Sümer anlatısında göğün boğasıdır. Gök tanrısı An'a aittir ve adı Sümerce gud-an-na biçiminde yazılır. Bu ad hem An'ın boğası hem göğün boğası diye çözümlenir. Kendi başına buyruk bir canavar değildir, tanrıların elinde tutulan bir hayvandır. Yeryüzüne ancak bir tanrının isteğiyle iner ve indiği yere kuraklıkla kıtlık getirir.
Bilinen bütün metinlerde aynı iş için anılır. Aşk ve savaş tanrıçası İnanna, kendisini geri çeviren Uruk kralı Gılgamış'tan öç almak üzere boğayı babasından ister ve kentin üzerine salar. Hayvan Gılgamış ile yoldaşı Enkidu'nun elinde ölür. Olayın iki ayrı yazımı vardır. Daha eski Sümerce anlatı ile sonraki Akadça destan ana çizgide birleşir, ayrıntıda ayrılır.
An'dan İstenmesi
Sümerce anlatıda tanrıça babasının karşısına çıkıp boğayı ister. An kızını caydırmaya çalışır. Boğanın otlağının güneşin doğduğu yer olduğunu, yeryüzünde onu doyuracak bir çayır bulunmadığını söyler. Tanrıça bağıracağını, sesini göğe ve yere duyuracağını söyleyince tanrı ürker ve hayvanın ipini eline verir.
Akadça destanda aynı sahne daha sert kurulur. Tanrıça yeraltının kapılarını kırmakla, ölüleri yukarı salıp dirilere yedirmekle korkutur. Babası boğa indiği takdirde yedi yıl sürecek bir kıtlığın geleceğini, başakların boş kalacağını anımsatır. Tanrıça insan için tahılı, hayvan için otu yedi yıl yetecek kadar ambara yığdığını söyleyince direnç kırılır. Boğa lacivert taştan bir yularla göğden indirilir.
Uruk'a İnişi
Yaptığı yıkım bir savaştan çok bir kuraklığa benzer. Otlağı bitirir, ırmağın suyunu yudumlarla çeker. Sümerce anlatı her yudumun ırmağın bir bölümünü kuruttuğunu, buna karşın hayvanın susuzluğunun geçmediğini söyler. Hurma ağaçlarını ağzına sığdırmak için eğip kırar, toprağı çıplak bırakır.
Akadça destan yıkımı hayvanın soluğuyla anlatır. Her homurtusunda yerde bir çukur açılır. İlkine kentin yüz genci, ikincisine iki yüzü düşer. Üçüncü çukurda beline kadar gömülen Enkidu olur, ama düştüğü yerden sıçrayıp boğanın üstüne atılır.
Öldürülmesi
Sümerce anlatıda Enkidu hayvanın ardına geçip kuyruğuna asılır, Gılgamış başına geçer ve ağır baltasını indirir. Boğa yıkılır. Gövde kasaplara verilir, etin payları kentin öksüzlerine dağıtılır, deriyle bağırsaklar sokağa bırakılır. İki boynuz yağ kabına çevrilir ve tanrıçanın tapınağında ona yağ sunmak için kullanılır. Öç için gönderilen hayvan, sonunda öcü isteyen tanrıçanın sunu kabına dönüşür.
Akadça destanda Enkidu boğayı boynuzundan yakalar ve kuyruğundan tutup oyalar, Gılgamış kılıcını enseyle boynuz arasına saplar. Hayvan öldükten sonra Enkidu sağ budunu keser ve surdan bakan tanrıçanın üzerine fırlatır. Boynuzlar saraya götürülür. Her biri için otuz mina lacivert taş harcandığı, ikisinin altı ölçek yağ aldığı söylenir. Kral bu yağı koruyucu tanrısı saydığı babası Lugalbanda'ya sunar ve boynuzları yatak odasına astırır.
Sonuç iki anlatıda ayrışır. Sümerce metin kahramanları cezalandırmaz, boğanın ölümü ve tanrıçaya edilen övgüyle biter. Akadça destanda tanrılar kurulu toplanır. Ormanın bekçisi Huvava ile göğün boğasının öldürülmesinin karşılıksız kalamayacağına, ikisinden birinin ölmesi gerektiğine hükmedilir. Ölen Enkidu olur. Kralın ölümden korkması da böyle başlar.
Gökteki Yeri
Boğa aynı zamanda bir yıldız öbeğidir. Mezopotamya gök listelerinde gud-an-na adıyla geçen takımyıldız, bugün Boğa burcu diye bilinen öbektir. Bir dönem ilkbahar noktası bu öbeğe düşmüş, yıl onunla başlamıştır. Kuraklık getiren hayvanın gökteki karşılığının mevsim başlangıcını işaretlemesi, anlatıdaki kıtlık uyarısını bir gök olayına bağlar. Öbeğin eski çizimlerde yalnız ön yarısıyla görünmesinin koparılıp atılan buttan geldiği de ileri sürülür.
Yeraltı kraliçesi Ereşkigal'in ölen eşi Gugalanna'nın adı da An'ın büyük boğası diye okunur ve iki varlığın bir olduğu ileri sürülür. Bu okuma doğruysa tanrıçanın yeraltına inişini başlatan ölüm de budur, çünkü ablasının kapısına eşinin yasına geldiğini söyleyerek varır. Birlik kesin değildir. Adın An'ın kanal denetçisi anlamına geldiği ve başka bir yeraltı tanrısını karşıladığı da söylenir.
Bir tanrının öfkeyle saldığı boğanın kahraman elinde alt edilmesi başka mitolojilerde de görülür. Yunan anlatısında Poseidon'un Girit'e gönderdiği boğa adayı kasıp kavurur, Herakles onu boynuzlarından tutup canlı yakalar. Fark cezanın kaynağındadır. Girit boğası kendisine sunulmayan bir kurbanın karşılığıdır, göğün boğası ise geri çevrilen bir tanrıçanın öcüdür.