söylence
/sümer/ningişzida
_

Ningişzida

Ningişzida — Sümer Mitolojisi
Ningişzida.
Gizzida, Ningizzida olarak da bilinir.
Yılanlı ağaç ve yeraltı tanrısı.

Ağacın, bitki örtüsünün ve yeraltının tanrısıdır. Adı Sümercede iyi ağacın efendisi anlamına gelir. Mezopotamya tanrıları arasında yılanla en çok anılan figürdür; insan biçiminde betimlendiğinde omuzlarından iki yana boynuzlu yılan başları çıkar. Yeraltı dünyasında bir görevi vardır ve yılın bir bölümünü orada geçirir.

Ağaç ile yılanın aynı tanrıda toplanması rastlantı değildir. Bilinen en eski betimlemelerinde bir ağaç tanrısı olarak görünür; toprağın altında dolanan kök ile yerde kıvrılan yılan aynı biçimle anlatılır. Yukarıda yeşeren, aşağıda kıvrılan bu ikili yapı, onun hem bitki hem yeraltı tanrısı sayılmasının da açıklamasıdır.

İkinci derecede içkiyle de ilişkilendirilir ve meyhanecilerin efendisi diye anılır. Bu yan, kimi metinlerde eşi sayılan asma ve şarap tanrıçası Geştinanna ile de uyuşur; asma da köküyle aşağıya inen, dalıyla yukarı çıkan bir bitkidir.

Yılan Biçimi

Tasvirlerinde başında boynuzlu taç, omuzlarında iki yılan başı bulunur; kimi mühürlerde ejder biçimli bir yaratığın üzerinde durur. Yanında anılan yılansı varlıklar arasında boynuzlu yılan başmu ile muşhuşşu adı verilen ejder sayılır.

En tanınmış simgesi, bir asaya sarılmış iki yılandır. Bu simgenin bilinen en eski örneği, Lagaş yöneticisi Gudea'nın onun adına yaptırdığı yeşil taştan kaptır; kabın üzerine kazınmış iki yılan bir sopa boyunca birbirine dolanır. Kap üzerindeki yazıt, yöneticinin ömrünün uzaması dileğiyle sunulduğunu söyler.

Yılanın Sümer'de tek anlamı yoktur. Öldürücü olduğu kadar deri değiştirip yenilendiği için de anılır; yeraltına girip çıkabilen bir hayvan olarak iki dünya arasında durur. Bu tanrının yılanla anılması bir tehdit değil, bu geçiş yeteneğinin işaretidir.

Ailesi

Babası yeraltı ve şifa tanrısı Ninazu, annesi Ningirida'dır. Babasının pek çok niteliğini devralır; yılanla anılması da ondan gelir. Bir yönüyle ayrılırlar: Ninazu hekimlikle de anılırken oğluna böyle bir görev verilmez.

Ninazu'nun kendi soyu kaynaktan kaynağa değişir. Bir gelenekte yeraltının kraliçesi Ereşkigal'in oğlu sayılır; bir başkasında Enlil ile Ninlil'in oğludur. Birinci gelenekte torunun yeraltındaki görevi kalıtsal görünür, ikincisinde ise sonradan verilmiş bir memuriyet olur.

Kız kardeşi olarak Amaşilama anılır; metinlerde adı geçen bir kız kardeşi daha vardır. Eşi konusunda tek bir ad yoktur: en sık geçen Ninazimua'dır ve adı kusursuz büyümüş dal anlamına gelir. Kimi metinlerde bu ad Geştinanna ile bir tutulur, kimilerinde ayrı bir tanrıça olarak kalır; hangisinin daha eski olduğu bilinmemektedir.

Yeraltındaki Görevi

Ölüler ülkesinde taht taşıyıcı diye çevrilen bir görevi vardır. Bu, kraliçenin sarayında belirli bir makamda bulunmak demektir; yargılamaz, buyurmaz, düzenin işlemesine hizmet eder.

Sümer anlatısında yeraltı bir ceza yeri değil, kuralları olan bir yönetimdir. Kraliçe Ereşkigal'in yanında sayman, elçi ve bekçi gibi görevliler bulunur; bu tanrı da onlardan biridir. Aşağısının bir saray gibi kurulması, Sümer'in kendi düzenini göğe ve yeraltına aynen yansıtmasının örneğidir.

