söylence
/mısır/nun
_

Nun

Nun — Mısır Mitolojisi
Nun.
Nu olarak da bilinir.
Yaratılıştan önceki sonsuz sular.

Mısır mitolojisinde yaratılıştan önce var olan sonsuz, karanlık ve durgun suların tanrısıdır. Bir olayın ya da bir soyun tanrısı değil, her şeyin içinden çıktığı ortamın kendisidir. Adının durgun, hareketsiz olan anlamındaki bir kökten geldiği düşünülür. Aynı sözcük Kıpti dilinde uçurum, derinlik demektir. Orta Krallık metinlerinden başlayarak tanrıların babası diye anılır. Bu babalık bir doğurma değil, öncelik anlatır. Tanrılar ondan doğmaz, onun içinde belirir.

Betimlemelerde mavi ya da yeşil tenli, sakallı bir adam olarak görünür. Ten rengi hem Nil'in suyunu hem bereketi anlatır. Elinde uzun ömrün işareti sayılan bir hurma dalı taşır. Hermopolis öğretisine bağlı sahnelerde kurbağa başlı çizilir. Kimi betimlemelerde göğüsleri belirgindir. Bu ayrıntı, erkeklik ile dişiliğin henüz ayrışmadığı bir başlangıcı anlatma çabasıdır.

Sekiz Tanrı

Hermopolis rahiplerinin öğretisinde yaratılıştan önceki durum dört tanrı çiftiyle anlatılır. Her çift, henüz hiçbir şeyin olmadığı o halin bir yüzünü karşılar. Nun ile eşi Naunet suyu, Kek ile Kauket karanlığı, Heh ile Hauhet uçsuzluğu, Amon ile Amaunet ise gizliliği temsil eder. Sekizinin erkekleri kurbağa, dişileri yılan başlı çizilir. Bunlar birbiriyle çarpışan güçler değildir. Hepsi tek bir durumun, yani düzenin kurulmasından önceki durgunluğun ayrı ayrı adlandırılmış yanlarıdır.

Sekizli içinde Nun'un yeri ayrıdır. Öbür üç çift yaratılışla birlikte anlatının dışında kalırken, sular yaratılıştan sonra da yerinde durur. Dünya, her yanı Nun'la çevrili bir kabarcık gibi düşünülür.

Yaratılışın Çıktığı Yer

Mısır'ın büyük kentlerinin her biri yaratılışı kendi tanrısıyla anlatır, ama hepsi işi aynı yerden başlatır. Heliopolis anlatısında Atum bu sulardan yükselen ilk toprak parçasında kendi kendini var eder. Güneş tanrısı Ra aynı sulardan doğar. Hermopolis'te suların yüzünde açan bir nilüferin içinden çocuk biçiminde bir güneş çıkar. Memfis'te tanrı Ptah, Ptah-Nun adıyla bu sularla birleşerek anılır ve Ra'nın babası sayılır. Teb rahipleri ise ilk tepeye dönüşenin Amon olduğunu, Nun'un kendi başına yalnızca kımıldamayan bir güç olarak kaldığını söyler.

Bu anlatıların ortak yanı, Nun'un yaratmaması, yaratanı taşımasıdır. Sular ne bir buyruk verir ne bir biçim kurar. Onlardan çıkan tanrı, kendi başına harekete geçmeyen bir şeyin içinden çıkmış olur.

Güneşi Kaldıran Eller

Ölüler Kitabı'nın en bilinen sahnelerinden birinde Nun, suların içinden yalnız gövdesinin üst yanıyla görünür ve iki koluyla güneş teknesini yukarı kaldırır. Teknenin üstünde bok böceği biçimindeki Hepri güneş diskini tutar. Sahne, her sabah yeniden doğan güneşin nereden çıktığını anlatır.

Bu görüntünün arkasında geceye ilişkin bir düşünce vardır. Güneş, battıktan sonra yerin altındaki karanlık suların içinden geçer. Ölüler de aynı yoldan geçmek zorundadır. Bu yüzden sular hem yok eden hem yenileyen yan taşır. Aynı su, düzeni tehdit eden yılan Apofis'in barındığı yerdir. Yine de Nun ile Apofis bir tutulmaz. Apofis düzene saldıran bir düşmandır, Nun ise düzenin içinden çıktığı ve bir gün geri döneceği ortamdır.

Tapımı ve İzleri

Nun'un kendi tapınağı ve kendi rahipliği yoktur. Buna karşılık her büyük tapınağın avlusunda kazılan kutsal göl onun karşılığı sayılır. Karnak ve Dendera tapınaklarındaki göller bunun en iyi bilinen örnekleridir. Abidos'ta yerin altından gelen su aynı yeri tutar. Rahipler törenden önce bu sularda yıkanarak yaratılıştan önceki arılığa dönmüş sayılır.

Suyun bulunduğu her yerde bulunduğu düşünülür. Nil'in her yıl taşması, suların bir gecelik geri dönüşü gibi görülür. Taşkının bıraktığı verimli çamur, ilk tepenin sulardan yeniden yükselmesine benzetilir. Böylece yaratılış bir kez olup bitmiş bir olay değil, her yıl yinelenen bir iştir. Tapınak temeli atılırken suyun kendiliğinden düz durmasından yararlanılması da onunla ilişkilendirilir.

Ra'ya Verdiği Öğüt

Göksel İnek Kitabı'nda anlatılan olayda Ra yaşlanmıştır ve insanlar ona karşı düzen kurar. Ra, eski tanrıları gizlice çağırır ve toplantı Nun'un yanında yapılır. Ra ona içinden çıktığım en yaşlı tanrı diye seslenir. Nun, insanların üzerine gözünü göndermesini öğütler. Ra bu iş için Hator'u yollar, o da insanları kırmaya girişir.

Kıyım Ra'nın istediğinden büyük olunca tanrı vazgeçer. Kırmızıya boyanmış bira tarlalara dökülür, Hator bunu kan sanıp içer ve öfkesi diner. Anlatıda dikkat çeken yan, en güçlü tanrının bile karar vermeden önce Nun'a danışmasıdır. Yaşça büyüklük, Mısır düşüncesinde yetkiden önce gelir.

Sonun Suları

Bir metinde Atum, dünyanın bir gün yeniden bu sulara döneceğini ve yaratılmış her şeyin sona ereceğini bildirir. Nun, böylece hem başlangıç hem sondur. Ondan önce bir şey yoktur, ondan sonra da olmayacaktır.

Yaratılıştan önce sonsuz bir su bulunması Mısır'a özgü değildir. Sümer'de yerin altındaki tatlı su okyanusu Apsu benzer yeri tutar, ama Apsu'nun içinde oturan bir tanrı vardır, Nun'un içinde kimse oturmaz. Türk mitolojisinde de başlangıçta yalnız su vardır ve sudan çıkan Ak Ana, Ülgen'e yaratma buyruğunu verir. Nun ise hiçbir buyruk vermez, yalnız taşır. Nors anlatısındaki Ginnungagap ise su değil boşluktur ve yaratılış orada buzla ateşin karşılaşmasından doğar. Aradaki fark, Mısır'da başlangıcın boş değil dolu olmasıdır. Ortada bir hiçlik yok, biçimsiz ve uçsuz bir su vardır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 19 madde, aralarında 39 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.