Odin'in iki kuzgunundan biridir. Öbürü Munin'dir ve ikisi Kuzey anlatısında hemen her zaman birlikte anılır. Her gün dünyanın üstünde uçar, gördüklerini ve duyduklarını tanrıya getirirler. Odin'in her şeyden haberdar olmasının yollarından biri bu iki kuştur.
Adı Eski İskandinavcada düşünce, akıl, gönül anlamına gelen hugr sözcüğünden türer. Munin'in adı da bellek anlamına gelen bir köke dayanır. İki adın anlamca birbirine çok yakın olduğu, eşleşmenin bir karşıtlık değil bir ikilik kurduğu kabul edilir. Kuşun soyundan ya da tanrıya nasıl geçtiğinden hiçbir kaynakta söz edilmez.
Tanrının Omzunda
Düzyazı Edda'da iki kuzgun Odin'in omuzlarına konar ve gördüklerini, işittiklerini kulağına söyler. Tanrı onları gün ağarırken salar, kuşlar bütün dünyayı dolaşıp yemek vaktinde geri döner. Tanrının pek çok şeyi bilmesi buna bağlanır ve ona bu yüzden kuzgun tanrısı anlamına gelen bir ad verilir. Aynı anlatıda sofrada ayağının dibinde iki kurt, Geri ile Freki durur. Kuzgunlarla kurtlar savaş alanının leşçileridir ve savaş tanrısının çevresi bu hayvanlarla kurulur.
Ynglinga Sagası tanrıları insanmış gibi anlatan bir çerçeve kullanır. Burada Odin'in iki kuzguna konuşma yetisi verdiği söylenir. Kuşlar ülkeleri dolaşıp ona haber getirir ve onu çok bilgili kılar.
Dönmeyecek Diye Korkulan
Şiirsel Edda'daki Grimnismal'de Odin kılık değiştirmiş olarak konuşur ve iki kuşun her gün yeryüzünün üstünden uçtuğunu söyler. Ardından Hugin'in geri dönmeyeceğinden korktuğunu, ama Munin için daha çok kaygılandığını ekler. Tanrıların en bilgesinin kendi kuşları için duyduğu bu kaygının nedeni şiirde açıklanmaz.
Kimi yorumlar burada bir esrime yolculuğu görür. Ruhunu bedeninden çıkarıp uzaklara gönderen biri için en büyük tehlike, ruhun geri dönememesidir. Bu okumada kuzgunlar tanrının dışarı salınan düşüncesi ve belleğidir. Karşı görüş, böyle soyut anlamlı adların 9. ya da 10. yüzyıldan önce verilmiş olmasının zor olduğunu ileri sürer. Ona göre kuşların kökü daha eski ve daha somut bir savaş simgeciliğinde aranmalıdır.
Savaş Alanının Kuşu
Ozan dilinde adı kuzgunun yerine kullanılır. Dolaylı söyleyişlerde savaş alanında kalan cesetler Hugin'in yemi olarak anılır, bir savaşçı da kuzgunu doyuran kişi diye övülür. Bir dizede Hugin'in asılanlara, Munin'in savaşta düşenlere uçtuğu söylenir. Odin hem asılarak sunulan kurbanların hem de savaşta ölenlerin tanrısı olduğu için bu ayrım onun iki yüzüyle örtüşür. 9. yüzyıldan kalma bir şiir de bir Valkür ile bir kuzgunun konuşması biçiminde kurulmuştur.
Kuzgun bir sancak simgesiydi de. 878 yılında İngiltere'de ele geçirilen kuzgunlu bir sancağın Ragnar Lodbrok'un kızlarınca dokunduğu kaydedilir. Zaferden önce kuşun kanat çırptığı, yenilgiden önce sarktığı anlatılır. Bu sancakların Odin'in kuzgunlarını anarak düşmana korku salmak için taşındığı düşünülür.
Madende ve Taşta
Kuşların tanrının yanındaki yeri yazılı kaynaklardan çok daha eskiye gider. 5. ve 6. yüzyıldan altın madalyonlarda mızraklı bir atlının iki yanında kuşlar görülür. İsveç'teki Vendel mezarlarından çıkan 6. ya da 7. yüzyıl miğfer levhalarında da mızraklı ve kalkanlı bir atlının üstünde iki kuş uçar. Bu sahneler genellikle Odin ile iki kuzgunu olarak okunur.
Danimarka'da Lejre'de bulunan gümüş bir heykelcikte tahtta oturan bir figürün iki yanına birer kuş konmuştur. Man Adası'ndaki Torvald Haçı'nda bir kurdun yuttuğu adamın omzunda bir kuş durur. Sahne Ragnarök günü Fenrir'in Odin'i yutması olarak yorumlanır ve kuşun iki kuzgundan biri olduğu düşünülür.
Öbür Mitolojilerde
Tanrıya haber taşıyan kuş başka anlatılarda da vardır. Yunan anlatısında Apollon'un ak kargası, sevgilisi Koronis'in sadakatsizliğini tanrıya bildirir ve kötü haberi getirdiği için kara renge boyanır. Orada haberci cezalandırılır, Kuzey'de ise tanrı habercisini yitirmekten korkar.
Japon anlatısında Yatagarasu gökten gönderilen üç ayaklı bir kargadır ve Cimmu'ya dağlık yolda kılavuzluk eder. O bilgi toplamaz, yol gösterir. Hugin ise yön vermez, dünyayı dolaşıp gördüğünü geri getirir.