Gökyüzü tanrısı Ülgen ile insan arasındaki elçi sayılan koruyucu ruhtur. Ağırlıkla Altay Türklerinin inancında yaşar. Kurbanın canını göğe çıkaran, insanın dileğini yukarı taşıyan ve karşılığında gökten gelen bereketi aşağı getiren aracıdır. Adı bölgeye göre Cayık, Dyayık ve Yayuçı biçimlerinde de söylenir.
Kimi anlatılarda doğrudan Ülgen'in oğullarından biri sayılır ve Yayık Han adıyla anılır. İnsanlar arasında yaşadığına, onları kötücül varlıklardan koruduğuna ve yeryüzünde olup biteni yukarıya bildirdiğine inanılır. Bu yönüyle gökte oturan uzak bir tanrı değil, insanın yanı başında duran bir gözcüdür.
Adı ve İşi
Adının, kurbanı bölüp sunmayı anlatan bir kökten geldiği ileri sürülür; bu köken onun işini doğrudan tarif eder. Bir başka görüş adı yaymak, dağıtmak anlamına bağlar ve onu göğün bereketini yeryüzüne dağıtan varlık sayar. İki açıklama da aynı işe çıkar: Yayık, iki yön arasında gidip gelen taşıyıcıdır.
Yeni doğan çocukların dünyaya gelmesini gözetmek de ona verilen işler arasındadır. Bu yönüyle doğumu ve bebeği koruyan Umay ile aynı çevrede anılır; ikisi de yukarıdan gelen canın yeryüzüne yerleşmesini sağlar.
Kamın Gök Yolculuğunda
Altay kamının Ülgen'e kurban sunmak için çıktığı gök yolculuğunda ona eşlik eden yardımcı ruhların başında Yayık gelir. Kam davulunu çalıp kat kat göğe yükselirken yolu ona Yayık gösterir; yanında uzağı gören gözcü Suyla ile onun yol arkadaşı Karlık bulunur.
Yolculuğun sonunda göğün en yüksek yerinde, göğün çivisi sayılan Demirkazık'a varıldığında kamı Utkuçı denen karşılayıcı ruh karşılar; dilekler oradan Ülgen'e iletilir. Kam bu yolculuktan dönerken hasat, sürü ve hava üzerine haber getirir.
Yolculuğun bütün anlamı bu aracılıktadır: insan göğe kendi çıkamaz, kurban da kendiliğinden yukarı varmaz. Yayık olmadan sunulan şey yerinde kalır.
Yayık Kaldırma
Ona sunulan törene Yayık kaldırma denir. İlkbaharda, kısrakların ilk sütü bulgurla karıştırılıp lapa yapılır ve bunun bir bölümü onun adına serpilir. Tören adını, kurbanı ve dileği yukarı kaldırma işinden alır.
Bu tören, göğe sunulan payın yılın açılışında verilmesi düşüncesine dayanır: sürünün ilk ürünü önce elçiye, onun aracılığıyla göğe gider; ancak ondan sonra insanın payı başlar. İçilen ilk yudumun ya da ilk lokmanın ayrılması biçimindeki saçı geleneğinin gökle ilgili en düzenli biçimidir.
İnanç İçindeki Yeri
Yayık, Türk inancındaki üçlü evren düzeninin ortasında durur. Yukarıda Ülgen'in katları, aşağıda Erlik'in karanlık ülkesi, arada insanın yeryüzü vardır. Bu üç kat arasında gidip gelebilen varlıklar sayılıdır ve Yayık bunların en tanınmışıdır.
Yerle göğü birbirine bağlayan Ulukayın nasıl bir yol ise, Yayık da o yolda yürüyen elçidir. Biri geçidi, öbürü geçen kişiyi karşılar.
Aynı ad bir ırmağa da verilmiştir: Ural ırmağının eski Türkçe adı Yayık'tır. Suyun ve kutsal aracının aynı adı taşıması, iki yakayı birbirine bağlayan şeyin de bir tür geçit sayılmasıyla açıklanır.
Başka Mitolojilerdeki Elçiler
Tanrılarla insanlar arasında gidip gelen bir aracının bulunması yaygındır. Sümer'de bilgelik tanrısı Enki'nin iki yüzlü veziri İsimud, efendisinin sözünü taşıyan ve buyruğunu ileten elçidir; iki yüzü, aynı anda iki yöne bakmasının işaretidir. Mısır'da tanrıların sözünü yazan ve aralarında hüküm taşıyan Thoth benzer bir yer tutar.
Japon inancında ise aracılık hayvanlara verilir: her kaminin bir habercisi vardır ve İnari'nin haberi tapınaklarda tilki Kitsune biçiminde taşınır. Yayık'ı bunlardan ayıran, taşıdığı şeyin söz değil kurban olmasıdır — o, bir haberci değil, sunuyu yukarı çıkaran bir taşıyıcıdır.