Yeraltı dünyasının hükümdarı Erlik'in dokuz kızına toplu olarak verilen addır. Kamın yolculuğunda karşısına çıkan, onu oyalayıp görevinden alıkoymaya çalışan varlıklardır. Adlarındaki kara, kötülüğün rengi değil yeraltının rengidir; gökteki karşıtları olan Ak Kızlar'ın ak'ı da aynı biçimde Ülgen'in dünyasını gösterir.
Türk inancındaki kötücül varlıklar arasında yerleri özeldir. Ne canavardırlar ne de hastalık ruhu; yaptıkları iş güç kullanmak değil, karşısındakini kandırmaktır. Bu yüzden onlara karşı korunmanın yolu da dövüşmek değil, kendini tutmaktır.
Adları
Dokuz kardeştirler. Dokuzun da ayrı adı olduğu söylenmez; kaynaklar onları tek bir küme olarak anar ve yalnızca ikisinin adı bilinir: Erke Hanım ile Kiştey Ana.
Bu adsızlık gökteki karşıtlarında da vardır; Ak Kızlar'ın hiçbirinin adı bilinmez. İki kümede de kişilik değil işlev anlatılır: kim oldukları değil, ne yaptıkları önemlidir.
Kamın Yolundaki Sınav
Adları ağırlıkla kamın yolculuğunu anlatan dualarda geçer. Belirli bir görevleri olmadığı, vakitlerini oyun ve eğlenceyle geçirdikleri söylenir; iş edindikleri tek şey yoldan geçeni durdurmaktır.
Engelleri iki yönlüdür. Yeraltına inen kamı kandırıp ağlarına düşürmeye, Ülgen'e kurban sunmak üzere göğe çıkanı ise kendi yanlarına çağırıp görevini unutturmaya çalışırlar. Böylece yalnız aşağının değil, yukarı giden yolun da sınavıdırlar.
Kendini tutamayan kamın sunduğu kurban kabul edilmez; öteki ruhlar tarafından cezalandırılır ve kimi anlatılarda sonunda Erlik'in eline düşer. Bu yüzden kamın onları geçmesi güç göstermesine değil, oyuna kapılmamasına bağlıdır.
Görünüşleri
Kam dualarında dağınık saçlı, ölçüsüz ve açık saçık varlıklar olarak anılır, kimi metinlerde doğrudan utanmaz maskaralar diye geçerler. Saçlarının kara yılanlara benzediği söylenir.
Güzellikleri Ak Kızlar'ınki gibi anlatılmaz; onları çekici kılan güzellik değil işve ve alaydır. Aralarında görünüşü en ayrıntılı betimlenen Kiştey Ana'dır ve onun betimlemesi güzellikle değil dehşetle kuruludur.
İnsanlara Verdikleri Zarar
İşleri kamı oyalamakla bitmez. Babalarının dünyasından çıkıp insanlar arasında dolaştıklarına ve yeryüzüne salgın hastalık gönderdiklerine inanılır; açıklanamayan hastalıklar ve toplu ölümler onlara bağlanır.
Bu yönleriyle babalarının işini sürdürürler. Erlik hastalığı ve ölümü gönderen taraftır; kızları da aynı yolun görevlileri sayılır.
Ak Kızlar ile Karşıtlığı
Türk inancındaki gök–yeraltı karşıtlığı bu iki küme kız kardeşte de tekrarlanır ve sayıları bile aynıdır. Ülgen'in dokuz kızı kama ilham verir, sözünü ve ezgisini ona onlar söyletir; Erlik'in dokuz kızı ise aynı kamı yolundan eder.
İkisi birlikte kamın işini bir seçim haline getirir. Yolculuk boyunca hem çağıran hem çeldiren vardır; kamlığın ölçüsü de hangisine kulak verdiğidir.
Kaynaklardaki Yeri
Kendilerine ait bağımsız bir anlatı bulunmaz. Adları, babalarının ve kardeşlerinin sıralandığı listelerde ve kam dualarının içinde geçer; Altay bölgesinden derlenen şaman metinlerinin dışında kayda geçmiş bir izleri yoktur.
Bu yüzden haklarındaki bilgi bir olay anlatısına değil, dualarda geçen sıfatlara ve betimlemelere dayanır. Derlemeler arasında ayrıntı farkları görülür; sayının dokuz olması ise bütün kayıtlarda ortaktır ve Türk inancındaki dokuz sayısının kutsallığıyla birlikte düşünülür.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Yolculuğun ortasında beliren, sesiyle ve güzelliğiyle yolcuyu görevinden alıkoyan dişil varlık başka mitolojilerde de bulunur. Yunan anlatısındaki Siren'ler şarkılarıyla gemicileri kendilerine çeker; kurtulmanın yolu onları alt etmek değil, seslerine kapılmamaktır. Kara Kızlar'da da tehlike güçlerinde değil, karşılarındakinin kendini tutup tutamamasındadır.
Yunan anlatısındaki Lamia adının sonradan kazandığı ikinci anlam da buna yakındır: güzelliğiyle genç erkekleri kandıran dişi varlıklar. Aradaki fark amaçtadır; orada varlık avlanmak için kandırır, burada ise kandırmanın kendisi bir sınavdır ve kaybeden yalnızca kamdır.