Yeraltına Yolculuğu

Adına bağlanan başlıca anlatı, ölüler ülkesine götürülüşüdür. Yeraltının görevlileri olan cinler onu alıp bir kayığa bindirir ve yaşayanlarla ölüleri ayıran suyun karşı yakasına geçirirler. Yol boyunca yalvarır, direnir, fakat götürülmesi engellenmez.

İskelede kız kardeşi Amaşilama belirir. Kayığa çıkar, kardeşinin acısını dindirmek için üzerindeki lacivert taştan boncukları verir ve cinlere onu bırakmaları için yalvarır. Metin, aşağıya inişin ödenerek durdurulamayacağını gösterir: verilen armağan kabul edilir, karar değişmez.

Anlatı, Dumuzi'nin götürülüşüyle aynı kalıptadır ve iki tanrı için yakılan ağıtlar sık sık yan yana söylenmiştir. İkisi de yılın bir bölümünde aşağıda kalan, ardından ağıt tutulan tanrılardır. Aralarındaki fark, Dumuzi'nin yerine kız kardeşinin geçebilmesi, buradaki kız kardeşin ise ancak yol arkadaşlığı edebilmesidir.

Göğün Kapısında

Adapa anlatısında gök tanrısı An'ın kapısını bekleyen iki tanrıdan biridir; öbürü Dumuzi'dir. Metin onu kısaltılmış Gizzida biçimiyle anar.

Göğe çağrılan bilge, kendisine öğretildiği gibi yas giysisiyle gelir ve yeryüzünden çekilip gitmiş iki tanrıya yandığını söyler. Sözünü ettiği iki tanrı, karşısında duran kapıcıların kendisidir; ikisi birbirine bakıp güler ve içeride onun için iyi söz söylerler.

Bu sahnenin işlemesi, kapıda tam olarak bu iki tanrının durmasına bağlıdır. İkisi de yeryüzünden gerçekten eksilen, ardından ağıt yakılan tanrılardır; kendileri için tutulan yası ilk kez birinin ağzından duyarlar. Kapıcı seçimi anlatıya sonradan eklenmiş bir süs değil, düğümün kendisidir.

Tapımı

Başlıca tapım yeri, Lagaş ile Ur arasında kalan Gişbanda adlı küçük yerleşmedir; bir kent değil, meyve bahçeleri arasındaki bir tapınak yeri olduğu düşünülür. Bu iki büyük kentte de tapınakları vardır.

Lagaş yöneticisi Gudea onu kendi kişisel tanrısı saymıştır. Sümer'de her kişinin, kendisiyle büyük tanrılar arasında aracılık eden bir koruyucu tanrısı bulunur; yöneticinin yazıtlarında bu tanrı elinden tutup onu öbür tanrıların huzuruna götürürken betimlenir. Adına bırakılan yazıtların ve kapların çoğu bu dönemden kalmıştır.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Bir asaya sarılmış iki yılan simgesi, Yunan mitolojisinde hekimliğin tanrısı Asklepios'un asasını akla getirir ve araştırmacılar iki simgeyi sık sık yan yana anar. Doğrudan bir aktarım kanıtlanmış değildir; ortak olan, yılanın hem öldüren hem iyileştiren hayvan sayılmasıdır. Bu ikili anlam, babası Ninazu'nun hekimlikle anılmasında da görülür.

Ağaç ile yılanın birlikte anılması Nors mitolojisinde de vardır; orada dünya ağacı Yggdrasil'in kökünü bir yılan kemirir. Aradaki fark yönlerdedir: Nors anlatısında yılan ağacın düşmanıdır, Sümer'de ise ağacın efendisi yılan biçiminde görünür — biri kökü kemirir, öbürü kökün kendisidir.

Japon mitolojisinde yılan biçimli varlık Yamata no Oroçi'dir ve öldürülmesi gereken bir canavardır. Üç mitolojide de yılan yerin altıyla ilişkilendirilir; ayrıldıkları yer, o gücün karşısına geçilip geçilmediğidir. Sümer anlatısında yılana karşı savaşılmaz, çünkü yılan tapınılan tanrının kendi biçimidir.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 14 madde, aralarında 21 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.