Dede Korkut anlatılarının İç Oğuz beylerindendir. Oğuz'un beylerbeyi Salur Kazan'ın kardeşi, Uruz'un amcası ve Kara Budak'ın babasıdır. Kendi adını taşıyan bir boy yoktur, buna karşılık adı kitabın on iki boyunun yarısından çoğunda geçer. Bir bölümünde ise yalnızca oğlunun adının içinde anılır.
Anlatıdaki yeri hep ağabeyinin yanıdır. Divanda Kazan'ın sağında oturur, savaşta orduyu başında götürür, en ağır işi onun işaretiyle yerine getirir. Oğuz beyleri arasında en çok anılan, ama kendi başına bir serüveni bulunmayan kişidir.
Adı ve Soyu
Yazmalardaki harflerin okunuşuna göre adı Kara Göne ya da Karagüne biçiminde verilir. Baştaki kara, Oğuz beylerinin adlarında sık geçen bir sıfattır ve buradaki anlamı üzerinde görüş birliği yoktur.
Salur Kazan kitapta her seferinde Ulaş oğlu diye anıldığına göre Kara Göne de Ulaş'ın oğludur. Kazan'ın oğlu Uruz ondan emmi diye söz eder. Kendi oğlu Kara Budak ise metinde neredeyse hiç yalnız anılmaz, hep Kara Göne oğlu Kara Budak diye geçer. Bir baba adının oğlun adına bu kadar sıkı yapışması, Oğuz'da kişinin soyuyla birlikte tanındığını gösterir.
Soylamalardaki Sıfatları
Beyler tek tek sayılıp savaşa çağrıldığında ona ayrılan dizeler kitabın en ayrıntılı tanıtmalarındandır. Kara derenin ağzıyla anılır, beşiğinin örtüsü kara boğa derisindendir, öfkesi tuttuğunda kara taşı kül eder, kara bıyığını ensesinde yedi yerde düğümler. Kendisine erenler evreni denir, yani yiğitlerin ejderhası.
Savaş alanına yetiştiğinde söylediği söz de her seferinde aynıdır. "Çal kılıcını kardeş Kazan, yetiştim" der. Beyler atlanırken o ak bedevisine biner. Bu tanıtma kalıbı, Oğuz'da bir beyin kim olduğunun soyu, atı ve savaş çağrısıyla birlikte söylendiğini gösterir.
Kazan'ın Yanındaki Yeri
Obanın yağmalandığı boyda, baskından önceki gece Salur Kazan kara kaygılı bir düş görür ve yormasını ondan ister. Kara bulutu kardeşinin devleti, kar ile yağmuru askeri diye yorar. Gerisini üstlenmez, kalanını Tanrı'nın yormasını diler. Düşü yoran kişinin bir kam değil, beyin kendi kardeşi olması dikkat çekicidir.
Oğlunu azarladığı bir başka boyda Kazan sofrada sağına bakınca kardeşini gördüğünü, onun baş kesip kan döktüğünü ve ad kazandığını söyler. Bu söz doğrudan bir övgü değildir, oğlu Uruz'a henüz hiçbir iş görmediğini anlatmanın yoludur. Kara Göne burada Oğuz'da bir yiğidin ölçüsü olarak kullanılır.
Kazan'ı Kurtaran Ordunun Başında
Salur Kazan tuzağa düşüp kalede tutsak edildiği boyda, kendisini küçümseyen düşmana soyunu sayarken iki adla övünür. Kalın Oğuz'da bir oğlu vardır, Uruz adlı, bir de kardeşi vardır, Kara Göne adlı.
Kurtarma ordusu toplandığında çeri başı olur. Kaleye varıldığında alayı bağlayıp bekleyen odur. Çarpışma sırasında Uruz'un atının dizginini elinde tutar, oğlan dizgini ansızın çekip alır ve tanımadan babasının üzerine at sürer. Baba ile oğlun birbirini bilmeden dövüşmesi böylece onun elinden kaçan bir dizginle başlar.
Tepegöz Karşısında
Tepegöz'ün Oğuz'u kırdığı boyda telef olan beyler ad ad sayılır ve Kara Göne de bu sayımda geçer. Ancak onun için ölüm değil zebun olmak denir, yani yaratığın elinde çaresiz kalıp yenilmiştir. Bıyığı kanlı Bügdüz Emen için de aynı söz kullanılır.
Aynı listede Alp Rüstem şehit düşer, demir giyimli Mamak helak olur, Kıyan Selçuk meydanda can verir, ak sakallı Aruz Koca ise kan kusar. Ayrım önemlidir. Yenilenle ölen aynı cümlede sayılsa da Kara Göne bu boydan sağ çıkar ve kitabın son boyunda yeniden görünür.
Aruz Koca'nın Sonu
On ikinci boyda Dış Oğuz başkaldırır ve Bamsı Beyrek öldürülür. Kazan odasına kapanıp yedi gün divana çıkmaz. Beyler toplandığında ağabeyini dışarı çağırtmayı deneyen Kara Göne'dir. Kılbaş'a "git söyle, ağam Kazan çıksın, varıp düşmanı haklayalım" der. Kılbaş bu işin kardeşe düştüğünü söyleyip onu geri çevirince ikisi birlikte giderler.
Savaşta Kazan altmış tutamlık mızrağıyla dayısı Aruz Koca'yı göğsünden vurup attan yere çalar, sonra kardeşine işaret ederek başını kesmesini ister. Kara Göne attan iner ve Aruz Koca'nın başını keser. Bunu gören Dış Oğuz beyleri atlarından inip Kazan'ın ayağına kapanır, suçları bağışlanır.
Kitapta akrabalık bağını kesen tek darbe böylece onun elinden çıkar. Buyruğu veren beydir, yerine getiren kardeşidir. Kara Göne'nin anlatıdaki işlevi bu sahnede en açık halini alır, kendi kararını değil ağabeyinin kararını taşır.
Oğlu Kara Budak
Kara Budak babasından daha çok boyda görünür. Bamsı Beyrek tutsakken yolu düşen bezirgânlar ona Oğuz'dan haber verirken sağ olanlar arasında Kara Göne oğlu Budak'ı da sayarlar. Yalancı oğlu Yaltacuk'un Banı Çiçek ile düğününde ok atan yiğitler arasında ilk anılan yine odur.
Savaş düzeninde ikisinin yeri ayrıdır. Büyük çarpışmalarda sol kolu çılasun yiğitleriyle birlikte Deli Budak diye de anılan oğlu yönetir, Kara Göne ise ağabeyinin yanında merkezde kalır. Obanın yağmalandığı boyda düşmanın tuğunu ve sancağını kılıçlayıp yere düşüren odur.