söylence
/türk/demirkazık
_

Demirkazık

Demirkazık
Demirkazık.
Demir Kazık, Temir Kazık, Altın Kazık, Altun Kazuk, Demir Direk olarak da bilinir.
Göğün ekseni sayılan Kutup Yıldızı.

Gökyüzünün çakılı ekseni sayılan yıldızın Türkçe adıdır; bugün Kutup Yıldızı olarak bilinen yıldızı karşılar. Yerinden hiç kımıldamayan, bütün göğün çevresinde döndüğü tek nokta olması, ona Türk gök tasavvurunda benzersiz bir yer kazandırmıştır.

Adı, göğü yerinde tutan bir kazık imgesinden gelir. Uygurlar ona Altun Kazuk, öbür Türk toplulukları çoğunlukla Temir Kazık der; Kırgız, Başkurt ve Sibirya Tatarlarında Demir Direk biçimi de görülür. Hepsinde ortak olan düşünce aynıdır: gök başıboş dönmez, bir yere çakılıdır.

Göğün Direği

Türk evren tasavvurunda gök, çadıra benzetilir. Çadırın örtüsünü ortadaki direk nasıl ayakta tutuyorsa, gök kubbesini de bu yıldız tutar. Bütün öbür yıldızlar onun çevresinde düzenli bir hızla döner; onun yerinden oynaması, düzenin bozulması ve dünyanın sonu demektir.

Aynı imge yer ile göğü birbirine bağlayan dünya ağacı tasavvuruyla birleşir. Kökleri yerin altında, tepesi göğün üstünde olduğuna inanılan Ulukayın ile Demirkazık çoğu anlatıda tek bir eksenin iki adıdır: biri ağaç, öbürü çivi olarak anlatılan aynı direktir.

Bağlı Atlar

En yaygın anlatı, bu kazığa iki atın bağlı olduğudur. Ak boz at ile gök boz at, gece boyunca kazığın çevresinde döner durur. Yakınlarındaki yedi yıldız — bugün Büyükayı denen küme — bu atları çalmaya çalışan yedi kardeş sayılır; kovalamaca hiç bitmez, atlar hiç çözülmez.

Anlatının sonu bir kıyamet tasviridir: atlar bir gün ipini koparıp kurtulursa gök düzeni dağılır ve dünya sona erer. Gece boyunca dönüp duran yıldızlara bakan biri için bu, her gece yeniden izlenen bir bekleyiştir.

Gök tanrılarının atlarını bu kazığa bağladığı da söylenir. Atın bozkır hayatındaki yerini düşünürsek, göğün en kutsal noktasının bir at kazığı olarak düşünülmesi şaşırtıcı değildir; aynı düşünce, atların koruyucusu Kambar inancının gökle kurduğu bağda da görülür.

Göğe Açılan Kapı

Demirkazık yalnızca bir eksen değil, bir geçittir. Yeryüzü ile göğün ayrıldığı yer orasıdır; insanın dünyası aşağıda, ruhların ve tanrıların katı yukarıda kalır ve ikisi arasındaki delik bu yıldızdır.

Altay kamının Ülgen'e kurban sunmak için çıktığı gök yolculuğunun varış noktası da burasıdır. Kam, elçi Yayık ile gözcü Suyla'nın kılavuzluğunda kat kat yükselir ve Demirkazık'a vardığında onu Utkuçı denen karşılayıcı ruh karşılar. Dilekler oradan iletilir; kam bu noktadan öteye geçemez, Ülgen'in huzuruna kendisi çıkamaz.

Bu sınır, Tengri inancındaki yükseklik–kutsallık ilişkisinin en açık ifadesidir: gök ne kadar yükselirse o kadar kutsaldır ve en yükseğe insan varamaz.

Yön ve Zaman

Yerinden oynamaması, onu yön bulmanın da aracı yapar. Bozkırda ve çölde gece yol alan için kuzeyin şaşmaz işareti odur; kervanların ve orduların yönü ona bakılarak belirlenirdi.

Mevsimi gösteren Ülker ile arasındaki iş bölümü bellidir: Ülker gelip gider ve zamanı bildirir, Demirkazık hiç gitmez ve yönü bildirir. Türk halk astronomisi bu iki işareti birlikte kullanır.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Göğün bir çiviye çakılı olduğu düşüncesi Kuzey'de de görülür. Nors geleneğinde aynı yıldız dünyanın çivisi anlamına gelen bir adla anılır ve gökyüzünün onun çevresinde döndüğü söylenir; dünya ağacı Yggdrasil'in eksen işlevi de Demirkazık ile Ulukayın arasındaki birleşmenin aynısıdır.

Mısır'da ise hiç batmayan, ufkun altına inmeyen kuzey yıldızlarına yok olmayanlar denirdi. Ölen kralın bu yıldızların arasına katılıp sonsuza dek orada kalacağına inanılır, piramitlerin dar geçitleri o yöne bakacak biçimde yapılırdı. İki gelenek de aynı gözlemden yola çıkar: batmayan yıldız ölümsüzdür.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 11 madde, aralarında 24 bağlantı.