Mısır mitolojisinde göğün sularını kişileştiren ve güneşi doğuran inek tanrıçadır. Adı büyük sel ya da büyük yüzen diye çevrilir. Sözcüğün kökü, suda yüzmek ve su üstünde durmak anlamındaki bir fiile dayanır. Yunanca yazılarda Metyer biçiminde geçer.
Adı, piramitlerin iç duvarlarına kazınan en eski dinsel metinlerde bile görülür. Orada güneş teknesinin üzerinde yol aldığı göksel su olarak düşünülür. Gökyüzü bu düşüncede bir kubbe değil, içinde yol alınan bir sudur. Bu yüzden tanrıçanın gece göğünde Samanyolu ile bir tutulduğu da ileri sürülür.
Görünüşü
Çoğunlukla boynuzlarının arasında güneş kursu taşıyan bir inek olarak çizilir. Bu inek genellikle bir hasırın üzerine çökmüş durur. İnek başlı bir kadın olarak gösterildiği de olur. Bu görünüş Hator'unkine çok yakındır ve iki tanrıçanın sık sık birbirine karışmasının bir nedeni de budur.
Güneşin Annesi
Yaratılış anlatılarında zamanın başında güneşi doğuran tanrıçadır. Güneş tanrısı Ra çoğu anlatıda Nun'un sularından kendi kendine belirir. Mehetveret'e bağlanan anlatılarda ise onu doğuran bir anne vardır. Mısır düşüncesinde aynı olayın birden çok açıklaması yan yana yaşadığı için iki anlatı birbirini dışlamaz.
Ölüler Kitabı'nın on yedinci bölümünde ölen kişi, bir gün önce Mehetveret'in gövdesinden doğan Ra'yı gördüğünü söyler. Metin bu sözü kendisi açıklar ve Mehetveret'in her sabah yeniden doğan güneşin gözü, yani Ra'nın Gözü olduğunu bildirir. Doğum bir kez olup biten bir olay değildir, her şafakta yinelenir. Bu bölümün resimli nüshalarında tanrıça yatan bir inek olarak çizilir ve yanında Horus'un dört oğlu yer alır.
Akşam güneşi yer altına götürdüğü, sabah yeniden doğurduğu da anlatılır. Bu yüzden ölüler için umut veren bir tanrıçadır. Kimi tabutlarda ölü onun önünde eğilmiş olarak çizilir ve güneş gibi yeniden doğması dilenir.
Esna'daki Yaratılış
Geç dönemde Esna tapınağının duvarlarına yazılan yaratılış anlatısında Mehetveret, tanrıça Neit'in bir görünümüdür. Anlatıya göre Neit karnına bir yumurta koyar, Nun'un suları yumurtayı kırar ve içinden Ra çıkar. İnek biçimindeki annesi ona seslenir, çocuk koşup kucağına atılır. Bu sırada Ra'nın sulara düşen gözyaşlarından insanlar, gülerken saçtığı tükürükten tanrılar oluşur. Mısırcada insan ile gözyaşı, tanrı ile tükürük birbirine benzeyen sözcüklerdir.
Neit, oğlunun göbek bağını alıp sulara bırakır. Bu bağ yüz yirmi arşın uzunluğunda bir yılana, Apofis'e dönüşür ve yüreğinde Ra'ya karşı başkaldırı besler. Ardından tanrıça inek biçimine girer, Ra'yı boynuzlarının üstüne alır ve onunla birlikte suların üzerinde yüzer. Bunu gören tanrılar büyük yüzen oğluyla geldi diye seslenir ve tanrıçanın adı bu sözden çıkar. Ağzından çıkan yedi söz yedi tanrıya dönüşür, bu tanrılar gittiği her yerde onu korur.
Öbür Tanrıçalarla Birliği
Mehetveret'in nitelikleri birçok tanrıçaya geçmiştir. Hator da İsis de onunla bir tutulur ve tıpkı onun gibi Ra'nın Gözü diye anılır. Hator'un kralı emziren bir inek olarak betimlenmesi bu birliğin bir yüzüdür. Gökyüzü tanrıçası Nut ile de yakındır. İkisi de göğün kendisi sayılır, ikisi de güneşi doğurur ve Nut da kimi tasvirlerde inek biçiminde görünür. Esna'da ise Neit ile tek bir tanrıça olur.
İzleri
Tutankamon'un mezarından çıkan üç tören yatağından biri Mehetveret biçiminde yapılmıştır. Yatağın iki yanı uzun gövdeli birer inektir ve başlarında boynuzların arasında güneş kursu durur. İneklerin bacakları yatağın ayaklarını oluşturur. Yatakların işlevi tartışmalıdır. Kralın öbür dünyaya yolculuğuna eşlik ettikleri düşünülür, gömme törenlerinde mumyanın üzerlerinde bekletildiği de ileri sürülür.
Evrenin başında bir ineğin bulunması Nors anlatısında da görülür. Audhumla, ilk dev İmir'i sütüyle besler, yaladığı taşlardan da tanrıların atası Buri'yi ortaya çıkarır. Ancak Audhumla bu işi bir kez yapar ve anlatıdan çekilir. Mehetveret ise güneşi her sabah yeniden doğurmayı sürdürür.