Uygur harfleriyle yazılmış Oğuznâme'de Oğuz Kağan'ı doğuran anadır. Destan onun adıyla açılır, anlatı hiçbir giriş yapmadan doğrudan doğum sahnesine girer. Adı yalnızca bu ilk bölümde geçer, sonrasında bir daha anılmaz. Buna karşılık destanın bütün soy zinciri ondan başlar, çünkü yirmi dört Oğuz boyunun atası saydığı kişiyi dünyaya getiren odur.
Adındaki ay gökteki ayı, kağan ise hükümdar unvanını karşılar. Bu unvanı taşıyan bir kadının destanın en başında durması dikkat çekicidir. Araştırmacılar bunu, boyun ilk atasının ana sayıldığı eski bir inanç katmanının izi olarak okur.
Oğuz'un Doğuşu
Destan, günlerden bir gün Ay Kağan'ın gözlerinin ışıdığını söyleyerek başlar. Eski metindeki közi yaruk boldı deyişi çevirmenlerce doğumun habercisi sayılır. Ardından sancıya tutulur ve bir erkek çocuk doğurur. Çocuğun yüzü gök renginde, ağzı ateş gibi kızıl, gözleri ela, saçı ve kaşı karadır.
Çocuk anasının sütünü bir kez emer, bir daha istemez. Çiğ et, aş ve şarap ister, kırk gün içinde yürüyüp konuşacak duruma gelir. Ana ile oğul arasındaki bağ bu tek emzirmeyle biter. Destanın gerisinde Oğuz'un yanında ne anası ne de bir dadı vardır.
Uygur harfli metinde çocuğun babası anılmaz. Bu sessizlik, kahramanın olağandışı yanını yalnızca anasından aldığı bir doğuş anlatısı bırakır geride. Aynı kuruluş başka mitolojilerde de görülür. Sümer'de Gılgamış'ı doğuran Ninsun ile Yunan'da Herakles'i doğuran Alkmene gibi Ay Kağan da anlatıya yalnız doğurmak için girer, sonra geri çekilir.
Ay Kültü ve Boğa
Ay, Türk inancında doğuran ve yenileyen yandır. Ay Kağan bu düşüncenin destandaki karşılığıdır, ayın dişil yüzü onda kişileşir. Gökteki ayın tanrısı olan Ay Ata ile aynı çevreden gelirler ama aynı varlık değildirler. Ay Ata gök cismini yöneten bir tanrı, Ay Kağan ise bir destan kişisidir.
Doğan çocuğun ayakları öküz ayağına benzetilir. Araştırmacılar bunu ay ile boğa arasındaki eski bağa yorar, çünkü boğanın boynuzu hilali andırır ve boğa çok yerde ay tanrısının yeryüzündeki simgesi sayılır. Bir görüşe göre eski Türklerde biri kurda biri boğaya dayanan iki ayrı türeyiş geleneği vardır. Oğuz'un önünde yürüyen Gökbörü birincisini, Ay Kağan'dan gelen boğa benzetmesi ikincisini temsil eder.
Kaynaklar Arasındaki Fark
Ay Kağan yalnızca Uygur harfli nüshaya özgüdür. Destanın sonradan İslami ögelerle yeniden anlatılan biçiminde onun yerini baba alır. Orada Oğuz'un babası Kara Han'dır ve soy Nuh'un oğlu Yafes'e bağlanır, ana ise adsız kalır.
Bu ikinci anlatıda emzirme sahnesi de değişir. Çocuk üç gün üç gece süt emmez, anası inancını değiştirince emmeye başlar. Adını da kendisi koyar, bir yaşındayken verilen toyda konuşup Oğuz olduğunu söyler. Böylece Uygurca metnin ana merkezli doğuş anlatısı, baba ve soy kütüğü merkezli bir anlatıya dönüşür.
Adı benzeyen figürlerle karıştırılmamalıdır. Ay Han, Oğuz Kağan'ın oğlu ve Bozok kolunun atalarındandır. Ay Kağan ise Oğuz Kağan'ın anasıdır, yani bir kuşak öncesinde durur.