Sümer mitolojisinde ay tanrısı Nanna'nın kentidir. Tanrının eşi Ningal de burada anılır. Sümercede adı Urim biçiminde yazılır. Bugünkü Irak'ın güneyindeki kalıntıları, Fırat'ın eski yatağının kıyısındadır.
Adının kısalığı yüzünden sık sık Uruk ile karıştırılır. İkisi ayrı kentlerdir. Uruk İnanna'nın, Ur ise Nanna'nındır ve anlatıları birbirine benzemez. Uruk kahramanların kenti olarak anılır, Ur ise yıkılışıyla anılır.
Ay Tanrısının Kenti
Kentin ortasında Nanna'ya adanmış bir tapınak alanı bulunur. Alanın en yüksek yapısı basamaklı bir kuledir ve adı temeli korku salan ev anlamına gelir. Kral Ur-Nammu tarafından yaptırılmıştır. Üç kat halinde yükselir, üç merdivenle çıkılır ve tepesinde tanrıya ayrılmış küçük bir yapı bulunur.
Bu kule bugün ayakta kalan en iyi durumdaki Mezopotamya yapısıdır. Yüksekliği bir gösteriş değil bir düşüncedir. Tanrı gökte olduğu için tapınak yerden yükseltilir, insan yukarı çıkarak ona yaklaşır.
Ay tanrısının kenti olmak, Ur'a ayrı bir yer verir. Nanna göğün ışıklarının en yaşlısı sayılır ve zamanı ölçen odur. Ayın evreleriyle sayılan takvimin merkezi olması, kenti bütün Sümer için ortak bir yere çevirir.
Krallığı ve Yasası
Sümer kral listesinde Ur'un birkaç kez krallığı elinde tuttuğu yazılıdır. Bunların sonuncusu, Sümercenin son büyük dönemidir. Ur-Nammu ile başlayan ve oğlu Şulgi ile süren bu dönemde kent, dünyanın en kalabalık yerlerinden biri olmuştur.
Ur-Nammu adına yazılmış yasa metni, bugün bilinen en eski yasa derlemesidir. Metnin başında kral, krallığı Nanna'dan aldığını söyler ve adaleti güneş tanrısı Utu'nun sözüne göre kurduğunu bildirir. Yasanın kaynağı böylece iki tanrıya bağlanır. Biri yetkiyi verir, öbürü doğruyu gösterir.
Cezalar çoğunlukla para iledir. Kırılan bir kemiğin ya da kesilen bir uzvun karşılığı gümüş olarak yazılıdır. Sonraki dönemlerin göze göz düzeninden farklı olan bu anlayış, Sümer yazısının en eski hukuk belgesinde durur.
Baş Rahibelik
Tapınak alanında rahibelerin oturduğu ayrı bir yapı bulunur. Buranın sahibi, tanrının baş rahibesidir. Bu göreve kentin kralları kendi kızlarını verir. Görev, kadın için ulaşılabilecek en yüksek dinsel yerdir.
Bu rahibelerin en tanınmışı, Akad kralı Sargon'un kızı Enheduanna'dır. Ur'da Nanna'nın baş rahibesi olarak durmuş, İnanna için uzun ilahiler yazmıştır. Adı bilinen ilk yazar sayılır. Ur, böylece yazının kişiye bağlandığı ilk yerdir.
Kral Mezarları
Kentin en çok konuşulan kalıntısı, tapınak alanının yanında bulunan mezarlıktır. İki bine yakın gömünün arasında zengin donanımlı olanlar ayrılır. Altın, gümüş ve mavi taş işlemeli eşyalar, çalgılar ve silahlar bunların içinden çıkmıştır.
Bu mezarların yanında ayrı çukurlar bulunur. Çukurların içinde, süslenmiş olarak sıraya dizilmiş çok sayıda insan yatar. Yanlarında birer içki kabı vardır. Bunların ölen kişiye öbür dünyada hizmet etmek üzere kendi elleriyle can verdikleri düşünülür.
Ölünün yanına yalnız eşya değil insan da konması Sümer metinlerinde açıkça anlatılmaz. Bu yüzden mezarlar, yazının söylemediği bir inancın toprakta kalmış kanıtı sayılır. Anlatı ile kalıntı burada birbirini tutmaz ve boşluğu dolduran kazıdır.
Ur'un Ağıdı
Kentin mitolojideki asıl yeri, yıkılışına yakılan ağıttan gelir. Doğudan gelen ordular kenti almış, tapınağı yağmalamış ve Sümerce konuşulan son büyük devlet böylece sona ermiştir. Olayın ardından yazılan uzun şiir, Sümer yazınının en dokunaklı metnidir.
Şiirde felaket bir fırtına olarak anlatılır. Bu fırtına yağmur getirmez, yalnız yıkar. Sokakları boşaltır, evleri devirir ve kentin üstüne çöker.
Ningal, tanrılar meclisinde kentini bağışlamaları için An ile Enlil'e yalvarır. Ağlar, önlerinde diz çöker, kararı geri aldırmaya çalışır. Karşılık, kentin süresinin dolduğu ve verilmiş yargının geri alınamayacağıdır. Tanrıça yenilir ve kendi tapınağını bırakıp gider.
Anlatının ağırlığı buradadır. Kenti yıkan düşman değil, tanrıların kararıdır. Düşman yalnız o kararı yerine getirir. Kendi tanrısı tarafından bırakılan kent, artık savunulacak bir yer değildir. Şiir buna rağmen bir dilekle biter ve tanrıçadan geri dönmesi istenir.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Kutsal merkezin yitirilmesi başka geleneklerde de anlatılır. Türk yazıtlarında kağana Ötüken'de oturması buyrulur ve oradan uzaklaşıldığında ilin çözüleceği söylenir. Nors anlatısında tanrıların yurdu Asgard, Ragnarök gününde yıkılır.
Aradaki fark sondadır. Ragnarök anlatısında yıkımdan sonra yeryüzü sudan yeniden çıkar ve yaşam sürer. Ötüken için söylenen bir uyarıdır, olan bir şeyin değil olabilecek bir şeyin anlatımıdır. Ur'un ağıdı ise olup bitmiş bir yıkımın ardından yazılmıştır. Onu ötekilerden ayıran, kendi tanrıçasının kararı geri aldıramamış olmasıdır.