Hoori, Japon mitolojisinde gökten inen Ninigi ile Konohanasakuya Hime'nin en küçük oğludur. Dağda avlandığı için Yamasaçihiko, yani dağın bereketli prensi diye de anılır. Ağabeyinin yitirdiği oltayı aramak için deniz tanrısı Watatsumi'nin sarayına iner, tanrının kızı Toyotama Hime ile evlenir ve gelgiti yöneten iki mücevherle karaya döner. Oğlu Ugayafukiaezu, torunu ise ilk imparator sayılan Cimmu'dur.
Ninigi, Hoori ve Ugayafukiaezu anlatıların geçtiği Kyuşu'daki Hyuga yöresine bağlanan üç kuşağı oluşturur. Hoori bu zincirin ortasında durur ve gök soyunu denizin gücüyle birleştiren halka olur.
Adı
Adı geleneksel olarak annesinin yaktığı doğum kulübesinde ateş dinerken doğmasıyla açıklanır. Bugün çoğu yorum ad başındaki ho hecesinde ateşin yanında başağı da görür, ori ise başağın ağırlığından eğilmesine bağlanır. Nihon Şoki onu daha çok Hikohohodemi adıyla anar, bu ad bol başaklar diye okunur. Kojiki'de Şiotsuçi ve deniz tanrısı ona Soratsuhiko, yani göğün yüce prensi diye seslenir. Kojiki onu üç kardeşin en küçüğü yapar. Nihon Şoki'nin ana anlatısında ise ortanca kardeştir ve olta kavgası Hosuseri ile yaşanır.
Kayıp Olta
Ağabeyi Hoderi denizden balık tutarak, Hoori ise dağda hayvan avlayarak geçinir. Bir gün Hoori ağabeyine araçlarını değiş tokuş etmeyi önerir. Hoderi üç kez geri çevirir, sonunda gönülsüzce razı olur. Hoori oltayla tek balık tutamaz, üstelik oltayı denizde yitirir. Hoderi oltasını geri ister. Hoori kılıcını kırıp parçalarından önce beş yüz, sonra bin olta yapar ama ağabeyi hiçbirini kabul etmez ve yalnızca kendi oltasını ister.
Hoori kıyıda ağlarken yanına yaşlı tanrı Şiotsuçi gelir. Derdini dinleyince bambudan sık örülmüş küçük bir tekne yapar, Hoori'yi içine koyup akıntıya bırakır. Gideceği yeri de tarif eder. Damları balık pulu gibi dizilmiş bir saraya varacak, kapısının yanındaki kuyunun başında duran ağaca çıkıp bekleyecektir.
Deniz Tanrısının Sarayı
Toyotama Hime'nin hizmetçisi kuyudan su almaya gelince sudaki ışıltıyı görüp başını kaldırır. Hoori su ister. Hizmetçi mücevherli bir kapla su verince Hoori içmez, boynundaki mücevheri ağzına alıp kaba tükürür. Mücevher kaba yapışır ve çıkmaz. Hizmetçi kabı olduğu gibi prensese götürür. Prenses dışarı çıkıp konuğu görünce ona gönül verir. Babası Watatsumi gelenin gök soyundan olduğunu anlar, deniz aslanı postlarından ve ipekten sekizer kat döşek serdirip ziyafet verir ve kızını onunla evlendirir.
Hoori sarayda üç yıl kalır. Sonra bir gün derin derin iç çeker. Kızından bunu duyan Watatsumi, derdini öğrenince denizdeki bütün balıkları toplar. Aralarında boğazına bir şey takıldığı için yemek yiyemeyen bir mercan balığı vardır. Boğazı yoklanınca kayıp olta çıkar.
Ağabeyine Dönüş
Deniz tanrısı oltayı geri verirken Hoori'ye ne yapacağını da öğretir. Oltayı elini arkasına çevirerek uzatacak ve ona sahibine dert, sıkıntı, yoksulluk ve akılsızlık getirmesini dileyen sözler söyleyecektir. Ağabeyi tarlasını yüksek yere açarsa Hoori alçağa, alçağa açarsa yükseğe açacaktır. Suyu yöneten deniz tanrısı olduğu için üç yıl içinde ağabeyi yoksullaşacaktır. Yanına bir de iki mücevher verir. Biri denizi kabartır, öbürü geri çeker.
