Sümer anlatısında gebe kadınlara, lohusalara ve yeni doğmuş bebeklere musallat olan dişi varlıktır. Geceleri eve girer, doğmamış çocuğu düşürtür, emzikli bebeği annesinin kucağından alır. Akad ve Babil metinlerinde Lamaştu adıyla anılır ve tanınan asıl biçimi bu metinlerden gelir.
Mezopotamya'nın kötücül varlıkları arasındaki yeri özeldir. Adı çivi yazısında tanrı adlarının önüne konulan belirleyiciyle yazılır; yani cin değil, tanrı sayılır. Gök tanrısı An'ın kızı olduğu söylenir; bazı metinler babası olarak Enlil'i ya da Enki'yi anar.
Gökten Kovuluşu
Anlatıya göre gökte doğar ve orada büyütülür, ancak huyu düzelmez. Sonunda beslenmek için insan eti, özellikle de bebek ister; babası bu istek üzerine onu gökten kovar. Kovulma geri alınmaz bir cezadır, ama tanrılığı elinden alınmaz.
Buradan doğan durum, ona duyulan korkunun kaynağıdır. Mezopotamya anlatısında kötücül varlıklar genellikle bir tanrının buyruğuyla iş görür; kime, ne zaman saldıracaklarına kendileri karar vermez. Dimme ise kimseden buyruk almaz. Kimin evine gireceğini kendi seçer, kimseye hesap vermez ve kovulduğu için de bağlı olduğu bir düzen kalmamıştır.
Görünüşü
Erken tasvirlerde biçimi oturmuş değildir; başı kimi zaman köpek, kimi zaman aslan ya da yırtıcı kuş olarak çizilir. Sonraki dönemlerde tek bir görüntüde durulur: aslan başlı, eşek kulaklı ve eşek dişli, sarkık göğüslü, tüylü gövdeli, elleri kanlı, tırnakları uzun bir dişi. Ayakları İmdugud'unki gibi pençelidir.
Yanında hep aynı nesneler bulunur: bir tarak, bir iğ ve bir yağ kabı. Bunlar kadın işinin araçlarıdır; kendisine armağan olarak da verilir. Göğsünde bir köpek yavrusuyla bir domuz yavrusunu emzirir, ellerinde yılan tutar. İnsan çocuğu yerine hayvan yavrusu emzirmesi, anneliğin tersine çevrilmiş halidir.
Yaptıkları
Kadınların kaç aylık gebe olduğunu sayarak bekler. Eve ebe kılığında, yardıma gelmiş gibi girer; kapıyı ona açan çoğu zaman ev halkıdır. İçeri girince bebeğin karnını yedi kez tutar, sütünü zehre çevirir, çocuğu boğar.
Ona bağlanan belirtiler bir hastalık tablosu oluşturur: yüksek ateş, iştah kesilmesi, karın şişmesi, ishal, sararma, döküntü ve havale. Anlatı böylece açıklanamayan bebek ve lohusa ölümlerine bir yüz ve bir ad verir.
Korunma
Ona karşı geliştirilen uygulamalar Mezopotamya'nın en ayrıntılı korunma dizisidir. Yedi adının yazıldığı silindir mühürler boyuna asılır, taş dizileri takılır, yatak odasının duvarına kendi resmi çizilir, eve ad verilmiş bekçi köpekleri konur.
Kovma töreninde üç kilden heykelciği yapılır. Biri kara bir köpekle evlendirilip kent duvarının dibine gömülür; ikincisine tarak, iğ ve yağ kabı verilip azığı yüklenir ve çölden geçip bir ırmağı aşarak dağdaki yeraltı yurduna yollanır; üçüncüsü dikenle delinip gömülür. Muskalarda onu bir kayığın içinde, ırmağın üzerinde giderken görmek bu yüzden sıktır: tören onu bir yere göndermeye çalışır, öldürmeye değil.
Karşısında duran tanrılar bellidir. Kovma sözlerini bilen Enki ile oğlu, arıtma ve büyü tanrısı Asalluhi onun adına okunur; hekimliğiyle anılan ve varlık kovmayı bilen Ninisina da bu işte anılan tanrıçadır. Asur döneminin muskalarında ise ona karşı Pazuzu adlı bir başka kötücül varlığın başı kullanılır; korunma, kötüyü daha kötüsüyle savma biçimini alır.
Adı ve Kaynakları
Sümerce metinlerde adı üçüncü binyılın sonlarından beri geçer, ama orada henüz belirgin bir kişiliği yoktur; aynı dönemde tek bir varlıktan değil, yedi Dimme kızından söz edilir. Yedi ad ve yedi cadı olarak anılması bu eski çoğulluğun izidir. Kişilik kazanmış, kendi anlatısı ve kendi görüntüsü olan biçimi ikinci binyılın başındaki büyü metinlerinde belirir.
Adın Sümercedeki karşılığı üzerinde görüş ayrılığı vardır. Yaygın kabul Dimme biçimidir; A. R. George'un 2018 tarihli çalışması ise ritüel metinlerinde geçen Kamadme adının aynı varlığı karşıladığını savunur. Bu madde yaygın kullanımı izler.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Türk inancındaki Albıs ile örtüşmesi neredeyse tam bir örtüşmedir: ikisi de dişidir, ikisi de lohusaya ve bebeğe musallat olur, ikisi de uzun tırnaklı ve dağınık görünüşlüdür, ikisine karşı da nesneyle korunulur. Türk anlatısında Albıs'ın yol açtığı hâlin albastı diye ayrı bir adı vardır; Sümer'de hastalık ile varlık aynı adı taşır. Bir başka fark soyda görülür: Albıs bir tanrının kızı sayılmaz, Dimme sayılır.
Yunan anlatısındaki Lamia da çocuk yiyen bir dişidir, ama onun kötülüğü sonradan gelir; çocuklarını yitirdiği için başkalarının çocuklarını alır. Dimme'nin böyle bir gerekçesi yoktur, huyu baştan böyledir.
Korunma tarafında Mısır'daki Bes aynı işi görür: doğum odasına tasviri konur, muskası takılır, çirkin ve ürkütücü yüzüyle tehlikeyi kapıdan çevirir. Üç mitolojide de doğum sonrası kırk gün benzeri bir tehlikeli dönem sayılır ve o dönem bir nesneyle sınırlanmaya çalışılır.