söylence
/sümer/me
_

Me

Me — Sümer Mitolojisi
Me.
Garza, Parsu olarak da bilinir.
Uygarlığın kurallarını taşıyan güçler.

Sümer düşüncesinde uygarlığın bütün kurumlarını, zanaatlarını, törenlerini ve kurallarını karşılayan güçlerdir. Krallık, rahiplik, yazıcılık, demircilik, müzik, yargı, savaş ve daha yüzlercesi ayrı birer me sayılır.

Bunlar bir düşünce ya da bir gelenek değil, tanrıların elinde duran ve elden ele geçebilen şeylerdir. Sümer anlatısında uygarlık icat edilmez, keşfedilmez; verilir. Bu maddenin anlattığı asıl şey budur.

Ne Oldukları

Sümerce sözcüğün tam karşılığı bilinmez. Kaynaklarda tanrısal buyruk, ilke, güç ve düzen gibi karşılıklarla verilir; hiçbiri tam oturmaz. Akadça metinlerde aynı kavram başka bir sözcükle karşılanır.

Karşılığın bulunamamasının sebebi, kavramın iki şeyi birden anlatmasıdır. Bir me, hem bir kurumun kendisidir hem de o kurumu var eden görünmez yetkidir. Krallık me'si hem tahtın kendisidir hem de tahta oturmayı mümkün kılan haktır.

Sayıları ve İçerikleri

Bir metinde yüzden fazlası tek tek sayılır. Aralarında beylik, tanrılık, taç, taht, asa, çobanlık, krallık ve rahiplik gibi mevkiler; yazıcılık, demircilik, dericilik ve dokumacılık gibi zanaatlar; müzik, sevinç ve ağıt gibi haller bulunur.

Listenin en dikkat çekici yanı ahlaki olmamasıdır. Doğruluğun yanında yalan, barışın yanında kavga, adaletin yanında kentlerin yıkılışı ve ağıt da birer me'dir. Yeraltına iniş ve oradan çıkış bile listede yer alır.

Bu, Sümer düşüncesinde uygarlığın iyilikten ibaret sayılmadığını gösterir. Kavga da, yalan da, yıkım da insan düzeninin parçasıdır; kaldırılacak kusurlar değil, düzenin kendi bileşenleridir. Liste bir ahlak öğütü değil, bir envanterdir.

Nesne Gibi Taşınmaları

Metinlerde soyut bir kavram gibi değil, tutulup taşınabilen şeyler gibi anlatılırlar. Verilir, alınır, çalınır, gemiye yüklenir, giyilir. Bir tanrının elinde toplanabilir ya da bir kente aktarılabilir.

Bir tapınağın ya da bir kentin gücü, elinde tuttuğu me'lerle ölçülür. Bu yüzden me kaybetmek yalnızca bir yetki kaybı değil, kentin kendisinin sönmesidir.

Enki'den İnanna'ya

En bilinen anlatı bunların el değiştirmesidir. Başlangıçta hepsi Eridu'da, bilgelik tanrısı Enki'nin elindedir.

İnanna kente konuk gelir; sofrayı kuran ve içkiyi sunan, tanrının veziri İsimud'dur. İçkiyle cömertleşen tanrı me'leri birer birer tanrıçaya armağan eder ve her verişte tanrıça aldım diyerek karşılık verir.

Ayıldığında ne yaptığını hatırlamaz; vezirine sorar ve olanı öğrenince onu tanrıçanın peşinden yollar. İsimud altı kez gemiye yetişip me'leri geri ister, altı kez de tanrıçanın veziri araya girip onu püskürtür. Sonunda me'ler Uruk'a ulaşır.

Anlatı, uygarlığın Eridu'dan Uruk'a geçişinin söylencesel anlatımı sayılır. Bir kentin öne çıkması, orada daha çok üretilmesiyle değil, uygarlığın oraya taşınmasıyla açıklanır.

Dünyanın Düzenlenmesi

Bir başka anlatıda Enki yeryüzünü dolaşır ve her yere, her işe bir düzen verir. Irmakları, bataklıkları, denizi, tarlayı, ağılı ve yapı işini tek tek ele alır; her birinin başına bir tanrı koyar.

Burada me dağıtılan bir yetkidir. Hangi tanrının ne yapacağı, hangi işin kime düştüğü böyle belirlenir. Aynı anlatıda İnanna, kendisine bir pay verilmediğini söyleyerek yakınır ve tanrı ona ayrı bir alan gösterir.

Yeraltına İnerken

Me'lerin taşınabilirliği en açık biçimde tanrıçanın yeraltına inişinde görünür. Aşağı inmeden önce onları üzerine kuşanır; taç, gerdanlık, ölçü çubuğu ve giysi biçiminde taşır.

Yeraltının yedi kapısından geçerken her kapıda birer birer alınırlar ve son kapıda tanrıça çıplak kalır. Kız kardeşinin karşısına elinde hiçbir şey kalmadan çıkar ve bu yüzden yenilir. Anlatının söylediği açıktır: tanrıçayı güçlü kılan kendi doğası değil, üzerinde taşıdıklarıdır.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Yönetme hakkının insandan değil yukarıdan gelmesi düşüncesi Türk inancında kut ile karşılanır; kağan tahta kendi gücüyle değil, kendisine kut verildiği için oturur. Aradaki fark kapsamdadır: kut kişiye verilen bir bağıştır, me ise bir kişiye değil bir düzene aittir ve kişiden kişiye değil kentten kente geçer.

Mısır'da düzenin adı Maat'tır ve o da yalnızca bir kavram değil, korunması gereken bir şeydir. Ne var ki Maat tektir ve bölünmez; me ise yüzlercedir ve parça parça verilebilir. Biri düzenin kendisi, öbürü düzenin envanteridir.

Japon anlatısında hükümdarlığın meşruluğu üç kutsal nesneye bağlanır; bunlardan biri Kusanagi adlı kılıçtır. Orada da yetki taşınabilir bir şeye bağlanmıştır, ama sayı üçle sınırlıdır ve el değiştirmesi anlatının konusu değildir. Yunan anlatısında ise uygarlığın insana geçişi bir hırsızlıkla olur: Prometeus ateşi tanrılardan çalıp insanlara verir ve bunun bedelini öder. Sümer'de böyle bir ceza yoktur; Enki me'leri kaptırır ama kimse cezalandırılmaz.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 10 madde, aralarında 22 bağlantı.