Sümer anlatısında tufandan sağ kalan kraldır. Şuruppak kentinde hem hükümdar hem gudug rahibi olarak anılır. Tanrılar insanlığı sularla yok etmeye karar verdiğinde uyarıyı alan, büyük bir gemi yapıp canlıların tohumunu kurtaran ve karşılığında tanrılar gibi yaşamayı elde eden kişidir.
Adı Sümerce uzun günlerin yaşamı anlamına gelir, yani ömrü tükenmeyen. Ad, öykünün sonunu baştan söyler. Akadça metinlerde aynı kişi Utnapiştim adıyla geçer ve pek bilge anlamındaki atrahasis sözüyle nitelenir. Geç dönemde ad Yunancaya Ksisutros biçiminde aktarılmıştır.
Anlatı Nippur'da bulunan tek bir tabletten bilinir ve tabletin ancak üçte biri okunabilir durumdadır. Kalan boşluklar, sonradan yazılmış Akadça anlatılarla karşılaştırılarak doldurulmaya çalışılır.
Tufandan Önce
Metin insanlığın yaratılışıyla açılır. An, Enlil, Enki ve Ninhursag insanı var eder, hayvanları yeryüzüne yerleştirir ve krallığı gökten indirir. Ardından tufandan önceki beş kent kurulur ve her biri bir tanrıya verilir. İlki Eridu'dur, Nudimmud adıyla anılan Enki'ye ayrılmıştır. İkincisi Bad-tibira hanım diye anılan tanrıçanın, üçüncüsü Larak Pabilsağ'ın, dördüncüsü Sippar Utu'nun, beşincisi Şuruppak ise Sud'undur. Sud sonraki metinlerde Ninlil ile bir tutulur.
Kentlerin sayılmasının ardından gelen bölüm kırıktır. Elde kalan satırlarda tanrılar kurulunun kararı verilmiş durumdadır ve insan soyunun tohumunun yok edileceği bildirilir. Kararın gerekçesi Sümerce metinde okunamaz. Akadça anlatılarda sebep, çoğalan insanların gürültüsünün Enlil'in uykusunu kaçırmasıdır.
Uyarı ve Gemi
Kral, tanrılara düzenle sunu sunan ve her gün alçakgönüllülükle yakaran biri olarak tanıtılır. Bir gün duvarın yanında dururken bir ses duyar. Enki kurulda ant içtiği için haberi doğrudan bir insana veremez, bu yüzden kamıştan duvara seslenir ve duvarın öbür yanındaki kral duyar. Söylenen açıktır. Bir tufan kentleri süpürecek ve karar geri alınmayacaktır.
Geminin yapımını anlatan satırlar da kayıptır. Metin yeniden okunur hale geldiğinde bütün fırtınalar ve kötü yeller bir araya toplanmış, sular kentleri örtmüştür. Tufan yedi gün yedi gece sürer. Devasa gemi büyük suların üstünde savrulur.
Yedinci günün sonunda Utu görünür ve ışığını yere göğe salar. Kral geminin bir yanını açar, ışık içeri vurur ve tanrının önünde yere kapanır. Bir öküz ile bir koyun keserek kurban sunar. Felaketin bittiğini ona haber veren bir söz değil, gördüğü ışıktır.
Ölümsüzlük ve Dilmun
Sağ kalanın çıkarıldığı yerde An ile Enlil vardır. Tufanı isteyen tanrı, kararı delinmiş olduğu halde bu kez cezalandırmaz. İkisi birlikte ona tanrı yaşamı verir ve tanrılarınki gibi tükenmeyen bir soluğu içine indirirler.
Ardından yerleşeceği yer gösterilir. Kral, denizin ötesindeki Dilmun ülkesine, güneşin doğduğu yere yerleştirilir. Gemiye aldığı küçük hayvanların ve insan soyunun tohumunun koruyucusu sayılır.
Bir insana ölümsüzlük verilmesi Mezopotamya anlatılarında yalnızca burada olur. Adapa önüne konan yaşam ekmeğini geri çevirir, Gılgamış denizin dibindeki otu bulur ama elinde tutamaz. Aradaki fark, ölümsüzlüğün aranarak değil, aranmadan verilmiş olmasıdır. Kral onu istemez, tufandan sağ çıktığı için alır.
Kral Listelerinde
Adı, hükümdarları tufandan öncesi ve sonrası diye ikiye bölen kral listelerinde de geçer. Listenin çoğu kopyası tufan öncesindeki son kral olarak Ubara-Tutu'yu verir ve orada keser. Tek bir kopya araya bir kuşak daha koyar. Orada Ubara-Tutu'nun ardından Şuruppak adlı bir kral, onun ardından da Ziusudra gelir ve tufan onun döneminde kopar.
Listelerin verdiği saltanat süreleri binlerce yılı bulduğu için tarih olarak okunamaz. Buna karşılık kimi kentlerin kazılarında kalın kum ve kil katmanları bulunmuştur. Bunlar gerçek bir taşkının izi sayılır, ancak hepsinin aynı taşkına ait olduğu kesin değildir. Anlatının çekirdeğinde ovayı basan bir sel bulunduğu, selin ise anlatıldığı ölçüde büyük olmadığı düşünülür.
Oğluna Verilen Öğütler
Bir başka Sümerce metinde adı, tufanla ilgisi olmayan bir yerde çıkar. Şuruppak adlı bir baba, Ubara-Tutu'nun oğlu, kendi oğlu Ziusudra'ya öğüt verir. Öğütler kısa ve gündeliktir. Yol kenarına tarla açılmaması, evli bir kadına yaklaşılmaması, kefil olunmaması, çalınmaması ve yalan söylenmemesi söylenir.
Bu metnin en eski kopyaları tufan anlatısının yazıya geçirilişinden yaklaşık bin yıl öncesine iner, dolayısıyla ad önce bir bilgelik geleneğine bağlanmıştır. İki metin birlikte okunduğunda ortaya bir soy çıkar. Kentin adını taşıyan baba oğluna nasıl yaşanacağını öğretir, oğul ise insan soyunu sürdüren kişi olur.
Öbür Mitolojilerdeki Karşılıkları
Aynı anlatı Yunan mitolojisinde de vardır. Zeus bozulan insan kuşağını tufanla silmeye karar verdiğinde Prometeus, oğlu Deukalion'a bir sandık yapmasını öğütler ve insanlık bu yüzden sürer. İki anlatıda da kurtuluş, tanrılar kurulunun kararına uymayan tek bir tanrının uyarısına bağlıdır. Ayrıldıkları yer sondur. Deukalion ölümlü kalır ve yeni insanlığı arkasına attığı taşlardan üretir, Sümer anlatısındaki kral ise ölümsüz kılınıp insanların arasından alınır.
Türk mitolojisinde de tufan anlatısı bulunur. Altay anlatısında Ülgen, Nama adlı adama suların geleceğini bildirir ve insanlarla hayvanları kurtaracak bir gemi yapmasını buyurur. İki anlatının ayrıldığı yer uyarının kaynağıdır. Altay anlatısında haber göğün başındaki tanrıdan iner, Sümer anlatısında ise karara katılmış bir tanrının sızdırdığı bir sırdır.