Sukunabikona, Japon mitolojisinde Okuninuşi ile birlikte yeryüzünü düzene sokan, avuç içi kadar küçük bir tanrıdır. Denizin ötesinden gelir, ülkenin kuruluşuna ortak olur ve işi bitince yine denizin ötesine döner. Hekimlik, sıcak su kaynakları, tahıl, büyü sözleri ve içki onun alanına girer.
Kojiki onu göğün yaratıcı tanrılarından Kamimusubi'nin, Nihon Şoki ise Takamimusubi'nin çocuğu sayar. İki kaynakta da parmak aralarından kayıp düşmüş bir çocuktur. Adındaki sukuna küçük, hiko soylu erkek anlamına gelir. Okuninuşi'nin gençlik adı Onamuçi ise büyük ad sahibi demektir, bu yüzden ikisi büyük ve küçük tanrı çifti olarak anılır.
Gelişi
Okuninuşi, İzumo'daki Miho burnunda dururken dalgaların üstünde bir sarmaşığın tohum kabuğundan yapılmış minicik bir tekne belirir. İçindeki tanrı Kojiki'de kaz derisine, kimi okumalara göre güve derisine, Nihon Şoki'de ise çitkuşu tüylerine bürünmüştür. Adı sorulunca yanıt vermez, çevredeki tanrılar da onu tanımaz. Bir kurbağa, yürüyemeyen ama göğün altındaki her şeyi bilen korkuluk tanrısı Kuebiko'ya sorulmasını öğütler. Kuebiko yabancının Sukunabikona olduğunu söyler.
Nihon Şoki'de Okuninuşi konuğu avucuna alıp oynatırken minik tanrı sıçrayıp yanağını ısırır. Durum göğe bildirilince Takamimusubi, bin beş yüz çocuğu arasında söz dinlemeyen birinin parmaklarından kayıp gittiğini, onun bu olduğunu söyler ve ona iyi bakılmasını ister. Kojiki'de aynı doğrulamayı Kamimusubi yapar ve iki tanrıya kardeş olup ülkeyi birlikte kurmalarını buyurur.
Ülkenin Kuruluşu
İki tanrı insanlara ve evcil hayvanlara hastalıkları iyileştirmenin yolunu öğretir, kuşların ve böceklerin verdiği zarara karşı büyü sözleri koyar. Nihon Şoki halkın bu iyilikten o günden beri yararlandığını söyler. Hekimliği insana ulaştıran tanrı olarak Sukunabikona, Yunan mitolojisindeki Asklepios ile aynı yeri tutar.
Eyaletlerin yer adlarını ve söylencelerini toplayan Fudoki kayıtlarında ikisi yer yer dolaşıp dağlara ad veren bir çift olarak görünür. Harima'daki anlatıda bir iddiaya girerler. Okuninuşi dışkısını tutmayı, Sukunabikona ise sırtındaki kil yükünü indirmemeyi üstlenir. Birkaç gün sonra ilk dayanamayan Okuninuşi olur. Sukunabikona da gülerek kendisinin de bunaldığını söyler ve yükünü yere atar. Atılan kil bir tepeye döner, yörenin kil tepesi anlamındaki Hanioka adı buradan gelir.
İyo'ya ait bir kayıt parçasında Sukunabikona ölüme yakın bir uykuya düşer. Okuninuşi başka bir adadaki sıcak su kaynağını yer altından bir olukla getirip onu bu suda yıkar. Uyanan tanrı biraz kestirdiğini söyler ve bir taşın üstünde tepinir. İzlerinin kaldığına inanılan taş, Dogo kaplıcasında bugün de gösterilir.
Sonsuz Ülkeye Gidişi
Kojiki, iş bitince Sukunabikona'nın denizin ötesindeki sonsuz ülke Tokoyo'ya geçtiğini kısaca söyler. Nihon Şoki iki yol anlatır. Birinde Kumano burnuna gidip oradan ayrılır. Öbüründe Awaşima'da bir darı sapına tırmanır, sap ağırlığıyla eğilip geri fırlayınca tanrı savrulup Tokoyo'ya ulaşır. Ölmeden, yalnızca yer değiştirerek ayrıldığı için bu dünya ile öteki dünya arasında gidip gelen bir tanrı sayılır.
Ortağını yitiren Okuninuşi ülkeyi tek başına nasıl tamamlayacağını düşünürken denizi aydınlatarak yaklaşan bir tanrı belirir ve kendisine tapılırsa yardım edeceğini söyler. Nihon Şoki'de bu tanrı Okuninuşi'nin kendi ruhunun bir yüzüdür ve Miwa dağında Omononuşi adıyla tapım görür.
Tapımı ve İzleri
İçkiyle bağı Kojiki'deki bir şölen şarkısına dayanır. Şarkıda sunulan içki, Tokoyo'da duran içki efendisi Sukunabikona'nın hazırladığı bir armağan olarak anılır. Sümer'deki bira tanrıçası Ninkasi gibi o da mayalı içkinin tanrısal kaynağı sayılır.
Hekimlik, sıcak su ve içki tanrısı olarak birçok yerde tapılır. 856 yılına ait bir kayıt, Hitaçi kıyısında Okuninuşi ile birlikte yeniden belirdiğini bildirir. Oarai'deki tapınak bu olayın anısına kurulmuştur. Osaka'nın ilaç tüccarları onu kendi koruyucuları sayar, Wakayama'daki Awaşima tapınağı da onu kadın hastalıklarından koruyan tanrı olarak anar. Ufacık bedeni ve denizden gelişi, sonraki dönemin parmak boyu kahramanı İssun Boşi masalının öncülü olarak görülür.