Dönüş için denizin wanileri toplanır. Wani bugün çoğunlukla köpekbalığı diye yorumlanan bir deniz canavarıdır. Bir kulaç boyundaki wani onu bir günde götüreceğini söyler ve sözünü tutar. Hoori ayrılırken hançerini onun boynuna bağlar. O wani bu yüzden Sahimoçi, yani bıçak taşıyan tanrı diye anılır.
Karada her şey deniz tanrısının dediği gibi gelişir. Yoksullaşan Hoderi kardeşine saldırınca Hoori ilk mücevherle onu sulara boğar, yalvarınca ikincisiyle suyu çeker. Sonunda Hoderi boyun eğer ve gece gündüz onun bekçisi olacağına söz verir. Kojiki, onun soyundan gelen Hayatoların sarayda boğulan atalarının çırpınışlarını taklit etmeyi sürdürdüğünü yazar.
Toyotama Hime ile Ayrılık
Bir süre sonra Toyotama Hime gebe olarak karaya çıkar. Gök soyundan bir çocuğun denizde doğmaması gerektiğini söyler. Kıyıda karabatak tüyleriyle örtülen bir doğum kulübesi kurulur ama sancısı dam tamamlanmadan bastırır. Doğuma girerken Hoori'den içeri bakmamasını ister, çünkü başka diyardan gelenler kendi asıl biçimlerinde doğurur. Hoori gizlice bakar ve karısını sekiz kulaç boyunda, kıvranarak sürünen bir wani olarak görüp korkuyla kaçar. Nihon Şoki'nin bazı anlatılarında gördüğü bir ejderhadır.
Asıl biçimi görüldüğü için utanan Toyotama Hime çocuğu bırakıp denize döner ve iki diyar arasındaki yolu kapatır. Çocuğa damı bitmemiş kulübede doğduğu için Ugayafukiaezu adı verilir. Onu büyütmesi için kız kardeşi Tamayoribime'yi gönderir ve onunla kocasına bir şiir yollar. Şiirde kocasının görünüşünün ak incilerden bile soylu olduğunu söyler. Hoori de yaban ördeklerinin konduğu adada birlikte uyuduğu sevgilisini ömrü boyunca unutmayacağını yazan bir şiirle karşılık verir.
Yasağa karşın bakılması ve ardından gelen ayrılık, İzanagi'nin Yomi'de İzanami'nin çürüyen bedenini görmesini hatırlatır. Deniz tanrısının kızının karadan bir eşle evlenip sonunda babasının yanına dönmesi ise Yunan anlatısında Peleus'u bırakıp denizin dibine dönen Tetis'te de görülür.
Mezarı ve Tapımı
Kojiki'ye göre Hoori, Takaçiho sarayında beş yüz seksen yıl yaşar ve Takaçiho Dağı'nın batısına gömülür. Nihon Şoki mezarını Hyuga'daki Takaya Dağı'nın tepesine koyar. Bugün onun mezarı sayılan Takaya no Yamanoe Misasagi, 1874'te Kagoşima'da Kirişima dağlarının eteğinde belirlenmiştir. Güney Kyuşu'da mezar yeri olarak gösterilen başka yerler de vardır.
Kirişima'daki Kagoşima Cingu, Takaçiho sarayının yerinde kurulduğuna inanılan ve Hoori'ye adanmış tapınaktır. Miyazaki kıyısındaki Aoşima Tapınağı da onun sarayının yeri olarak anılır. Ad başındaki ho başağa yorulduğu için tahılın koruyucusu olarak da tapım görür. Deniz altındaki sarayda geçen üç yıl ve ardından gelen dönüş, sonraki yüzyılların Uraşima Taro öyküsüyle sık sık karşılaştırılır.