Sümer'in güneyindeki büyük kent devletlerinden biridir. Bugünkü Irak'ın güneyinde, Fırat ile Dicle'nin birleştiği yerin kuzeybatısında kalır. Adının ambar anlamına geldiği ileri sürülür.
Kentin baş tanrısı Ningirsu'dur. Bu ad Girsu'nun beyi demektir ve tanrı, Ninurta'nın Lagaş'taki adıdır. Toprak tanrının mülkü sayılır, insan yönetici onun adına işi yürüten kişidir. Bu yüzden Lagaş yöneticileri kendilerine çoğunlukla kral demez, tanrının vekili anlamındaki ensi unvanını kullanır.
Üç Yerleşmeli Devlet
Lagaş tek bir kent değil, birbirine bağlı üç yerleşmeden kurulu bir devlettir. En kalabalık yerleşme olan Lagaş devlete adını verir. Kuzeybatıdaki Girsu dinî merkezdir, güneydeki Nina ise devletin bataklıklara açılan ucudur.
Üç yerleşmenin üç büyük tapınağını bir kanal birbirine bağlar. Girsu'daki Eninnu ile Lagaş'taki Bagara Ningirsu'nun, Nina'daki Esirara Nanşe'nindir.
Ningirsu ile Bau
Ningirsu hem savaşın hem tarımın tanrısıdır. Simgeleri yedi başlı topuz ile sabandır, silahı konuşan asa Şarur'dur. Onunla birlikte dağdaki yaratık Asag'ı yener ve suyu tarlalara indirir. Kentin arması, aslanların üzerinde kanat açmış dev kartal İmdugud'dur.
Girsu'daki büyük tapınağının adı elli ev anlamına gelen Eninnu'dur. Eşi sağaltıcı tanrıça Bau'nun tapınağı da aynı kutsal alandadır ve iki tanrı için günlerce süren bayramlar kurulur. Sonraki dönemde Bau'nun yerini Gula alır.
Yerel tanrı kurulunun ikinci sırasında kız kardeşi Nanşe durur. Ningirsu Enlil'in oğludur, Nanşe'nin soyu ise Enki'ye bağlanır. Aradaki kardeşlik ortak bir anadan babadan değil, aynı ülkeyi paylaşmaktan gelir.
Umma ile Sınır Kavgası
Kentin en uzun anlatısı bir savaş değil, bir tarla kavgasıdır. Lagaş ile komşusu Umma arasında ovanın kıyısı anlamına gelen Guedena adlı verimli bir şerit uzanır.
Kavganın ilk çözümü dışarıdan gelir. Kiş kralı Mesilim iki tarafı yargılar ve sınıra bir taş diktirir. Taş sökülünce kavga yeniden başlar. Yönetici Eannatum Umma'yı yenip Mesilim'in taşını yerine koydurur ve karşı tarafa ant içirir.
Bu zafer bir taş anıta işlenmiştir. Anıtın bir yüzünde sıkı bir düzenle ilerleyen mızraklı askerler ve ölülerin üzerinde dönen akbabalar görülür. Öbür yüzünde tanrı Ningirsu, düşmanlarını kocaman bir ağın içine kapatmış olarak durur. Anlatının kuruluşu açıktır, tarlasını geri alan kral değil tanrıdır. Bitişi de anlaşmayla değil, Umma'nın Lagaş'ı alışıyla olur.
Urukagina'nın Buyrukları
Birinci hanedanın son yöneticisi Urukagina, tahta çıkınca bir dizi buyruk yayımlar. Tapınak toprakları yöneticinin ailesine geçmiştir, memurlar her işten pay almaktadır, ölü gömmek yoksul için taşınmaz bir yüke dönüşmüştür. Bir ölünün kaldırılması için istenen yedi testi bira ile dört yüz yirmi ekmek, üç testi bira ile seksen ekmeğe indirilir.
Buyrukların çatısı bir sözleşmedir. Urukagina, dul ile öksüzün güçlünün eline bırakılmayacağına dair Ningirsu ile anlaşma yapmış olarak anlatılır. Borçlar bağışlanır, tutuklular salıverilir, varlıklı kişinin yoksuldan aldığı malı gümüşle ödemesi buyrulur.
Bu düzen uzun sürmez. Umma yöneticisi Lugalzagesi kenti basar, kutsal yapıları yakar, gümüşle lacivert taşı söküp götürür. Yıkımı anlatan metnin sonunda ince bir dönüş vardır. Suç Lagaş'a değil saldırana yüklenir, günahın hesabını da saldıranın kendi tanrıçası Nisaba'nın sorması istenir.
Gudea'nın Düşü
Kentin ikinci parlak dönemi, ülkenin dağlardan inen bir halkın eline geçtiği karışık yıllara denk gelir. Lagaş bu yıllarda kendi başına ayakta kalır ve yönetici Gudea onu bir yapı alanına çevirir. Yaptırdığı işi iki büyük kil silindire yazdırmıştır. Bu metin, Sümerce yazılmış en uzun metindir.
Anlatı bir düşle başlar. Gudea düşünde göğü kaplayan iri bir adam görür. Yanında altın kalem tutan bir kadın ile lacivert taştan bir levhaya yapı planı çizen bir yiğit vardır, bir eşek de sabırsızca yeri eşelemektedir. Yönetici düşü anlamaz, kayığa binip tanrıçanın yanına gider.
Düşü Nanşe çözer. İri adam kardeşi Ningirsu'dur ve tapınağının yapılmasını istemektedir. Kalem tutan kadın yazının tanrıçası Nisaba'dır, yapının yıldızlara göre yönlendirilmesini buyurur. Levhalı yiğit yapı ustası tanrı Nindub'dur. Eşelenen eşek ise işe başlamak için can atan Gudea'nın kendisidir.
Bundan sonrası yapının kendisidir. Kereste uzak dağlardan sallarla indirilir, taş ve maden Elam'dan ve denizin ötesinden getirilir. İlk tuğlayı yönetici kendi eliyle kalıba basar. Tapınak bitince yedi gün süren bir şölen kurulur, Ningirsu ile Bau yeni evlerine girer. Gudea kişisel tanrısı saydığı Ningişzida'yı bu metinlerde sık anar. Sert siyah taştan yaptırdığı heykellerde elleri önünde kenetli, dizinde tapınağın planı duran sakin bir adam olarak görünür.
Bir düşün ülkenin düzenini belirlemesi Türk anlatısında da vardır. Oğuz Kağan'ın bilge veziri Uluğ Türk düşünde altın bir yay ile üç gümüş ok görür ve yurdun bölüşülmesi bu düş üzerine kararlaştırılır. Orada düşü danışman görüp kağana bildirir, Lagaş'ta ise yöneticinin kendisi görüp anlamını tanrıçaya sorar.
Kentin Sonu
Gudea'dan birkaç kuşak sonra Lagaş bağımsızlığını yitirir. Son yönetici Nam-mahani, Ur kralı Ur-Nammu'ya yenilir ve kent Ur'un yönettiği ülkenin bir parçası olur.
Kalıntıları on dokuzuncu yüzyılın sonlarında kazılmaya başlanmıştır. Çıkan heykeller ve on binlerce tablet, o güne dek dolaylı olarak bilinen Sümerlerin varlığını ilk kez açıkça ortaya koymuştur.