Hakas Türklerinin kahramanlık destanlarında geçen yiğittir. En çok Altın Arığ destanında anlatılır. Orada Çibetey Han'ın ağabeyi olarak anılır ve ölen Çibetey Han'ı otlardan yaptığı bir ilaçla diriltir. Dokuz kulaç boyunda, koyu kula renkli bir ata biner.
Aynı ad Albıncı destanında da geçer. Orada taşa kesilen ve kız kardeşinin dirilttiği, sonradan oğlunun eliyle aklını bulan bir babadır. İki destan Hulatay'a ayrı bir soy verir. Ortak yanları, ikisinde de güçlü ama sözü dinlenmeyen, kara güçlerle iyilerin arasında gidip gelen bir yiğit olmasıdır.
Altın Arığ Destanındaki Soyu
Babası koyu doru atlı Küçün Küreldey, annesi Pis Tumzuh Plö Harın'dır. Destanın bir yerinde öbür dünyadan gelen bir kötü ruhun oğlu diye de anılır. Karısı Pora Ninci'dir. Bu kadın sonradan yerin altına çekilir ve destanın sonunda Altın Arığ'ın canını taşıyan kuşu öldüren de o olur.
Çibetey Han ile kan kardeşi değildir. Çibetey Han'ın babası Alıp Han'dır. Buna karşın ikisi aynı yurtta yaşar, aynı sofraya oturur ve destan onları iki kardeş diye anlatır. Çibetey Han ona hep ağabey der, oğlu Hannığ Hılıs da Hulatay'ı amcası sayar.
Altın Arığ ile Çatışması
Destanın ilk bölümlerinde Hulatay iyilerin yanında görünmez. Altın Arığ onu Erlik'in kötü ruhlarından biri sayar, ona köpek der ve ele geçirirse yok edeceğini söyler.
Sonra iki kardeş babalarının yurdundaki varlıkla yetinmemeye karar verir. Dünyayı dolaşıp başka halkları baş eğdirmeyi, sürülerine sürü katmayı konuşurlar. Hulatay ile Altın Arığ arasındaki çatışma da bu bölümlerde doruğa çıkar. Kız, kara ruhlardan hiç kurtulamayacağını söyleyerek onu altı kez sarsıp havaya kaldırır ve Ah Sın sırtının tepesinde yere çarpar. Kendinden geçen yiğidin yüzü bir anda kararır. Ardından bir iksirle iyileştirildiği anlatılır.
Bu anlatılış Hakas destanlarının bilinen bir yoludur. Yenilen düşman çoğu zaman öldürülmez, iyileştirilip yana alınır. Altın Arığ, Alıp Han Hıs ile yaptığı uzun dövüşten sonra onu da bir iksirle yeniden ayağa kaldırır.
Diriltici Yanı
Hulatay'ı destanın öbür yiğitlerinden ayıran sahne, Çibetey Han'ı diriltmesidir. Ak ot ile kök otun ucunu alıp bir ilaç hazırlar ve ölen kardeşini bununla hayata döndürür.
Ak ot ile kök ot Hakas destanlarının bilinen diriltme otlarıdır. Huban Arığ ölen köpeğini ve yolda bulduğu ölü bir çocuğu aynı otlardan yaptığı ilaçla diriltir. Ah Çibek Arığ da yanlışlıkla vurduğu bir hizmetçiyi bu otlarla geri getirir. Sümer anlatısında yeraltında ölen İnanna da yaşam suyu ve yiyeceğiyle diriltilir.
Hulatay'ın diriltme gücü onu ölümden korumaz. Destanın ilerisinde Çibetey Han ile birlikte yüksek bir sırtın tepesinde savaşırken ikisi de düşer.
Yazı Yazan Yiğit
Hakas destanlarında kahramanlar okuma yazma bilir. Hulatay da yazı yazan yiğitlerdendir. Altın Arığ destanında gözlerinden kanlı yaşlar dökülürken bir mektup yazar. Albıncı destanında ise vurup öldürdüğü kuğu kızın taşlaşan bedeninin üstüne, dünyada karısından güzeli olmadığını yazar.
Albıncı Destanında
Bu destanda Albıgan ile Ay Arh'ın oğludur. Babasının yurdu koruma öğüdünü dinlemeden uzaklara gider. On iki yıl sonra dönerken Kirim Dağı'nın tepesinde atıyla birlikte taşa kesilir. Kız kardeşi Altın Köök, halkın onu sevinçlerini savaşla bozduğu için lanetlediğini söyler.
Ardından düşman Üzüt Han yurdu yıkar. Küçük kız kardeşi Çarıh Köök, bir guguk kuşunun öğüdüyle sargay bitkisinin köklerini çiğneyip suyunu taşlara tükürür ve önce atı, sonra Hulatay'ı diriltir. Ardından kendisi de guguk kuşuna dönüşüp uçar. Mısır anlatısında İsis'in kardeşi ve eşi Osiris'e yeniden soluk vermesi de bu kız kardeş diriltmesini andırır.
Hulatay sonra kuğu kılığındaki Çibek Arh'ı okla vurur. Taşa dönen kız sonradan diriltilir ve ona eş olur. Üzüt Arh adlı dev kızın büyüsüyle aklı bulanan, sonra yeniden kara güçlerin eline düşen Hulatay'ı sonunda oğlu Albıncı atının kuyruğuna bağlar, aklını başına getirmek için kaynar bir katran kazanına atar. Hulatay kazandan ak sakallı bir ihtiyar olarak çıkar, ömrünü boşa geçirdiğini söyler ve silahlarını bırakır.
Bu destan Rusçaya manzum olarak aktarılmış biçimiyle bilinir. Aktarımdaki öğüt yüklü dilin ne kadarının anlatıcıya ait olduğu açık değildir. Altın Arığ'ı anlatan destancının ağzından da yirminci yüzyıl ortasında Hulatay adıyla ayrı bir anlatı derlenmiştir. İki destandaki Hulatay'ın aynı kişi olup olmadığı açık değildir.