söylence
/türk/kuyaş
_

Kuyaş

Kuyaş
Kuyaş Ata.
Koyaş, Kuyaş Ata, Kün Ata, Yaşık Ata olarak da bilinir.
Güneşin eril adı, kavurucu güneş.

Türk dilinde güneşi karşılayan sözcüklerden biridir; Türk mitolojisinde güneşin eril yüzünü anlatan ad olarak kullanılır. Güneşin dişil ve baskın karşılığı Gün Ana'dır; Kuyaş onun yanında ikinci bir addır ve daha çok güneşin ısıtan, yakan yanını taşır.

Koyaş biçiminde de söylenir. Kuyaş Ata, Kün Ata ve Yaşık Ata adlarıyla da anılır; bu adlardaki ata, güneşin bu kullanımda eril düşünüldüğünü açıkça bildirir.

Sözcük Olarak

Kuyaş, mitolojik bir addan önce yaşayan bir sözcüktür ve bu, onu Türk mitolojisinin birçok adından ayırır. On birinci yüzyılda derlenen ilk Türkçe sözlükte geçer; orada bir tanrının adı olarak değil, bunaltan güneş ve onun sıcağı anlamında bir sözcük olarak kaydedilmiştir. Verilen örnek cümle bile bunaltıcı güneşin bastırmasını anlatır.

Sözcük bugün de yaşamaktadır. Tatarca ve Başkurtçada koyaş, Özbekçede quyoş doğrudan güneş demektir; bu dillerde gündelik konuşmanın sözcüğüdür. Türk mitolojisinin adlarının çoğu yalnızca derlemelerde kalırken Kuyaş, konuşulan dilde sürmüştür.

Bu durum bir uyarıyı da beraberinde getirir: sözcüğün eskiliği, arkasında kişileşmiş bir tanrının bulunduğunu kanıtlamaz. Elimizdeki en eski kayıtta Kuyaş bir tanrı değil, göğün ortasındaki sıcaktır.

Kavuran Güneş

Adın ilk kayıtta bunaltıcı sıcakla birlikte anılması, onun Gün Ana'dan hangi noktada ayrıldığını gösterir. Gün Ana göğün yedinci katında oturan, besleyen ve koruyan tanrıçadır; Kuyaş ise güneşin başa vuran, otu kurutan, yolcuyu bunaltan yüzüdür.

Bozkır ve çöl kıyısındaki bir hayatta güneşin bu iki yüzü de gerçektir. Aynı ışık hem otlağı yeşertir hem kuyuyu kurutur. Türk anlatısında bunun iki ayrı adla karşılanması, doğa güçlerinin tek yönlü düşünülmemesinin bir örneğidir — ateşin hem koruyan hem yakan yüzünün Od Ana'da toplanması gibi.

Güneşe Gösterilen Saygı

Güneş, Türk inancında yaşamı sürdüren güç sayılır ve doğuşu saygıyla karşılanır. Doğan güneşin üç ya da dokuz kez selamlandığı, o sırada dua edildiği aktarılır. Bu saygı bir tapınakta değil, açık havada ve doğuya dönülerek gösterilir; aynı yöneliş Tengri'ye dua ederken de vardır.

Doğu yönünün ayrıcalıklı sayılması buradan gelir. Çadırın kapısı, gömütün yönü ve törenlerde durulan yer güneşin doğduğu tarafa göre ayarlanır. Güneş burada tapılan bir tanrıdan çok, düzenin yönünü belirleyen ölçüdür.

Adın Durumu

Kuyaş'ın eril bir güneş tanrısı olarak, Gün Ana'nın karşısına konulması yirminci yüzyıl sonunda düzenlenen Türk mitolojisi sözlüklerinde belirginleşmiştir. Eski derlemelerde ona ait bir anlatı, bir soy ya da bir tören bulunmaz.

Buna karşılık ad uydurma değildir; sözcük gerçektir, eskidir ve yaşamaktadır. Doğru okuma, Kuyaş'ı ayrı bir tanrı saymaktan çok, güneşin Türk dilindeki başka bir adı ve onun eril düşünüldüğü kullanım saymaktır. Türk anlatılarında güneşin cinsiyetinin tek biçimli olmadığını göstermesi bakımından değerlidir: baskın tasavvur dişildir, ama tek tasavvur değildir.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Güneşin eril olması dünyada yaygın olan dağılımdır. Sümer'de güneş tanrısı Utu gökten her şeyi gördüğü için aynı zamanda adaletin tanrısıdır; Mısır'da Ra hem güneş hem tanrıların kralı ve yaratıcının kendisidir. Türk mitolojisini ayıran, bu yaygın dağılımın tersini kurması ve güneşi öncelikle Gün Ana olarak anmasıdır; Japon anlatısındaki Amaterasu ile Nors anlatısındaki Sol de aynı ters dizilimi paylaşır.

Güneşin yakıcı yanının ayrıca anılması ise Mısır'da açık bir karşılık bulur: orada güneşin öfkesi, çölün kavurucu rüzgârını soluyan aslan başlı tanrıça Sekhmet'te toplanır. Aradaki fark, Sekhmet'in kendi anlatısı, tapınağı ve rahipleri olan bir tanrıça olmasıdır; Kuyaş ise bir tanrıdan çok, aynı gücün ikinci adıdır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 8 madde, aralarında 17 bağlantı.