaz. Biri makamın gereğini yerine getirir, öbürü makamın ötesine geçer.

Mısır anlatısındaki Thoth tanrıların sözünü taşır ve aralarında hüküm yürütür; onu ayıran, aracılığın yanında kendi bilgeliğiyle de anılmasıdır. Ninşubur'un ise kendine ait bir bilgisi ya da alanı yoktur; gücü tümüyle kime hizmet ettiğinden gelir.

Türk inancında aynı iş yolun basamaklarına bölünmüştür: kamı göğe çıkaran Yayık, adağı gökte karşılayan Utkuçı, haber taşıyan Karlık. Bunlar da tek bir tanrıya bağlıdır, ama hiçbiri konuşmaz, pazarlık etmez ve efendisi için kimsenin kapısını çalmaz. Sümer'de aracı bir görev değil, bir makamdır; makam sahibi olan da kendi başına karar verebilir.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 14 madde, aralarında 43 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.