Hakas Türklerinin kahramanlık destanlarındaki kadın yiğittir. Bir ak kayanın içinde kendiliğinden var olur, çevresindeki halkı korur ve adını taşıyan destana konu olur. Türk anlatı geleneğindeki alp kız tipinin en eski katmanlarını taşıyan örneklerden sayılır.
Onu öbür yiğitlerden ayıran yan, ölümün onun için kesin olmamasıdır. Destan onu yok olacak ruhu bulunmayan, dökülecek kanı olmayan bir varlık diye anlatır. Anlatı boyunca iki kez ölür. İlkinde yeniden ayağa kaldırılır, ikincisinde canı bedeninden çok uzakta alınır.
Adını taşıyan destan on binden çok dizedir ve üç kuşak yiğidin işini birden anlatır. Bu genişlik içinde tek bir kahramanın ömrü değil, bir soyun düşmanlarıyla uğraşısı aktarılır.
Adı
Adın ikinci parçası olan arığ, Hakas dilinde temiz ve saf demektir. Hakas destanlarında kadın kahramanların adları çoğunlukla bu sözcükle biter. Huban Arığ ve Ah Çibek Arığ destanlarının adları da onu taşır. İlk parçadaki altın ise Hakas anlatısında sık kullanılan bir yüceltme sözüdür. Kahramanın soyunu değil değerini bildirir.
Ak Kayadan Doğuşu
Annesi ve babası yoktur. Yeryüzünün en yüksek tepesi sayılan Kirim Dağı'ndaki ak kayanın içinde kendiliğinden var olur. Dünyaya çıplak bir çocuk olarak değil, savaş giyimi üstünde gelir.
Aynı anda atı da var olur. Altın yeleli, altın toynaklı ak boz bir attır ve yiğidiyle aynı anda yaratılmıştır. Türk destanlarında at, kahramanın sonradan bulduğu bir hayvan değil onunla birlikte dünyaya gelen bir yoldaştır. Aynı düşünce Köroğlu ile Kırat arasındaki bağda da görülür.
Silahıyla birlikte doğan kahraman yalnız Türk anlatısına özgü değildir. Yunan anlatısındaki Atena da babasının başından tam donanımlı çıkar. Ayrım, doğuranın kim olduğundadır. Atena'yı bir tanrı doğurur, Altın Arığ'ı doğuran kimse yoktur.
Ak kayanın çevresindeki otağlarda yaşayan halk onun koruması altındadır. Bu halk onu seçmiş ya da ondan yardım istemiş değildir. Koruma işi, var oluşuyla birlikte gelen bir yüktür.
Kaya içinde ak taştan bir yatakta yatarken anlatılır. Üstünde ak zırh vardır. Arkasında altmış, omzunda elli saç örgüsü bulunur. Aynı sayılar Huban Arığ için de sayılır. Hakas destanları güzelliği ve gücü ortak kalıplarla anlatır, her kahramana ayrı bir betim aramaz.
Çibetey Han ile Alıp Han Hıs
Destanın büyük bölümü Çibetey Han'ın çevresinde döner. Yurdun asıl sahibi odur. Altın Arığ onu ağabey sayar ve onun için savaşır. Yaşça küçüktür, destanın bir yerinde Altın Arığ'ı ablası diye anar.
Çibetey Han, yiğit kız Alıp Han Hıs ile evlenmek ister. Kız kendisini yenemeyene varmaz. Bu işi üstlenen Altın Arığ olur. İki kızın çarpışması yıllarca sürer ve iki yandan biri üstün gelemez. Sonu getiren şey güç de olmaz. Alıp Han Hıs, Çibetey Han'ın kendisine acıdığını görünce evlenmeye razı olur. Altın Arığ, yaraladığı rakibini bir iksirle iyileştirir. Bu evlilikten Hannığ Hılıs doğar.
Talip olanı sınayan kız Türk anlatısının bilinen bir kalıbıdır. Bamsı Beyrek de Banı Çiçek ile ok atışıp güreşmeden ona varamaz. Aradaki fark, burada sınavı damadın değil onun adına dövüşen bir başka kadının vermesidir.
Çibetey Han'ın ağabeyi diye anılan Hulatay da destanın önemli kişilerindendir. Başlarda Altın Arığ'ın karşısındadır, onunla dövüşür ve yenilir. Destanın bir yerinde ak ot ile kök otun ucundan bir ilaç yapıp ölen Çibetey Han'ı diriltir. Hakas destanlarında ölüm çoğu kez son değildir. Diriltme otu, yeraltına inip geri dönme ve kayaya kapanıp yeniden çıkma aynı düşüncenin ayrı yüzleridir.
