söylence
/türk/ırkıl
_

Irkıl

Irkıl — Türk Mitolojisi
Irkıl.
Irkıl Ata, Irkıl Hoca, Irkıl Han, Arkıl Han olarak da bilinir.
İlk kam sayılan bilge, töre kurucusu.

Türk anlatısında yeryüzündeki ilk kam sayılan ve töreyi kuran bilge olarak anılan kişidir. Adı iki ayrı gelenekte karşımıza çıkar. Oğuz soy anlatılarında Oğuz Kağan'ın değer verdiği bilge Irkıl Hoca, Sibirya anlatılarında ise kamların atası sayılan Irkıl Han'dır.

İki geleneğin ortak yanı, onu bir yönetici ya da savaşçı değil, bilen kişi olarak anmasıdır. Verdiği şey güç değil düzendir.

Adı

Ad, eski Türkçede fal ve kehanet anlamına gelen ırk sözcüğünden gelir. Divanü Lugati't-Türk bu sözcüğü falcılık, kehanet ve birinin içinden geçeni bilmek diye açıklar. Aynı kökten türeyen ırkla- fiili fala bakmak demektir ve kam ırkladı gibi kullanımlarda geçer.

Köktürk harfleriyle yazılmış, günümüze ulaşan en eski elyazması olan fal kitabının adı da bu köktendir. Kitap Irk Bitig, yani fal kitabı adını taşır.

Buna göre ırkıl ve ondan bozma arkıl, bu işi yapan kişiyi karşılar. Yani ad aslında bir kişi adı değil, bir unvandır. Bunun anlamı, iki ayrı gelenekte aynı adın görülmesinin bir rastlantı olmayabileceğidir. Aynı sıfat iki ayrı bilgeye verilmiş olabilir.

Oğuz Anlatısındaki Irkıl Hoca

Reşidüddin'in derlediği Oğuz soy anlatısında Irkıl Hoca, Oğuz Kağan'ın çok değer verdiği bilge kişidir. Asıl işi kağanın ölümünden sonra görülür.

Oğuz Kağan'ın yerine geçen oğlu Gün Han ülkeyi ona emanet eder. Irkıl Hoca, altı oğuldan her birinin dörder oğlu bulunduğunu, yani yirmi dört torun olduğunu hesaplayıp gelecekte çıkacak anlaşmazlığı önlemek için bir düzen kurar. Her boya bir oturma yeri, bir lakap, bir tamga ve bir ongun verilir.

Bu düzenin iki parçası ayrıca anılır. Kurultayda kimin nerede oturacağını gösteren yere orun, şölende kesilen hayvandan kimin hangi parçayı alacağını gösteren paya ülüş denir. İkisi de rütbeyi bildirir. Kimin nerede oturduğu ve hangi eti aldığı, boylar arasındaki sırayı herkesin gözü önünde belirler.

Anlatının söylediği düşünce açıktır. Kavgayı önleyen şey güç değil, önceden konmuş bir sıradır. Bozok ile Üçok kollarının ayrılması da bu düzenin bir parçasıdır.

İlk Kam

Sibirya anlatısında ise Irkıl, yeryüzündeki ilk kam ve bütün kamların atasıdır. Yakut derlemelerinde An Argıl Oyun adıyla geçen ilk kam ile aynı kişi sayılır.

Gücü olağanüstüdür. Üç yıl önce ölmüş olanı bile diriltir, körün gözünü açar. Yaptıkları duyulunca yaratıcı tanrı Ayığ Han ona elçi gönderip bu gücü kimin adına gösterdiğini sordurur. Elçiler üç kez gider, üç kez aynı yanıtı alır. Irkıl hiçbir tanrıya inanmadığını, yaptıklarını kendi gücüyle yaptığını söyler.

Bunun üzerine tanrı onu ateşe attırır. Ancak yakılması bir son olmaz. O ateşten çıkan kıvılcımlar, sonraki kamların ruhlarını meydana getirir. Kamlığın kaynağı böylece bir cezaya bağlanmış olur.

Anlatının kurduğu düşünce Türk inancındaki kamlık anlayışıyla uyuşur. Kam gücünü kendinden alamaz, kendisine verilir. İlk kamın yanılgısı gücü göstermek değil, onu kendisine mal etmektir.

Kaynaklardaki Durumu

İki anlatı ayrı kaynaklardan gelir ve birbirine benzemez. Biri Oğuz soy anlatılarında, öbürü Sibirya kam derlemelerinde bulunur. Aralarında bir olay ya da kişi ortaklığı yoktur.

İkisini tek bir kişide birleştiren, sonraki dönemde düzenlenen Türk mitolojisi sözlükleridir. Bu birleştirme adın ortaklığına ve iki figürün de töre kurucusu sayılmasına dayanır. Kanıtlanmış bir durum değildir. Bu maddede iki gelenek ayrı ayrı verilmiş, aynı kişi oldukları ileri sürülmemiştir.

Türkmen anlatılarında da geçmiş zamanın bilgesi olarak anıldığına ve töreyi öğreten kişi sayıldığına dair izler bulunur.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Ölüyü dirilten hekimin bu yüzden cezalandırılması Yunan anlatısında da vardır. Hekimliğin tanrısı Asklepios ölüleri geri döndürmeye başlayınca düzenin bozulacağını gören Zeus onu yıldırımla vurur. İki anlatı da aynı sınırı çizer. Ölümü geri çevirmek insana bırakılmış bir yetki değildir.

Aradaki fark ise sonda ortaya çıkar. Asklepios cezasından sonra göğe alınıp tanrılar arasına katılır, Irkıl ise yanar ve geriye yalnız sonraki kamların ruhları kalır. Biri kişi olarak sürer, öbürü bir mesleğe dönüşür.

Töre kurucusu yanıyla ise Sümer anlatısıyla karşılaştırılabilir. Orada uygarlığın bütün kuralları ve zanaatları me adı verilen güçlerdir ve tanrıdan tanrıya geçer, insan onları düzenlemez. Türk anlatısında ise boyların sırasını, adını ve payını kuran bir tanrı değil bir bilgedir. Düzenin gökten inmesi ile insan eliyle konması arasındaki fark buradadır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 9 madde, aralarında 16 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.