Memfis'te tapınılan kutsal boğadır ve Mısır'ın hayvan biçimli tanrıları arasında en çok saygı göreni sayılır. Yaşayan bir hayvandır, bir tanrının yeryüzündeki bedeni olarak beslenir, ölünce gömülür ve yerine yenisi aranır. Kentin yaratıcı tanrısı Ptah'ın habercisi ve Ptah'ın hayatının yenilenmesi diye anılır. Mısırca adı Hep ya da Hapi diye okunur. Nil taşkınının tanrısı Hapi ile adı benzese de ikisi ayrı figürlerdir.
Kutsal boğa tapımı ülkenin en eski inançları arasındadır. Beşinci Hanedan'da taşa yazılan krallık yıllıkları, Birinci Hanedan krallarından birinin döneminde Apis'in koşusu adlı bir törenin yapıldığını kaydeder. Mısır'daki üç büyük boğa tapımının en yaygını budur. Öbür ikisi Heliopolis'te Ra'ya bağlanan Mnevis ile Armant'ta Montu'ya bağlanan Bukhis'tir.
İşaretleri ve Seçilmesi
Her boğa Apis olamaz. Aranan buzağı kara postludur ve üzerinde belirli ak lekeler taşır. Alnında üçgen bir ak leke, sırtında açılmış kanat biçiminde bir iz, sağ böğründe hilal biçiminde bir işaret bulunur. Kuyruk kılları çift, dilinin altında da bokböceğine benzeyen bir kabarıklık olmalıdır. Rahipler bu işaretleri taşıyan buzağıyı sürüler arasında arar, bulduklarında Memfis'e getirirler.
Boğa, Ptah tapınağının yanında kendisine ayrılmış bir yerde yaşar ve yanına inekler verilir. Halk onu bir pencereden görebilir. Bayramlarda takılar ve çiçeklerle süslenip kentte dolaştırılır. Davranışları tanrının bildirisi sayıldığı için hareketlerinden kehanet çıkarılır, soluğunun hastalığı iyileştirdiğine inanılır. Kimi betimlemelerde boynuzlarının arasında güneş kursu ve yükselen bir kobra taşır.
Annesi
Apis'i doğuran inek de kutsal sayılır. Yunan yazarlarına göre inek göğe ait bir ışıkla, kimi anlatımlarda yıldırımla, kimilerinde ay ışığıyla gebe kalır. Mısır'da bu ineklerin hepsi Apis'in annesi olarak İsis adıyla anılır, bu yüzden boğaların tersine tek tek adları kaydedilmemiştir. Ölünce onlar da mumyalanır ve Sakkara'nın kuzeyinde kendilerine ayrılan yeraltı galerilerine gömülür.
Yunanlar bu doğumu kendi anlatılarından birine benzetir. Zeus'un sevdiği ve ineğe çevrilen İo, dolaşa dolaşa Mısır'a varır ve orada Zeus'un yalnızca dokunuşuyla Epafos'u doğurur. Yunan yazarları İo'yu İsis ile, Epafos'u da Apis ile bir tutar.
Ölümü ve Gömülmesi
Kimi Yunan ve Roma yazarları boğanın yirmi beş yaşına gelince kutsal bir pınarda boğdurulduğunu anlatır. Mezar yazıtları bu sınırın her zaman uygulanmadığını gösterir, çünkü yirmi altı yaşını aşan boğalar vardır. Boğa ölünce ülkede yas tutulur, beden mumyalanır ve rahipler işaretleri taşıyan yeni buzağıyı aramaya başlar. Mumyalanan boğanın kimi zaman tahta bir altlık üzerinde ayakta duracak biçimde hazırlandığı bilinir.
Sakkara'da bilinen en eski Apis gömüsü III. Amenhotep dönemine aittir. II. Ramses'in oğlu Khaemvaset, boğalar için ilk büyük yeraltı galerisini kazdırır. Sonraki yüzyıllarda I. Psamtik yeni bir galeri ekler. Serapeum adıyla bilinen bu yapı Kleopatra dönemine dek kullanılır. 1851'de başlayan kazılarda altmışı aşkın boğanın mezarı bulunmuştur. Her boğanın doğduğu, tahta çıktığı ve öldüğü yılların kaydedilmesi, Mısır tarihinin geç dönemlerini sıralamaya yarar.
Yunan tarihçilerin anlattığı bir öyküye göre Pers kralı II. Kambises, Mısır'ı aldıktan sonra Apis'i hançerle yaralar ve boğa bu yaradan ölür. Ne var ki Kambises döneminde gömülen bir boğanın lahdi kralın adını taşır. Bu da boğanın onun zamanında tam törenle gömüldüğünü gösterir.
Osiris ile Birleşmesi
Ölen Apis, ölüler tanrısı Osiris ile birleşir ve Osiris Apis olur. Mısırca Usir Hapi diye anılan bu ad, Ptolemaios döneminde Serapis'in kaynağı olur. I. Ptolemaios'un Mısırlılarla Yunanların birlikte tapabileceği bir tanrı arayışında öne çıkardığı Serapis, boğa değil insan biçimlidir. Yunan tarzında sakallı bir tanrı olarak betimlenir, başında tahıl ölçeği, ayağının dibinde Kerberos durur.
Yirmi İkinci Hanedan'dan başlayarak Apis, sıradan insanların tabutlarında da görünür. Tabutların ayak ucunda koşan bir boğa ve onun sırtında taşınan bir mumya çizilir. Bir anlatıya göre Apis, Osiris'in cesedini Horus için sırtında taşımıştır. Ölüyü öbür dünyaya ulaştıran bu boğa, Osiris gibi yeniden dirilişin güvencesi sayılır. Apis tapımı Yunan ve Roma yönetimi altında sürer ve dördüncü yüzyılın sonlarına dek ayakta kalır.