İlk Ölümü
Altın Sayzan'ın iki yiğit kızı, Picen Arığ ile İcen Arığ, tahtı ele geçirmek ister. Destanın en çok anılan bölümünü onlar hazırlar. İkisi ellerinde canlı topuz ve kılıçla ak kayaya gelir. Kayanın kapısı yoktur. Picen Arığ kayanın önünde Huu İney'in türküsünü söyler ve kapı açılır.
İçeride uyuyan kızı bulurlar. Picen Arığ canlı topuzun on iki düğmesini çözer, on iki emniyetini açar, topuzu yedi kez çevirip yatana vurur. Ak kaya büyük bir çanın sesi gibi gürleyerek yıkılır. Ama Picen Arığ üç kez vursa da kızı öldüremez. İşi kızların babası Altın Sayzan bitirir ve Altın Arığ ile atının başını çelik topuzuyla uçurur. Bu bölüm destanın dönüm noktasıdır. Kahramanın var olduğu yer, onun yok edildiği yer olur.
Dönüşte o sırada altı yaşında olan Çibetey Han'ı da öldürürler. Tahta Picen Arığ oturur. Halkı zorla Alıp Saaday'ın yurduna sürer, karşı çıkanları öldürür, yaşlıları ağaçlara astırır.
Huu İney
Yurdu kurtaran Huu İney olur. Adı ak ya da solgun kocakarı anlamına gelir. Doksan yıl boyunca yeryüzünü dolaşıp ölen soyunu diriltecek dirilik suyunu arar. Kılık değiştirir ve çoğu kez kurt donuna girer. Bu yüzden kimi çalışmalar onu ak kurt ana düşüncesine ve Aşina anlatısındaki dişi kurda yaklaştırır.
Yurdun düştüğü durumu görünce Altın Arığ'ı, atını ve Çibetey Han'ı ak suyla diriltir ve onları öç almaya gönderir. Dirilenler önce Picen Arığ ile İcen Arığ'ı, ardından Alıp Saaday'ı öldürür. Kayayı açan türkünün Huu İney'in türküsü olması da bu yüzden anlamlıdır. Kızı ölüme götüren kapı ile hayata döndüren güç aynı yaşlı kadına bağlanır.
İkinci Ölümü
Altın Arığ'ın canı bedeninde değildir. Yeryüzünün doruğu sayılan Ak Dağ'ın üstündeki Altın Kaya'da, iki başlı ve altın tüylü bir guguk kuşunun içinde saklıdır. Yer o kadar uzaktır ki kanatlı kuşlar ve güçlü av hayvanları bile oraya ancak üç kez dinlenerek varabilir.
Bu sırrı Hulatay'ın karısı Pora Ninci öğrenir ve guguk kuşunu öldürür. Altın Arığ'ın asıl ölümü budur. Son sözlerinde sıkıntıları gidermek için yaratıldığını, halkı ve yurdu için acı çekerek öldüğünü söyler. Doğduğu kayada ölen Ah Çibek Arığ gibi onun ölümü de yeryüzündeki bir kayaya bağlıdır.
Öbür Destanlardaki Yeri
Adı yalnız kendi destanında geçmez. Altın Taycı destanında da bu adı taşıyan bir kadın vardır. Orada gece gündüz içen ve yurduyla ilgilenmeyen kardeşine annesinin babasının başına gelenleri hatırlatır, onunla güreşip pes ettirir ve onu olması gereken yiğide çevirir.
İki anlatıdaki kişinin aynı kişi olup olmadığı açık değildir. Hakas destanları ortak bir kişi kadrosunu paylaşır ve aynı ad ayrı anlatılarda ayrı işlerde görünebilir.
Koruyucu yanıyla Umay'a yaklaştığı ileri sürülür. İkisi de doğurmadan koruyan, soyun sürmesini gözeten güçlerdir. Destan boyunca Altın Arığ ne evlenir ne han olur ne de yurt alır. Kazanılanı elinde tutan hep başkasıdır.
Kaynaklardaki Durumu
Destan 1955 yılında bir Hakas destan anlatıcısının ağzından derlenmiştir. Destanı başka anlatıcılar da söylemiştir ama en eksiksiz biçimi bu anlatıcınınkidir. Rusça bilimsel yayımı 1988 yılında çıkmıştır. Türkiye Türkçesine aktarılmış biçimi 1997 yılında yayımlanmıştır ve Türkiye'de basılan ilk Hakas destanı sayılır.
Hakas geleneği, Türk dünyasında baş kahramanı kadın olan destanların en çok derlendiği yerdir. Altın Arığ'ın yanı sıra Huban Arığ, Ah Çibek Arığ ve Ay Huucin destanları da Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.